Anasayfaya Git

John Lennon Biyografisi; Yaşamı, Ölümü ve Ardına Bıraktıkları!
Tarih: 28.01.2008 Saat: 13:29
Konu: Grup Elemanları Hakkında Bilgi



'Herkes yeni bir televizyon seti yerine barış isteseydi barış olurdu!'
John Lennon!!

John Lennon'ı anlamak, The Beatles’ı değil sadece onu anlamaktır ve sadece John Lennon’ı anlamak kendini anlamayı, çaba sarf etmeyi ve tüm bunlarla dünyayı değiştirebilmeyi öğrenmek demektir. 1970’ler ve 80’lerin barış yanlısı dehası, dünyanın en çok konuşulan adamı, ve her hareketi ile en çok tartışılan, okları en çok üstüne çeken sanatçısıydı. İdealleri uğuna çabalarken tüm karşıt tepkileri ne kadar önemsediğini bilemiyorum ama ‘asla vazgeçmediği’; tüm dünyanın emin olduğu bir gerçek.

Dünya genelinde John Lennon’ı örnek alan milyonlarca genç, hakkında yazılmış binlerce makale, internette yapılan milyarlarca yorum ve hala listelerde en tepede olan eserleri var. John Lennon, şu an dünyada olmasa bile tüm büyük dehalar gibi düşüncelerinin ölümsüzlüğüyle yeniden var oluyor. Her The Beatles şarkısında yeniden tartışılıyor ve yeniden yaşamın tabu olmuş değerleriyle alay ediyor.

Yazan; Muhammet Berzah

Yazının tamamı için devamına tıklayınız.



Ritim ve bok böcekleri

John Lennon 9 ekim 1940 yılında Lverpool da doğduğunda kader ya da adına her ne derseniz diyin, yolu çizilmeye başlamıştı. İşçi bir ailenin çocuğu olmanın tüm zorluklarıyla birlikte babasız büyümenin de eksikliğini çekmişti. Denizci olan babasını John Lennon 20 yılda sadece iki kez görmüş; 17 yaşındaysa bir otobüs kazasında annesini kaybetmişti. Bu onun için ne kadar yıkıcı olmuştur tahmin etmek zor değil. Daha sonra annesine olan sevgisinden oğlunun adını ‘Julian’ koyacak ve ‘Julia’ adında bir de şarkı yapacaktı. 1950’li yıllarda tüm dünya gibi John Lennon da Rock N Roll ile ilgilenmeye başlamıştı. 50’li yıllarda Elvis Presley gibi bir kral önderliğinde Rock N Roll bir virüs gibi dünyanın damarlarında dolanmaya başlamıştı.

"Elvis'ten önce bir şey yoktu." "Elvis gelene kadar beni hiçbir şey etkilemedi.

1956 yılında biraz da bu Rock N Roll fırtınasının etkisinden The Quarrymen adında bir gurup kurarak John Lennon müziğe kararlı bir adım atar. Aslında bu oluşumun The Beatles efsanesini de beraberinde getiren bir dizi olayın başlangıcı olduğunu söyleyebiliriz. The Quarrymen daha yerleşemeden, John Lennon bir partide tanıştığı Paul McCartney’i, The Quarrymen’e davet eder. Paul McCartney’nin de yakın zaman önce annesini kaybetmiş olması sanırım ki aralarında başlayan dostluğun temellerini oluşturur. Paul McCartney bu teklifi kabul eder ve The Quarrymen’e katılır ve kısa zaman sonra George Harrison’ı, John Lennon ile tanıştırır. Böylelikle The Beatles’ın temellerinin oluştuğunu söyleyebiliriz. The Quarrymen 1958 yılında, bir demo dahi kaydetmiş olmasına rağmen sonraki yıl 1959 da dağılır. Demo da bir coverla birlikte bir Paul McCartney ve George Harrison bestesi de vardır. 1960 yılında bir araya gelen üçlüye Stuart Sutcliffe’nin katılmasıyla The Beatles de yavaş yavaş oluşmaya başlamıştır. Yalnız gurubun ismi henüz The Silver Beatles’dır ki bu da yakın zaman sonra Paul McCartney’nin önerisiyle ‘ritim’ ve ‘bok böcekleri’, kelimelerinin birleşimiyle The Beatles halini alır. Sonradan guruba davulcu olarak Pete Best’in katılmasıyla gurup son halini de alır ve Almanya’da sahnelere çıkmaya başlarlar. Sonrasında Harrison’ın sınır dışı edilmesiyle gurup eksik kalmıştır. Bu olayın hemen ardından da Paul McCartney ve Pete Best bir yangın olayına karıştıkları için Almanya’dan sınır dışı edilir. Almanya yıllarında The Beatles alışılmış takım elbise ve klasik saç kesimi imajının dışında derilere bürünmüş Rocker imajı çizmektedir. Bu daha sonra Paul McCartney’nin önerisiyle muhafazakar insanlara daha iyi hitap etmek ve çok fazla yadırganmamak için bildiğimiz klasik The Beatles imajı halini alır. The Beatles İngiltere’ye dönme kararı verdiğinde Sutcliffe Almanya’da kalmak ister ve böylece Paul McCartney bass gitarı da devralmış olur. İngiltere de Brian Epstein menajerliğinde EMI ile anlaşma imzaladıktan sonra Pete Best ile anlaşmazlıklar yaşanır. Hem hastalığı dolayıyla guruptan ayrı kalmak durumundadır hem de klasik Beatles sitili saç kesimini kabul etmeyişi sorunlara neden olur ve guruptan ayrılmasına karar verilir. Yerine The Beatles fanlarının daha fazla tanıdığı Ringo Star lakaplı Richard Starkey alınır.

1964 de çıkan ilk albümden sonrası The Beatles için göz kamaştırıcıdır. Birbiri ardına çıkardıkları albümler adeta müzikte tüm tabuları yıkarak birer devrim niteliği kazanır. Bob Dylan grubu uyuşturucuyla tanıştırmıştır ki bu da müziklerini etkiler. Bu ilk çıkan albümlerde bir çok şarkı da bu etkiyi rahatlıkla görürüz. John Lennon karamsar ve alışılmamış sözler yazarken Paul McCartney daha olumlu ve pozitif sözler yazmaktadır. İkisi farklı görüşlerde ve değişik kutuplarda olsa da bu zıtlık ortak bestelerinde müthiş bir uyuma dönüşür. Daha sonraları gurubun dağılmasında da bu zıtlığın etken olduğunu söylememiz mümkün. The Beatles öylesine bir çılgınlık halini almıştı ki konserlerde atılan çığlıklardan ne çaldıklarını dahi duyamıyorlardı. Bunun yanı sıra bazı eyaletlerde The Beatles sitili saç kesimi yasaklanacak noktaya bile gelmişti. Bütün bunlar ve konserlerde ki izdiham nedeni ile artık konser vermeme kararı alırlar. Basın açıklamasında John Lennon kendi seslerini dahi duyamazken konser vermenin anlamsız olduğunu ve bunun yerine stüdyo ve yeni albüm yapmak gibi işlerle ilgileneceklerini açıkladı. The Beatles’ın bir arada yapmaktan en çok keyif aldığı şey bu konserlerdi, ve artık bundan vazgeçmiş olmaları onları sona yaklaştıran en büyük şey olmuştu.

Hıristiyanlık bitecek. Kaybolacak ve sönecek. Bunu savunmama bile gerek yok, haklıyım ve doğru olduğum görülecek. Şu an İsa'dan daha popüleriz ama hangisi ilk gidecek bilmiyorum, Rock 'N' Roll mu Hıristiyanlık mı. İsa fena değildi ama onun havarileri odun ve sıradanlardı. Onların bu işi bu kadar çevirmeleri Hıristiyanlığı mahvediyor."(John Lennon’ın ettiği en tartışmalı söz, Yazar Maureen Cleave’le yapılan bir röportajdan…)

The Beatles White Album
The Beatles için bir dönüm noktası gibidir. Bir çok olayın aynı zamanda The Beatles’ın sonu anlamına gelebilecek bir çok olayın bu albümle birlikte başladığı bir gerçek. Bunlardan en belli başlı sorunlardan biri de Paul McCartney ve John Lennon arasındaki sürtüşmelerin hat safhaya ulaşmasıydı. Aralarındaki zıtlık, görüş farklılıkları ve gurup içi rekabet büyük bir sorun halini almaya başlamıştı. John Lennon ve Yoko Ono arasındaki ilişki de The Beatles’ı olumsuz etkilemeye başlamıştı. Büyük bir aşk yaşıyorlardı ve stüdyo da dahil neredeyse her yere birlikte gidiyorlardı. Yoko Onu’nun The Beatles’a bu kadar yakın olması ve John Lennon’la birlikte gurubu da etkilemesi Paul McCartney’i çileden çıkarmaya başlamıştı. John Lennon’ı Yoko’yu guruptan uzak tutması konusunda defalarca uyarmıştı. Ama artık onlar ayrılmaz bir çift olmuşlardı. John Lennon onu sürekli yanında istiyordu. Elbette ki bu sürtüşmelerde tüm anlaşmazlıklara tuz biber ekmekteydi. Bir diğer önemli sorun da George Harrison’ın bestelerine yeterince yer verilmediği düşüncesiyle guruptan uzaklaşması ve bu yüzden yaşadıkları büyük tartışmalardı. George Harrison bazı kayıtlara bile gelmemeye başlamıştı. Bu yüzden White Album’ün açılış parçası Back In The U.S.S.R.’da davulu Paul McCartney çalmıştı. Back In The U.S.S.R. şarkısında davulda Paul McCartney’nin inanılmaz başarılı performansı, gurubun yaşadıkları ve diğer bir çok etken albümün The Beatles’ın en tartışmalı ve değişik çalışmalarından biri olmasını sağlamıştı. Albüm iki bölümden oluşuyordu ve bu da çok değişik bir şeydi. Çalışma bittikten hemen sonra piyasaya çıkar çıkmaz kapışıldı ve bir çok yerde tükendi. Albüm daha o zamanlardan bir efsane halini almaya başlamıştı. Albüm yıllar sonra birinci bölümü beyaz ve güzel şeyleri ikinci bölümü ise kara yüzü ile eleştirel ve politik düşünceleri ön plana çıkarıyor diye tartışıldı. White Album’ün verdiği mesajlar çok büyük tartışmalara ve fanatik hayranlar gözünde abartılara varacak komplo teorilerine dönüştü. Albümün kapağındaki seri no bile tartışıldı. Kasten konulmasındaki amaç neydi sadece ilginç olsun diye mi yoksa başka bir şey mi anlatmak isteniyordu, bunlara bu gün bile bir çok farklı cevap bulmak mümkün. Albümün ikinci kısmındaki Revolution 1 ve Revolution 9 şarkılarını dinledikten sonra bu tartışmalara ve teorilere biraz da katılmamak, daha doğrusu albümün bu kadar yüceltilmesine hak vermemek gerçekten elde değil. Bu şarkılar günümüzde bile hala tartışılabilecek önemli The Beatles eserleri arasındadır. Gurup yaşanan sürtüşmelerden zaman içinde çok yıpranmıştı ve White Album’den iki yıl kadar sonra ‘Let It Be’ albümünün çıkışından hemen önce Paul McCartney, The Beatles efsanesini bitirdiklerini açıkladı. Let It Be albümün kayıtları da hiçbir şeyi değiştirmemişti. Dünyaya en çok etki eden ve modadan bu gün dinlediğimiz müzik türlerine kadar pek çok şeyi etkileyen Beatles sona ermişti.

Bu iş çok kötüydü, tamamıyla kahrolası bir aşağılamaydı.The Beatles'ın olduğu şey olmak için bir insanın herhalde kendini tamamıyla aşağılaması gerekiyor ve benim de kızdığım taraf burası. Bilmiyordum, önümü göremedim. Tek tek oldu, aşama aşama, sonunda bu çılgınlık sizi sardığında dayanamadığınız, 10 yaşınızda en nefret ettiğiniz insanlarla tamamıyla yapmak istemediğiniz bir şey yapıyor oluyorsunuz..(1977- Rolling Stone dergisinde yayınlanan bir John Lennon röportajından.)

Yoko Ono, yatak ve barışa dair bir şarkı

Yoko Ono bir çok fana göre The Beatles efsanesini bitiren kadındı. Bunun bir yanılma mı yoksa doğrumu olduğu bilinmez ama Yoko Ono’nun, John Lennon’ın kararlarında etkili olduğu da bir gerçek. Farklı bir bakış açısıyla belki de olması gereken oldu ve bu herkes için en iyisiydi de diyebiliriz. Belki de o an John Lennon için Paul McCartney için ve Yoko için en iyisi buydu. Çift 20 Mart 1969 da evlendi, ve hayat boyu birlikte olacaklarına yemin ettiler. Bu andan sonra olanlar John Lennon için tam anlamıyla yeni bir çok şeyin başlangıcı da demekti. Balayları Amsterdam’da ki bir otel odasında bir yatakta geçti. John Lennon ve Yoko Ono balayları boyunca bir yatakta tüm dünyanın gözü önünde savaşı protesto ettiler. John Lennon’ın baş ucunda Saç barışı Yoko Ono’nun baş ucundaysa yatak barışı yazılı iki dev pankart vardı. Tam bir hafta boyunca yatakta oturarak televizyon kameralarıyla fotoğraf makineleriyle dünyanın gözü onların üstündeyken savaş karşıtı şarkılar söyleyip eylem yaptılar.Bu eylem ve yapılan savaş karşıtı şarkılar tarihte çok fazla yer bulmamış olsa da etkili olmuştu. John Lennon barış yanlısı yüz binlerin yüreğine seslenmeyi başarmış ve onlara aynı şarkıyı söyletmişti. Barış isteyen bir deha olarak dünyanın pek çok yerinde bir zincir gibi başlayan savaş karşıtı eylemlerin öncüsü olmuştu. Tabi ki zamanın Amerikan başkanının çıkarlarına aykırı düşünen bu hareket yüzünden John Lennon bir şeyler başarmaya çalışan iyi her insan gibi haksızlığa uğradı ve uyuşturucu kullandığı iddiasıyla Amerikaya girişi yasaklandı. Bunun üzerine John Lennon uzun uğraşlar sonucunda yeşil kart almayı başardı, ama artık güçlü engeller ile karşı karşıya kalacağını da biliyordu. John Lennon bir eylem adamıydı ve görüşlerini sonuna dek savunmaya kararlıydı. Onun hareketleri etkisizmiş gibi gösterildi ama hayır bunun tam tersini Amerikanın her yerinde yapılan eylemler kanıtlıyordu. Yıllar sonra bu dünya toplumunu etkileyen eylemi ve sonuçları üzerine yapılan bir belgesel de John Lennon’ın başarılı bir eylem yaptığını gösteriyordu. Öte yandan Yoko Ono onun her zaman yanında yer alıyordu ve onu destekliyordu. Aynı görüşü paylaşan iki aşık olarak John Lennon sadece gençlere ve Yoko Ono ile aralarındaki sevgiye güveniyordu.

"Gerçekten sevginin bizi kurtaracağını düşünmüştüm ve hala tek ihtiyacınız olan şey sevgi." "Antik Roma zamanlarında yaşasaydım Roma'da yaşardım. Başka nerde yaşanılabilir ki? Bugün Amerika Antik Roma ve New York da Roma'nın kendisi." "New York, Roma eskiden neyse o." (Biyografi yazarı Ray Coleman'a söylediklerinden…)

Solo Kariyer ;Sometime in New York City

John Lennon bu eylemden sonra ve The Beatles dağılmadan önce solo çalışmalara da yönelmişti. Bu çalışmalar The Beatles’ın gölgesinde kalıyormuş gibi olsa da aralarında çok önemli ve mükemmel sanat eserleri olduğunu da söylememiz pekala mümkün. 1968 yılında çıkan ve Yoko Ono ile birlikte yaptıkları bir çalışma olan Unfinished Music, No.1: Two solo çalışmalarından en çok tartışılanlarından biridir. Gerek içeriği ve gerekse albümdeki Yoko ve Lennon’ın çıplak resimleri çok tartışıldı ve tepki de topladı. Bu çalışmanın yanı sıra evliliklerinden kısa zaman sonara Unfinished Music, No.2, Life With the Lions ve de The Wedding Album’ü yaptılar.John Lennon için hızlı gelişen bir solo kariyer anlamına geliyordu bunlar. Bu çalışmalardan büyük hitler listeler de yükselen başarılı bir çok şarkı çıkmıştır. Instant Karma şarkısı ise John Lennon’ın en büyük müzikal çalışmalarından birdir. Bu şarkıyı bir haftada yazmış olmasına rağmen şarkı tüm gençliğin dile dolanmıştı bile. Şarkı listeler de yükseldi ve kısa sürede hit bir oldu. Instant Karma’nın hit oluşundan yaklaşık iki hafta kadar sonra The Beatles’ın bittiği açıklaması yapıldı. Lennon’ın en sansasyonel ve tartışmalı çalışmalarından bir diğeri de tamamıyla politik bir albüm olan ve 1972 yılında çıkan Sometime in New York City’di. Bu çalışmanın öncesinde John Lennon ve Yoko Ono’nun New York’a taşınmış olması albüm için bir ilham kaynağı olmuş gibi görünüyor. Bunların dışında 1973 yılında Mind Games ve 1974 de Yoko ile yaşadıkları tartışmalar yüzünden Lennon’ın Londra’ya taşınmasının ardından tek başına Walls & Bridges albümü yine John Lennon’ın bilinen belli başlı çalışmalardandır. 1975 yılında çıkan Rock & Roll da derleme bir albüm olmasına rağmen ilgi çekici bir çalışmadır. 1975’den sonra Yoko ve Lennon yeniden bir araya gelir. Bu birleşmenin ardından 1980 de yine ortak bir çalışmaları olan Double Fantasy yapıldı. Double Fantasy daha önceki çalışmalarına nazaran çok daha pozitif ve John Lennon için alışılmadık bir çalışmaydı. Bu çalışmadan John Lennon’ın tüm politik sarsıntılardan ve hayatında yaşadığı şeylerden ötede gelecek için pozitif olduğu sonucu dahi çıkartılabilir. 1980 yılındaki trajik ölümüne kadar bir çok noktada eylem adamı sanatçı ve bazı insanların yakıştırmasıyla hayalperest bir deha olan John Lennon dünyaya kalıcı izler bırakmıştı.Onun gibi birisi için neler söylense az kalır sanırım. Hala kavranmaya çalışılan eserlerinin ve bu gün dahi yapılan onca tartışmanın havada uçuşan komplo teorilerinin daha bir çok şeyin odağındaki adam olabilmeyi sürdürüyor.

12 yaşımdayken, bir dahi olduğumu ve kimsenin bunu fark etmediğini düşünürdüm. Eğer dahi diye bir şey varsa, onlardan biri benim, ama eğer yoksa o zaman bunu takmıyorum. Ciddiye alınmamak politikamızın bir parçası çünkü karşı taraf kim olursa olsun, tüm görülür hallerinde mizahı kaldıramıyorlar. Biz ise komiğiz, gerçekten, onlar ise Laurel ve Hardy. Biz John ve Yoko'yuz ve Martin Luther King, Keneddy ve Gandhi gibi ciddi insanlardan daha fazla şansımız var çünkü onların hepsi vuruldu." "Büyük bir olasılıkla bir kaçık tarafından haklanırım." (John Lennon’ın 1960'da verdiği bir röportajdan nasıl öldürüleceğini düşündüğüne dair sorulan soruya yanıtı.)

Mark David Chapman

John Lennon 8 aralık 1980 de Yoko Ono ile birlikte yeni şarkıları Walking On Thin Ice’ın kayıtlarını tamamlayıp eve dönerken, tam da evinin önünde Mark David Chapman tarafından vurularak öldürüldü. Bir gurup hayrana imza dağıttıktan sonra Mark David Chapman’ın uzattığı albümün kapağını imzaladı ve tam gitmeye hazırlanırken fanatik hayranı tarafından altı adım uzaktan vuruldu. Mark David Chapman onu vurmadan önce arkasından bay Lennon diye seslenmişti. Mark David Chapman’ın neden böyle bir şey yaptığı daha doğrusu John Lennon’ı vurmaktaki amacının ne olduğu hala daha mantıklı bir yanıt bulabilmiş değil. Üretilen komplo teorileri Mark David Chapman’ın bir suikastta rol oynadığı yönünde. Ama yapılan tüm test ve araştırmalarda Mark David Chapman’ın akıl hastası fanatik bir hayrandan başka bir şey olmadığı ortaya konuyor. Mark David Chapman’ın verdiği ifade de kendisinin bir hiç olduğunu ve ancak John Lennon’ı vurarak biri haline gelebileceğini söyledi. John Lennon’ı vurduktan sonra bina kapıcısının ne yaptığını sanıyorsun diye sorması üzerine olabildiğince sakin bir sesle John Lennon’ı vurdum hepsi bu demişti. Kaçmaya ya da başka bir delilik yapmaya kalkmadan oturup polisin gelmesini beklemişti. Tüm bunların ışığında ve John Lennon’ın tüm yaptıklarına yüzeysel bir bakışla baktığımız da Erkin Koray’ın dediği gibi insan gerçekten böyle komplo teorilerini de hesaba katmadan edemiyor. Rock N Roll, politik çalkantılar, sorunlar, trajediler, mutluluklar ve diğer güzel şeyler, John Lennon hayatına çok şey sığdırmıştı. Ama onun yapıtları ve eylemleri bu gün çok daha fazla insanın hayatını doğrudan etkiliyor. Belki de John Lennon derken The Beatles’dan çok daha fazlası olduğunu, The Beatles’ın ötesinde eylemlerin, sanatın ve edebiyatın usta bir kalemi olduğunu daha çok hatırlamalıyız. John Lennon yaşamın ta kendisine korkmadan dokunan, eleştiren, bu uğurda da başkanlarla, siyasetçilerle karşı karşıya gelmekten korkmayan; arkasında sadece kendisi gibi düşünen geçlerin var olduğuna güvenerek hareket eden unutulmaz bir dehaydı. Şimdi merak etmekten kendimi alamıyorum hangisi daha önce ölecek dinler mi, Rock N Roll mu yoksa John Lennon mı?





Bu haberin bulunduğu site: Heavy Metal TR . COM - Keep The Heavy Metal Faith !
http://www.heavymetaltr.com

Bu haber için adres:
http://www.heavymetaltr.com/modules.php?name=News&file=article&sid=933
Heavy Metal TR . COM © 2006 tüm hakları saklıdır. - Sitemap-1-2-3-4
İzinsiz hiçbir materyal (kaynak yazılsa bile) kullanılamaz!
TOPlist