Giriş Yap ya da Kayıt Ol
Heavy Metal TR . COM: Forumlar

HMTR :: Başlığı Görüntüle - İlk Albümler Hakkında
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   Kayıt OlKayıt Ol 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 
İlk Albümler Hakkında
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
 
Yeni Başlık Gönder   Bu başlık kilitlenmiştir, cevap yazamaz ya da mesajları değiştiremezsiniz    HMTR Forum Ana Sayfası -> Albümler / Albüm Yorumları
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
StainedClass
Binbaşı
Binbaşı


Kayıt: Dec 21, 2007
Mesajlar: 6717
Nerden: Ankara

MesajTarih: Çrş Nis 09, 2008 9:23 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Show No Mercy'de bu konuda oldukça önemlidir.Bu albüm yüzünden Slayer belkide alay konusu olmuştur belki de bazı kendini bilmezlere ama daha o zamandan parıltıları vermeye başlamışlardı.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et
Dante
Binbaşı
Binbaşı


Kayıt: Aug 11, 2006
Mesajlar: 6260

MesajTarih: Prş Nis 10, 2008 11:54 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Cliff_Burton demiş ki:
Yazılar güzel olmuşta eline sağlık yalnız tek kusurlu yer Metallica nın Judastan etkilendini yazmışlardırda Judas dışındaki gruplar neden yok örneğin Maiden ve Diamond Head den Judasa göre daha çok etkilenmişlerdir



Elbette onlar da var. Ancak KEA albümünde Judas ın lirik tarzı somut olarak etkilemiştir elemanları. The Four Horsemen'ın mitolojisi de oradan gelme birşey. Diamond veya işte Maiden sadece dinlemede kalmış uzun zaman boyunca...

Ersin abi beklerim paylaşımlarını. Zeppelin in ilk albümü hakkında özellikle. Ve Slayer. Teşekkürler...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Cliff_Burton
Astsubay Çavuş
Astsubay Çavuş


Kayıt: Oct 10, 2007
Mesajlar: 448

MesajTarih: Cum Nis 11, 2008 7:23 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Dante demiş ki:
Cliff_Burton demiş ki:
Yazılar güzel olmuşta eline sağlık yalnız tek kusurlu yer Metallica nın Judastan etkilendini yazmışlardırda Judas dışındaki gruplar neden yok örneğin Maiden ve Diamond Head den Judasa göre daha çok etkilenmişlerdir



Elbette onlar da var. Ancak KEA albümünde Judas ın lirik tarzı somut olarak etkilemiştir elemanları. The Four Horsemen'ın mitolojisi de oradan gelme birşey. Diamond veya işte Maiden sadece dinlemede kalmış uzun zaman boyunca...

Ersin abi beklerim paylaşımlarını. Zeppelin in ilk albümü hakkında özellikle. Ve Slayer. Teşekkürler...
The Four Horsemen i Dave Mustaine yazmıştır sadece sonradan şarkının sözlerine ekleme yapılıp ismi değişmiştir ilk adı The Mechanix tir hatta Megadeth in ilk albümünde vardır ve bu şarkıda Judas tan filan etkilenmemiştir
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
GlamToyz
Asteğmen
Asteğmen


Kayıt: Dec 15, 2007
Mesajlar: 1601
Nerden: In the Still Of The Night

MesajTarih: Cum Nis 11, 2008 7:36 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

megalo demiş ki:
Güzel bir çalışma olmuş. Ekleyebileceğim bomba albümler var aslında ama son 3 günde sadece 2 saat uyuabildiğim için uzun süre bir katkım olmayacak. Özellikle Zeppelin hakkında bir çalışma yapabilirim umarım.

Eline sağlık


Yaparsan harika olur. Yani 70 lerin Rock listesini sarsan bu grubun ilk başta nasıl çıktığını bilmek gerekir.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
wadowada
Asteğmen
Asteğmen


Kayıt: Sep 30, 2007
Mesajlar: 1068
Nerden: İstanbul/kartal

MesajTarih: Cum Nis 11, 2008 7:47 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Ben de ACCEPT - ACCEPT (1979) albümü incelemeye almıştım bitirince koyarız artık Smile
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder MSN Messenger
DickWinters
Astsubay Başçavuş
Astsubay Başçavuş


Kayıt: Aug 17, 2007
Mesajlar: 959
Nerden: Rize

MesajTarih: Cum Nis 11, 2008 9:26 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Cliff_Burton demiş ki:
Dante demiş ki:
Cliff_Burton demiş ki:
Yazılar güzel olmuşta eline sağlık yalnız tek kusurlu yer Metallica nın Judastan etkilendini yazmışlardırda Judas dışındaki gruplar neden yok örneğin Maiden ve Diamond Head den Judasa göre daha çok etkilenmişlerdir



Elbette onlar da var. Ancak KEA albümünde Judas ın lirik tarzı somut olarak etkilemiştir elemanları. The Four Horsemen'ın mitolojisi de oradan gelme birşey. Diamond veya işte Maiden sadece dinlemede kalmış uzun zaman boyunca...

Ersin abi beklerim paylaşımlarını. Zeppelin in ilk albümü hakkında özellikle. Ve Slayer. Teşekkürler...
The Four Horsemen i Dave Mustaine yazmıştır sadece sonradan şarkının sözlerine ekleme yapılıp ismi değişmiştir ilk adı The Mechanix tir hatta Megadeth in ilk albümünde vardır ve bu şarkıda Judas tan filan etkilenmemiştir


Dave Judas dan etkilenmediği ne malum ?
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
Dante
Binbaşı
Binbaşı


Kayıt: Aug 11, 2006
Mesajlar: 6260

MesajTarih: Pzr Nis 13, 2008 4:19 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Cliff_Burton demiş ki:
Dante demiş ki:
Cliff_Burton demiş ki:
Yazılar güzel olmuşta eline sağlık yalnız tek kusurlu yer Metallica nın Judastan etkilendini yazmışlardırda Judas dışındaki gruplar neden yok örneğin Maiden ve Diamond Head den Judasa göre daha çok etkilenmişlerdir



Elbette onlar da var. Ancak KEA albümünde Judas ın lirik tarzı somut olarak etkilemiştir elemanları. The Four Horsemen'ın mitolojisi de oradan gelme birşey. Diamond veya işte Maiden sadece dinlemede kalmış uzun zaman boyunca...

Ersin abi beklerim paylaşımlarını. Zeppelin in ilk albümü hakkında özellikle. Ve Slayer. Teşekkürler...
The Four Horsemen i Dave Mustaine yazmıştır sadece sonradan şarkının sözlerine ekleme yapılıp ismi değişmiştir ilk adı The Mechanix tir hatta Megadeth in ilk albümünde vardır ve bu şarkıda Judas tan filan etkilenmemiştir


Hobaa Judas tan etkilendim şarkı yazdım durumu yok elbette ortada =) Yani Judas ın lirizmi yani sözlerdeki yöneliş, genel, ağır hava grubu etkilemiştir. Four Horsemen ne peki ? Mitolojik bir parça. Yani o yaşlarda o zamanlarda bu tüe gençlerin çaldığı pek de sık görülmeyen sözlere ev sahipliği yapmış bir parça. Yani elemanların o taraflarda bir eğilimi olduğunun göstergesi. Ben de diyorumki bir yerde elemanların JP den etkilendiği yazılmış. Ben de bu etkileşimi lirizme vuruyorum direk. Belli ediyor kendisini. Bu RTL de daha ağır tabi. Dave yazmış şu yazmış önemli değil.

Her neyse konu çok fazla dallanıp budaklanmaması lazım. Eklemek istediğin varsa PM den ulaş.

Arrow
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Gadget
Astsubay Üst Çavuş
Astsubay Üst Çavuş


Kayıt: Aug 11, 2007
Mesajlar: 700
Nerden: Mersin

MesajTarih: Pzr Nis 13, 2008 7:18 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Grupların ilk albümleri yeni doğmuş bir bebek gibi oluyor.Bazen daha o bebeğin ilk yüzüne bakınca ileride nasıl birisi olacağını anlıyorsun bazen de bakınca onun şu anda bir bebek olduğunu ama bir yetişkin olacağını biliyorsun.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Dante
Binbaşı
Binbaşı


Kayıt: Aug 11, 2006
Mesajlar: 6260

MesajTarih: Cum Nis 25, 2008 1:00 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

SAXON - SAXON


Saxon'u NWOBHM'un babalarından yapan nedir ? Saxon albümü yani ilk albümdür.

SAxon'un genel yapısına baktığınızda NWOBHM un oldukça sert yönünü ortaya çıkardığını görürsünüz. Özellikle Metalhead ve Dogs Of War tarzı albümler silsilesi buna en güzel örneklerdendir.


Bütün Saxon albümlerine baktığınızda (koca bir NWOBHM dünyasıdır Saxon) ilk albüm olan Saxon albümü NWOBHM un saflık zirvelerinde dolaşmaktadır.

İnsan gerçekten inanamıyor. Nasıl bir gelişim grafiğidir bu, bu tür gruplarda. İlk albümün Biff'ine, sound una bakın. Ciddi manada diğer albümlere binaen en saf hali yapılmış NWOBHM un. Bana göre bu akımın üç büyük temsilcilerinden birisidir Saxon Samson ve Maiden ile birlikte.

Saxon albümünün daha ilk parçası Rainbow Theme, Frozen rainbow insana bu nedir dedirtecek cinsten.

Hani yukarıda dedik ya sanki elemanlar senelerdir bu işin içindelermiş gibi daha ilk albümde hünerlerini sergiliyorlar diye. İşte bu albüm de buna örneklerden birisidir. Daha ilk parça ve içinde her türlü hava var. Ballad havası heavy metal nwobhm rockn roll vs...

Saxon gibi çok özgün bir tarza sahip grubun en önemli elemanı da bana göre Biff Byford tur. O'nun o özgün sesi Saxon'u doruk noktalarına çıkaran unsurlardan.

Özellikle Metalhead albümü gibi çoğu insana bu adamlar power yapıyor dedirten bir albüme sahip grubun, ilk albümünün daha uç bir noktada olması, grubun zamanla ne tür bir grafik çizdiğinin göstergesidir.

Saxon, bu grafikte kesinlikle ivmeyi hep doruklarda tutmuş bir gruptur. İlk albümdeki o saflık, o orjinallik o gitar tonları ve o tonlardaki saflık, ciddi manada takdire şayan. Grubu en üstlerde tutmaya layık eden unsurlardan...


...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Metal_Adam
Teğmen
Teğmen


Kayıt: Jul 31, 2006
Mesajlar: 2323

MesajTarih: Cum Nis 25, 2008 1:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Evet Irfan çok zengin bilgilendirici bir konu oldu bu.. Tüm HMTR nin en sağlam konularından diyebilirim... Devamını dilerim Smile
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
Dante
Binbaşı
Binbaşı


Kayıt: Aug 11, 2006
Mesajlar: 6260

MesajTarih: Cum Nis 25, 2008 1:12 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ANVIL - HARD'N HEAVY


Takvimler 1981 senesini gösterdiğinde NWOBHM un o yakıcı rüzgar fırtınası etkisini devam ettiriyordu. Bu fırtınaya ortak olanlardan birisi de gelişim grafiğini en çok beğendiğim Anvil grubu idi.

Anvil, ilk albümü olan Hard'n Heavy ile inanılması güç bir profesyonelliğe imza atmıştır. Tonlar kesinlikle zamanını bizlere gümüş tepside sunan, diğer büyük usta gruplara hayranlıklarını saygı ile belli eden bir grup.

Öyleki ilk albümde AC/DC adlı bir parçaya imza atmışlar.

Anvil'in gelişim grafiğini sevmememin en önemli nedenlerini ilk üç albüme bakarak anlayabilirsiniz.

Nitekim ilk üç albüm olan :

Hard'n Heavy
Metal On Metal
Forged In Fire

albümleri arasında öyle belli eden bir sound varki ; insan her albümde farklı bir grup dinliyormuş gibi hissediyor.

Hard'n Heavy deki aşırı ustalık, Metal On Metal ile daha da sertleşmiş, Forged In Fire da ise grup artık şov yapmaya başlamıştır.

NWOBHM gibi ucu bucağı olmayan bir dönemin grubu isen, gelişim senin için ekmek su gibi olmalıdır. Gelişeceksinki piyasada uzun soluklu kalabilesin.

İlk albümdeki ilk parça olan School Love oldukça neşeli, oldukça saf. Ve daha çok gençlere hitap eden bir yapıya sahip albüm.

Zamanın yobaz grupları bunu yaparken gençlere örnek olmak, onlara nasihat vermek yerine, biz gençler hep ezileniz hep aciz olanız hadi içelim hadi bunalım yaşayalm hadi büyüklerimize kötülükler edelim derken, NWOBHM un babacan grupları bunu nasihat tarzında , aklı başında olan her gencin anlayabileceği mesajlar vererek yapmaktadırlar. İşte Anvil de bu babacan gruplardan bir tanesidir.

Özellikle ilk albümde buna değinmeleri önemli etkenlerden.

NWOBHM dedik mi, orada durup iki adım geri çekilip, içine girmeden önce iyi bir önhazırlık yapmak gerekecektir. Anvil bu klasmanda oldukça önemli gruplardan.

İlk albümden sonraki albümlerde ise yukarıda da dediğimiz gibi hep bir yükseliş grafiği yer edindi grupta...

Not : Anvil Kanadalı bir gruptur. Ancak NWOBHM havası oldukça baskın bana göre. Ben de yazıda ısrarla NWOBHM dedim gruba Smile Bişi çıkar mı Smile
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Dante
Binbaşı
Binbaşı


Kayıt: Aug 11, 2006
Mesajlar: 6260

MesajTarih: Cum Nis 25, 2008 1:33 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

ANTHRAX - FISTFUL OF METAL

İşte thrash metalin öncü dört grubundan birisi.

Onlar bu işte boş yere dört büyüklerden birisi olmadılar.

Onlar, yeteneklerini bu işte oldukça ustaca kullandılar.

Fistful Of Metal, yapılabilecek saf thrash in, -tıpkı Metallica gibi- örneklerini verdiler.

Among The Living (Cliff Burton'a adanmış bir isim ve albüm) gibi dahice albüme ev sahipliği yapmış grubun yeri, camiada oldukça önemlidir.

Daha ilk albümden tekniğin zirvelerinde dolaşan Anthrax, bunu Spreading The Disease, hatta son dönemlere doğru çıkarılan Stomp 442 albümünde bile belli etmişlerdir.


Thrash dedin mi -üstad NWOBHM cular kusuruma bakmasın- tekniği en üst seviyeyeye çıkaran gruplardır aklımıza gelen. Anthrax bu işte önemli bir yere sahip.

Deathrider, Soldiers Of Metal, Im Eighteen, Metal Thrashing Mad gibi parçalara sahp bir albüm. Her demden vurulmuş, müzikalite olarak oldukça old-school ve çok kritik bir dönemde çıkmış bir albüm.

Zamanının vahşi gruplarından Metallica KEA'yı çıkarmış, Overkill Feel The Fire'ı, Exodus BBB'ı. Dönem olarak ele aldığımızda kurtlar sofrasına oturmuş cüretkar bir gruptur Anthrax.

Anthrax neden cüretkardı ?

Çünkü yetenekleri ortada, Fistful Of Metal albümü ortada idi.

Thrash Metal de etkileşim olayı, bana göre Heavy Metal'e oranla daha sıkı fıkı, daha bir aktiftir.

bir grup çıkıyor, ortalığı sallıyor, yetenekli ve camiada yer edinmek isteyen başka gençler, daha iyi olma ve camiayı daha da güçlendirme hırsı ile piyasaya bomba gibi düşüyorlar.

Anthrax da bu gruplardan bir tanesi.

Zamanında birçok eleştrilere maruz kalmış gruplardan aynı zamanda. Yaptıkları, daha sonraları vuku bulmuş bazı olayları gölgeliyor neyseki. Bu açıdan bakıldığında ilk albüm olan FOM çok önemli bir konumda.

Thrash Metal de değişim ya da gelişim oldukça tehlikeli boyutlara varabiliyor. Anthrax, Stomp 442'de thrash metal de nasıl sertleşilir onun örneğini kısmen de olarak gösterdi.

Özellikle Dethroned Emperor parçası bunun en güzel örneği. Bana göre bu parça klasik thrash metal rifflerini baz almış ve belli tonlarla geliştirilmiş, daha da katı bir hale getirilmiş bir şekilde çalınmış parçadır.

Bir başka örnek olarak thrash metal in daha bir melodik hal aldığı Persistence of Time albümü Anthrax'ın bu işte ne kadar usta olduğunun kanıtıdır.

Öyle bir zamanda piyasaya düşmüş bir grup için, ilk albüm olan FOM, geleckteki Anthrax'a da büyük ölçüde ışık tutmuştur. Nitekim bariz değişimlerin yaşandığı döneme kadar Anthrax devamlı kendisini geliştirmiştir.

Metallica MOP lar RTL ler AFJA lar çıkarırken Anthrax Spreading The Disease ler State Of Euphoria lar Sound Of White Noise lar çıkarmıştır. Sonradan peşlerinden gelecek olan Testament gibi bir gruptan önce de gelmeleri onlar için bir avantajdır.

Nitekim Testament thrash metal de bayrağı oldukça yükseklere çıkaran şanlı bir gruptur.

Camiada her grupta öncü gitaristler vardır. Metallica'da Kirk, Testament'ta Alex, Overkill'de Dan, Flotsam'da Jason ve Anthrax'ta Ian.

O Ian ki ; grubun en büyük riff yazarlarından. Grubun yapısını oluşturan adam.

Daha ilk albümde bu ustalığını Deathrider gibi "die-hard headbang " olayını gerçekleştirebilmiştir.

Ve bu olay Soldiers Of Metal parçası ile de devam etmişti. Özellikle o parça headbang olayında çok tatlı bir ritme sahip idi.

Anthrax, kısa dönemdeki büyük çalışmaları ile bizim Big One Of Four dediğimiz klasman içine girmişti bile. Diğer gruplarla arasındaki sıkı ilişkiler de işin tuzu biberiydi. Anthrax, hak ediyordu...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Dante
Binbaşı
Binbaşı


Kayıt: Aug 11, 2006
Mesajlar: 6260

MesajTarih: Cum Nis 25, 2008 1:41 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

DERLEME






ALCATRAZZ - NO PAROLE FROM ROCK'N ROLL

1983 senesinde Malmsteen gibi bir ustaya ev sahipliği yapmış olan No Parole From Rock'n Roll albümü,Alcatrazz'ın ilk albümüdür.Tarzı saf heavy metal olup,diğer albümlerine göre oldukça hard rock havası içersindedir.

Liriksel yönelimleri 80'lerin toplumsal yapısı üzerine olup,arada "film" ler hakkında da konulara değinilmiştir.

Nitekim Big Foot,zamanında tv lerde de boy göstermiş koca goril ya da benzeri bir hayvan [koca ayak] hakkında yazılmış bir parçadır.

Hiroshima Mon Amour ise yine çok eskilerin siyah-beyaz film kuşağında boy göstermiş olduğu bir filmden almıştır ismini.Hiroşima dramından sonra yaşanmış bir aşk hikayesini anlatır.Bunlar dışında içeriği gayet ağır ve manidar olan parçalardan oluşmuştur albüm.

Albümün yapısına ve teknik kapasitesine baktığımızda,ileride kitlelerin karşılarına çıkacak olan Alcatrazz'ın diğer albümlerine nazaran daha bir özenle hazırlanmış olduğunu görürüz.Nitekim Malmsteen'in gruptan ayrılması ve yerine Steve Vai'nin gelmesi,grubun tarzı hakkında önemli değişikliklere sebep olmuştur.Malmsteen gibi bir teknik abidesinin NPFRR albümünde sergilediği performansın yanında Steve'in performansı,daha bir glam metal havası katmış gruba.Elbette bunda Steve'in parmağı yok çünkü sonuçta grubun tarzını belirleyecek olanlar grup elemanlarıdır.Steve için şunu diyebilirizki,kendisi glam metal ruhu için biçilmiş bir gitarist.Malmsteen yapamaz mıydı yapardı elbette ancak Disturbing TThe Peace gibi bir sound da albüm için Malmsteen ağır gelirdi gibi.Steve Vai nin sıcak soloları tam bu albüme göre.Grup gitarist açısında seçimlerini gayet doğru yapmış.

Tarz değişikliği oldu mu elbette oldu.Tarz derken uç noktalardan bahsetmiyorum.İlk albüm oldukça hard rock tarzında iken diğer albümler daha bir komplike yapıya sahip ve daha bir 90 lara yaklaşan grupların havasına sahip.

İlk albüm olan NPFRR Alcatrazz ın en özgün olduğu zamanlarıdır diyebiliriz.Ve bu gruba bu ilk albümle başlamış iseniz,diğer albümlere ısınmanız biraz zor olacaktır...



FLOTSAM & JETSAM - DOOMSDAY FOR THE DECEIVER

Thrash Metal de ilk albümler çok çok önemlidir.Grupların etkilendikleri diğer gruplara benzemek ya da onlardan ayrı olmak istedikleri albümlerdir ilk albümleri.Birçok grup elbette benzeme isteği içinde olarak albüm çıkarmaya girmemiştir ancak bazıları ister istemez sound açısından o hayranlık duydukları gruplara benzemişlerdir.İşte Flotsam bu türde bir gruptur.

Nitekim zamanın eleştirmenleri,grubu Metallica ya benzemekle eleştirmişlerdi.Flotsam ın bana göre Metallica'ya tek benzer yanı sound undaki güçlülüktür.

Flotsam ın daha ilk albüm olmasına rağmen çok sağlam ve güçlü bir repertuar ve sound a sahip olmasındandır Metallica beznerliği.Tıpkı Metallica Master Of Puppets gibi.Başka yönden,mesela parça benzerliği yönünden herhangi bir benzerlik ile karşılaşmıyoruz.

Flotsam'ın thrash i adına çok şey diyebiliriz.Eski Flotsam yeni Flotsam diye ayırabilecek bir konumdadır Flotsam.

Jason Newsted'ın grubun beyni oluşu Flotsam'ın ilk albümünde acayip derecede belli idi.Jason ın grubun beyni,neredeyse gitaristlerin de riff yazarıydı ! Ve o çok sevdiği bass sound unu ustalıkla kullanması bu albümü en özel kılan etmenlerden.

Bir grup elemanı düşününki grubun yapısına hakim.O eleman kafasındakileri istediği gibi kurgulayıp elemanlara aşılıyor.Ve ortaya tamamıyle o elemanın kafasının içindeki planlar projeler çıkıyor.Jason ın konumu da böyledir.

Doomsday For The Deceiver albümü thrash metal de "farklılık" açısından çok başarılı bir albümdür.Ne açıdan farklılık ? Elbette sound ve teknik açısından bir farklılık.

Nitekim Der Fuhrer gibi bir parçada,giriş intro su diyebileceğimiz müthiş gitar solosu,davul tonlarının son derece sert,bass vuruşlarının daha önce çok nadir thrash gruplarında bulunan bir ton ve belirginlikte olduğu bir sound.

Albümle aynı adlı parçanın girişindeki gitar solosu da grubun aslında şeklini şemalini bizlere tanıtmak açısından tiolar vermektedir.Birçok thrash grubunda gitar intro su mevcuttur çünkü.Yani solo bazında diyorum.Flotsam'ın bu yönü bu ilk albümde gayet belirgindir.

Vokalin ise oldukça clean bir scream vokal yeteneğine sahip olduğunu da gözardı etmemek lazım.Metalshock'taki,Iron Tears'teki ve özellikle Doomsday for the Deceiver daki vokal performansı,diğer albümlerde çok az değişime uğrayacak tattadır.Elbette daha ileriki yıllarda vokal de oldukça değişmektedir.Ses tonu ve yorumu açısından.

Flotsam'ın diğer albümlerine baktığımızda ikinci albüme dğeinecek olursak;Jason gitmiştir ve grup Jason lı dönemin son demlerini yaşamaya başlamıştır,tarzları açısından.Parçanın insanda bıraktığı o ilk albüm havası,ikinci albümde azalmaya ve üçüncü albümde bitmeye başlamıştır.Dördüncü albüme gelindiğinde yine özgün bir sound yakalanmıştır.

Bazı thrash grupları repetuarlarını değiştirir,bazıları da gitar ve davul tonlarını.Yani ortada teknik ya da tarz açısından bir değişim söz konusudur.Bu bazen gelişim de olabilir.Flotsam da önce gelişime sonra da değişime tanık oluyoruz.

Gelişim noktasında ikinci albüme baktığımızda ilk albüme göre oldukça komplike hale getirilmiş riff lere şahit olabiliriz.Ve gitar tonları yavaş yavaş değişmeye başlamıştır.Vokal yine aynı fakat davul partisyonlarında da bir oynama bir hareketlilik vardır.Flotsam ın o ilk albümdeki old-school artı özgünlük yönü,ikinci albümde tamamıyle özgünlüğe kaymıştır.

Nitekim Annihilator'un Carnival Diablos albümündeki gibi bir farklılık yakalanmıştır.

İlk albümdeki Der Fuhrer ve DFTD parçaları da Annihilator'ın veya Testament'ın veya Sacred Reich in veya Forbidden ın veya Metal Church'ün o ürkütücü havasına sahiptir.Bu açıdan baktığımızda Flotsam'ın ilk albümü thrash metal in ürkütücü yüzüne,biraz da old-school havasının işlenmiş haline benzemektedir.

Jason Newsted'ın bu albümdeki rolü yadsınamaz gerçekten.Jason dan sonra gelen albümlere baktığımızda çok pasif bir bass sound u ile karşılaşıyoruz.Elbetteki ikinci üçüncü ve dördüncü albümlerden bahsediyorum.Ondan sonra gelenlerde bass sound u yine güçlü bir hal almaya başlamış ancak bu sefer de grubun genel thrash havası daha sert bir şekle girmiştir.Overkill'in Horrorscope'unu hatırlayın.O tarzda bir sertleşme evet.

Bu nedenle Flotsam'ın son ve orta dönemlerdeki işlerine de baktığımızda ilk albüm olan Doomsday For The Deceiver oldukça özgün ve göğüs kabartıcıdır.Gruba ilk bu albümle başlamış olanların diğer albümleri merak etmesi beklenebilir.Ancak ilk albümün hazzını bulmak çok zordur...



METALLICA - KILL'EM ALL

Henüz albüm çıkarmaya başlamadan,camiayı konserlerle sarsmış bir thrash devi grubun ilk albümü olan KEA camianın birçok açıdan en özgün ve en old-school albümlerinden birisidir.

Old-school yönüne baktığımızda ele alacağımız ilk unsur elbette tekniktir.KEA thrash metal tekniğinin nasıl olması gerektiği açısından birçok gruba önayak olmuştur.Birçok grup birçok gitar tekniğini,KEA daki genel teknik havadan esinlenerek geliştirmiştir.

KEA Metallica nın ilk üç athrash albümüne baktığımızda oldukça önemli bir konumdadır.

Nitekim RTL deki o üstün thrash olgunluğunun yanında KEA albümü,oldukça saf ve karmaşık bir yapıya sahiptir.Temelde basit thrash riff leri gibi görünen çoğu parçanın gitar riffleri,gerçekte yol gösterici ve özgün bir niteliğe sahiptir.

İnsanların basite indirgediği bu riff lere sahip bir parçadan bahsedersek Seek & Destro ismini duyarız.Temelde thrash metal in en tatlı riff lerine sahip olan bu parçanın akışı ve temposu ince bir özen gerektiren gitar tekniklerine sahiptir.

Liriksel açıdan ise olgunluğun tavana vurduğu RTL albümüne binaen,başka gruplardan etkilenmeleri KEA da bir The Four Horsemen gibi şaheserin doğmasına sebep olmuştur.Nitekim elemanların itiraf etmekten kaçmadıkları liriksel bazda Judas Priest hayranlıkları,bu parçanın temeline sağlam kayalar döşemelerine sebebiyet vermiştir.

Onun dışında albümün genel lirik havası oldukça saldırgandır.Thrash Metal deki saldırganlık,Venom dan bu yana hiç bu kadar net ve sade bir hal almamıştı.Thrash vokal tekniğinin büyük bölümünü oluşturan scream tonda vokal ve yorumun yüzde 70'ini oluşturan hızlı ve kesik kelime telafuzları bu albümde oldukça başarılı bir şekilde işlenmiş.Nitekim No Remorse bunun en güzel örneğidir.

Grubun diğer thrash albümlerine baktığımızda KEA oldukça özel bir konumdadır.Hem kendi içlerinde bir ayrımın yapılmasına,hem camiada birçok gruba örnek teşkil etmesi açısından özel bir konumdadır.Metallica'nın bir AJFA şaheserine baktığımızda KEA nın ne denli amatör ruhla yapıldığı ortadadır.Konserlerden konserlere koşan,içlerindeki gençlik ateşini albümlerine yansıtan bir gruptan bahsediyoruz.

Ardından gelecek olan Ride The Lightning albümü,KEA ya oranla daha bir pişmişlik derecesindedir.KEA bu bazda Metallica'nın en amatör ruhla kaydettiği,ancak başarı oranının diğer albümlerin teknik yapısına göre oldukça yüksek olduğu albümlerden birisidir.MOP gibi bir teknik abideye baktığımızda KEA nın satış oranı ve performansı takdire şayandır.Grubun bu ilk albümü,diğer dönemlerinde de oldukça büyük etkilere sebebiyet vermiştir.

Albümün genel havası hem camiada hem grupta oldukça çok tutulmuştur.Ve grup gün geçtikçe tekniğini ve liriksel repertuarını genişletmiştir.KEA nın Metallica nın ilk albümü olması birçok grubun albüm yapma zincirine de örnek teşkil etmiştir.İlk albüm old-school,diğer albümler olabildiğince özgün mantığı gelişmiştir.Çünkü Metallica nın KEA sından sonraki albümlere baktığımızda bu durumun bariz bir gerçkelik teşkil ettiğini görürüz.

Bu bağlamda Overkill grubunun genel görünüme bakarsanız,ilk albümleri olan Feel The Fire ne kadar old-school,diğer albümleri ne kadar,kendilerini camiada sağlam temellere oturtmaya sebeb,yet verecek derecede özgündür.İşte bu mantıkta birçok grubu etkilemiştir Kill'em All albümü.

Grubun zaten thrash serüvenine bakarsanız,devamlı bir gelişim içinde olduğunu görürsünüz.Metallica nın thrash grafiği çizilirse kesinlike bir yükselme grafiği ile karşı karşıya kalırız.Hatta işi abartıp her bir dönemin grafik yükselme çizgisini yeri geldiğinde farklı çizmeye bile başlayabiliriz.Kill'em All albümü düz çigzi,RTL tırtıklı,MOP dalgalı ve AJFA bir başka şekilde ...

Kill'em All hem camia hem grubun ilk olması açısından çok önemli bir yere sahiptir.Overkill in Feel The Fire'ı ile birlikte bu değere layık görülebilir.



JUDAS PRIEST - ROCKA ROLLA

Dünyanın en büyük heavy metal gruplarından birinin ilk albümüne konuk oluyoruz şimdi de.Heavy Metal in ruhunu en iyi yansıtan grubun Rocka Rolla sı evet.

Nitekim heavy metal in oluşumuna en büyük sebebiyet vermiş toplumun bozukluğu ve işçi sınıfının artık sabrının kalmaması temeline en çok sahip olan gruplardandır Judas Priest.

Grubun genel görünümüne baktığımızda ivmesinin devamlı yukarıya doğru ilerlediği bir başarı grafiği ile karşılaşıyoruz.Bu grafik ivmesinin direk yükseklerde başladığı gerçekliğinini sebebi de bana göre Rocka Rolla da yakalanmış başarıdır.

Judas'ın genel tarzına baktığımızda çok uç bir noktada kalmayan bir albümdür RR.Nitekim RR etkisini gördüğümüz birçok parça,daha sonraki albümler arasına serpiştirilmiştir.

Grubun elemanlarının performanslarına da tek tek değinecek olursak vokal Rob un o üstün yeteneğini daha ilk albümde sergilemesi ilk dikkatleri çeken unsurlardan.Glenn ve Downing in gitar performansları ise "geliyoruz" deme seviyesindedir.Davul tonlarının 70 lerin Zeppelin'ini anımsattığı gerçeği de aşikar.

RR nın heavy metal albümü olup olmaması hakkında küçük çaplı tartışmalara da girdim zamanında.RR yi aşırı blues kılıfına sokanlar oldu.Bilmedikleri tek şey,Blue Oyster Cult gibi,Black Sabbath ve Zeppelin gibi grupların bu camiada vücut bulmuş olmalarıdır.Onların albümleri de bu tattadır ancak onlara heavy metal albümü dememek büyük cehalet olur.

Rocka Rolla bu bazda oldukça sert ve metal dir.Nitekim Rocka Rolla parçası bunun en güzel kanıtıdır.Run Of The Mill'deki unsurlardan bahsediyorsanız evet o parça gayet blues bir havadadır.Ancak hiçbir blues parça da yokturki Run Of The Mill kadar geniş bir sound a sahip olsun.Oldukça ballad ımsı bir parçadır.

Albümün geneline bakacak olursak JP nin geleceği açısından herhangi "oturmuş" bir tarza sahip değildir.Yani JP bir beş tane daha RR yaparız dememiş,ilk albümün bu denli özel olmasına dikkat edilmemiştir açıkçası.Albümlerin gelişim grafiği bizlere bunu göstermektedir.

RR nin neden JP nin genel görünümüne baktığımızda bu denli farklı olduğu konusuna gelirsek,bunda JP nin herhangi özel bir iharekette bulunmadan albümün yapılması gerçekliğini arayabiliriz.Nitekim her grubun bu işe girmesi gerektiği bir ilk albüme ihtiyacı vardır.Kimi grup btün ömrü hayatları boyunca icra etmek istedikleri tarz ile başlar ilk albüme.Bazıları bir girelim sonra durumu değştirirz mantığındadır.Judas Priest bana göre bu klasmandadır.Bazı arkadaşlarım JP albümlerinin daha önceden tasarlanıp hazır hale getirildiğini savunur.Onlara katılmakta birlikte,RR nın oluşum sebebi için,hele bir girelim,önemli olan diğer albümlerdeki duruşumuzdur,RR için bir eğlence sarfetsek birşey değişmez mantığı hakimdir.Elbette çok şey düşünülebilir ancak deştikçe tehlike içerisine girebileceğimiz bir konudur grubun yapısı açısından baktığımızda.

Rocka Rolla bana göre heavy metal de çok nadir rastlanabilecek bir albümdür.Çok az grup tanırımki ilk albümü böyle olsun,diğer albümü bu tarzda oldukça bağımsız olsun.

Ha Judas Priest dediğim gibi diğer albümlerde RR ruhunu bizlere hissettirecek parçalara da imza atmıştır.Ancak JP nin albüm başarı ve ilerleme grafiğine baktığımızda ivme en aşağıdan değil direk yükseklere yakın noktalardan başlamıştır.Nitekim Rocka Rolla nın kalitesindendir bu yüksekliğin sebebi.

JP nin RR sı heavy metal tarihinde özenle,aynı zamanda üzerinde çok takılıp kalınmadan ele alınması gereken albümlerden birisidir.Çünkü JP gelecekte yapacaüı ve geçmişte yapmış olduğu bir çok eser ile RR nin yapısı hakkında tartışma perdesine oldukça gölge düşürmektedir.Bu da onların ilk albüm başarısı ve özelliğidir.



BLUE OYSTER CULT - BLUE OYSTER CULT

70 lerde vücut bulan bu çok özel grubun,bu çok özel albümü.

Heavy Metal riff lerinin bu grup ile basite indirgendiği söylenir.Bana göre bir yanılgıdır bu düşünce.BOC bana göre riff lerin daha bir komplike hale getirildiği gruplardan birisidir.Nitekim bu dönemlerde farklı bir kulvarda ele alınması gereken Rush grubunun sahip olduğu o yapı gibi.BOC da bu klasmanda oldukça özel bir konuma sahiptir.

Bu özgünlüğün ve karmaşanın başlatıldığı ilk ve çok başarılı albümüdür BOC albümü BOC grubunun.

Vokalin oldukça yumuşak tonlarda yorumlandığı,davul vuruşlarının oldukça tempolu ve bass vuruşlarının oldukça 70 ler havası verdiği parçalara sahip BOc albümü,BOC grubunun ilk albümüdür.

Öyleki bir before the kiss, a redcap parçası tüm bu açıklamalara uyacak en güzel parçalardan birisidir.

Riff lerin teknik açısından basite indirgendiğini savunan insanların teknik bilgilerini sorgulayacak değilim ama solo olsun ritm olsun bu grupta varolan şey kesinlikle özgünlük ve farklılıktır.Ha bir dünya NWOBHM grubu tanımış bir insan için BOC un farklılığını çözmesi zaman almaz ama çoğusu için de diğer NWOBHM grupları ile aynı kalitededir bu albüm.

Bana göre ise çağları aşıp insanlara cover yaptıracak bir albümdür.Yaptırmıştır da.

Albümün genel görünümü elbette Rock'n Roll Babe modundadır.Hem repertuar hem lirikler hem de grubun genel görünümü bunu göstermektedir.Zaten BOC un diğer albümlerine baktığınızda kesinlikle bir değişime rastlamazsınız.Rastlayacağınız tek şey kesinlikle bir gelişim tablosudur.Temeldeki bir çekirdek nasıl ustaca geliştirilip farklı tatlar verebilirin cevabıdır BOC grubu.Efsane birçok parçaya imza atmış grubun ilk albümü olan BOC bu klasmanda oldukça örnek bir albümdür.Günümüz işi bok eden yobaz gurplara "gelişim" ile "değişim" in açklamalarını çıkarttıkları eserler ile cevaplayan,belirten bir gruptur.Bunu ayrı olarak söylemelerine hiç gerek yoktur çünkü albüm başarı ve yapı grafiği bunu zaten göstermektedir.Elbette bu grubun kalite grafiği zaman zaman karşılaştırmalı durumlarda duraklama yani düz çizgi dönemine girmiştir.Ancak BOc efsanesinin kesinlikle yadsınamaz bir konuma sahip olduğu bir gerçektir.

İlk albüm olması hasebi ile klasik bir isim,klasik bir giriş ve heavy metal evet ! Blue Oyster Cult ile 70 ve 80 lerin özgünlük tadını çıkarın !



TESTAMENT - THE LEGACY

İşte thrash metal de özgünlük kavramını en iyi geliştirmiş gruplardan birisinin en güzel albüm örneği ! The Legacy kesinlikle bu klasmanda bir ilk albümdür.

Tarih 87 yi gösteriyor.Thrash metal e karışmak için oldukça gecikmiş bir zaman gibi duruyor.Ancak bu albümde ilginç olan birşey varki,o alışıldık ilk old-school tarzı thrash albümlerine nazaran,oldukça farklı bir havada yapılmış olmasıdır.Özellikle gitar tekniklerinin direkt albümde belirdiğini bunları en güzel gösteren iki parça ile anlayabiliriz.Bunlar elbetteki Alone In The Dark ve Burnt Offerings tir.

Özellikle AITD ın şarkvari bir hava estirmesi,solonun ve riff lerin oldukça özgün ve baskın olması grubun ilk albümleri olmasına rağmen direk farklı hava ile piyasaya girmesinin kanıtıdır.Burnt Offerings te ise bu adamlar sanki senelerdir bu işin içindelermiş de bu albümde farklı bir hava esitrmeyi başarmışlar teorisinin kanıtı var.

Nitekim 1987 den geriye doğru gittiğimizde camiada ne rüzgarlar esti.Şu açıdan yaklaşacak olursak ilk albümün bu denli farklı bir noktadan camiaya girdiğini anlayabiliriz ; senelerdir thrash gruplarını dinlediler,repetuarlarını bir müzisyen edasında araştırmalarının sonuçları ile oluşturdular.

Yani bazı gruplar vardır senelerdir müzik icra etmiştir ve bunu yaparken birçok gruptan etkilenmiştir.Artık yeter farklı bir hava verelim deyip albüm çıkarmışlardır.İşte Testament ın ilk albümü The Legacy de bu açıklamanın ilk bölümü geçerli gibi.Yani dinleme,araştırma ve tarz oluşturma.Tam manası ile o açıklamaya uymamalarının sebebi de 87 ye kadar müzik yapmamış olmalarıdır.

Albümün genel havası Testament ın ileriki albümlerde duracağı sabit bir noktaya göre ayarlanmamış elbette.Yani dedik ya ilk albüm çoğu grup için piyasaya girmiş olmak için klasik yapılmış olur ya da grubun gnel havasını verecek genel tarzını oluşturacak baskınlıkta yapılmış olur diye.Testament bunlardan ikisi de değil.Onlar direk müzik kulaklarının deneyimleri ile camiada senelerdir kalmış iş yapmış bir grup edasında ilk albümü çıkardılar.Nitekim Venom dan 87 ye oldukça çok grup var.Oldukça uzun bir sene dinlemek ve sindirmek için.

Testament ın bir The New Order ına baktığımızda The Legacy nin oldukça uç bir noktada olduğunu anlayabiliriz.Bunun gibi diğer albümlerle de kıyaslama yaptığımızda Testament ın albüm grafiği devamlı değişken durumdadır.Testament,devamlı kendini yenileyen bir grup olma özelliğini göstermiştir.Souls Of Black ve The Legacy karşılaştırıldığında da bu bariz gerçektir.

Ve daha ileriki zamanlarda Low ve The Gathering gibi,Demonic gibi daha uç noktalara kaymalarını da hatırlayalım.Gerçi bu The Legacy ile karşılaştırılamayacak türde albümler silsilesidir.O ayrı bi konuda tartışılırsa daha iyi durur.

Sonuç olarak The Legacy,elemanların sanki senelerdir bu işin içinde olduklarını gösterir bizlere.Bundaki en büyük sebebi de ben dediğim gibi 81'den 87'ye kadar aradaki thrash fırtınalara bağlıyorum.Testament ilk albümü olan The Legacy ile oldukça yüksek bir ivmeden girmiştir başarı grafiğine.




OVERKILL - FEEL THE FIRE

Ve geldik thrash metal in en vahşet grubuna !

İlk albümleri ile Overkill yapı olarak oldukça farklı bir noktadadır.Çünkü camiada fırtınaların yeni yeni kopmaya başladığı bir döneme denk geldiler.

Nitekim dönemlerinde Metallica ve Exodus arasındaki thrash kapışmasına hem tanık hem de ortak olmuşlardı.Metallica deliler gibi henüz albüm çıkmadan konserden konsere koşarken,Exodus direk demolar yayınlarken Overkill de single peşinde idi.

İlk albüm Feel The fire ın 85 çıkışlı olması ise albümün geç çıktığına bir delildir.Ancak Feel The Fire Overkill in ileriki özel ve farklı sound unun oluşacağı sinyallerini veren bir albüm niteliğindedir bana göre.

Çünkü gitar ve davul tonları oldukça farklı bir noktaya getirilmiş.Punk öğelerinden bir kısmını alıp,thrash in o can alıcı özelikleri ile başarılı bir şekilde harmanlayan Overkill,FTF ile inanılması güç bir sound elde etmiştir.Çünkü o zamandan önce yani 83 te Metallica Kill Em All ile adeta old-school kavramını belirli temellere oturtuyordu.Exodus da Metallica nın old-school kavramının temellerine en yakın grup olma özelliğini taşıyordu.Böyle bir dönemde kendi yolunu çizebilmek oldukça güçtür.Overkill müthiş ötesi ton ayarları ile camiaya daha işin başından bir darbe vurmuştu bile.

Davul ataklarının ve zil seçimlerinin oldukça ustaca işlendiği,gitar sololarının Exodus tarzı sololara benzediği,vokal yorumunun ise punk tarzı oluşturulduğu bir ilk albüm Feel The Fire.

En önemli parçalarından Hammrhead ve Overkill bunların en büyük kanıtlarıdır.

İleride yüzbinlerce kişiye Fuck You dedirtecek ve bundan zevk alacak bir grup için Feel The fire oldukça cüretkar ve özgün bir albümdür.Overkill,camiaya oldukça başarılı bir noktadan girmiştir.Kesinlikle küçümsenmeyecek bir darbe indirmiştir camiaya.




SAVATAGE - SIRENS

Sene 1983'ü gösterdiğinde daha önce konserler ile oldukça geniş bir kitle edinen bir grup vardı.Radyolarda çalınacak parçalar çıkarmaya çalışıyordu ve bir tanesini gerçekleştirmişlerdi.İki büyük usta kardeşin oluşturduğu bir grubun ilk albümüdür Sirens.

Savatage ! Oldukça farklı konseptlere değinmiş büyük heavy metal grubu.Sirens ile ileriki Savatage tarzını adeta temellere oturtmuşlardı.

Nitekim TSO değişkenini saymazsak,Savatage piyasaya tavrını daha ilk albümle koyan gruplar arasında yerini almıştı.

Bir konsept çılgınlığının yaşandığı bu usta grup için Sirens oldukça özgün gitar tonlarının yakalandığı,vokal yorumunun ise çığlık atma bazında derinlerden gelen bir ses gibi işlendiği güzide heavy metal albümlerinden birisidir.

Kesinlikle ilk albüm olarak grubun başarılı geleceğini oluşturacak temellerin en sağlam taşlarından birisidir Sirens.Taşlarından birisidir çünkü hemen ilerisinde Power Of The Night ve Gutter Ballet gibi iki ustaca işlenmiş albüm ile bu temel bitme aşamasına gelmişti.Sirens ilk taşlardan birisi çünkü Gutter Ballet ve diğer henüz değişime girmemiş Savatage albümleri oldukça geniş bir konsepte ve sound a sahip olacaktı.Kesinlikle Savatage da kendini yineleme gibi bir durum söz konusu değildi.Tavırlarını tarzlarını ilk albümden koymaları demek,hep aynı yönde gidecekleri manasına gelmiyordu.Ne açıdan aynı yön ?

Bir grup aynı öz içinde farklı şeyler nasıl icra edebilir ? Gitar tonları dğeiştirilir,özü bozmadan ustaca ayarlar getirilir,yeni vokal teknikleri geliştirilir ve daha bunun gibi birçok teknik ayar.Savaage,çıkardığı her albümde tekniğini biraz daha geliştirmiş ve öyle albüm çıkarmıştır.Nitekim Criss Olivia gibi bir gitar ucubesi [mekanı cennet olsun] ni barındıran bir gruptan bahsediyoruz.Ağabeyinin de o muhteşem yorumu ve piyano partisyonları ile grup çizgisini ve duruşunu çoktan belirlemişti.Sirens Savatage ın ilk albüm olması açısından oldukça başarılı bir noktadan girmiştir grafiğe.




BLACK SABBATH - BLACK SABBATH


Zeppelin in dünya üzerine bir kırbaç gibi inmesinden sonra, kitleler henüz o şoku üzerlerinden atmamışken, yeni ve daha ağır bir grup geldi camiaya. Black Sabbath !

Öyleki Zeppelin de dem vurulan şeytani öğeler Sabbath ta artmış, basın eldeki malzemeleri oldukça derinlere çekmiştir. Bundaki en büyük etken elbette Sabbath ın doğuş şekli ve bu şekille gelen tarzıdır.

Nitekim Iommi insanların korku filmlerine verdikleri parayı anlamsız ve ilginç bulmuş, ben de eğer korku temalı bir grup temeli atarsam, büyük ses getiririm demiş ve daha ilk albümden buna yer vermiştir.

Şeytan kilisesinin grubu olarak adlandırılmaların altında da bu yatmaktadır zaten.

İlk albüm, Sabbath ın kesinlikle en iyi albümlerinden birisidir. Dört kurnaz, çılgın adamın bir araya gelip de böyle birşey ortaya çıkarmaları, hakkında çok konuşulması gereken bir olaydır. Albümün genel yapısı hem grubun genel yapısını, yapıtaşını, hem de camianın ilk heavy metal albümü olma niteliğinde.

The Warning ve Wicked World daki bass teknikleri, Iommi nin kendine oldukça özgü gitar soloları ilk başta kendisini gösteren unsurlar. Black Sabbath taki yağmurlu ve gizemli giriş de kim bilir belki bugün onca grubun parçalarında "intro" denilen kavramı geliştirmiş. Kim bilebilirki !

Albümden sonra gelen albümlerde kesinlikle yukarılara doğru çıkmış bir ivme görüyoruz. Camianın ilk canlı ürünü olduktan sonra bu albüm, oldukça gelişmiş ve beraberinde de birçok tekniği getirmiştir. Birçok yeni teknikler, birçok yeni ilhamlar ve yeni hikayeler. En önemlisi grup ilk albümü ile çıktığı çevrede adından oldukça söz ettirmiştir.

Iommi nin planı işe yaramış ve belki de Zeppelin ile başlayan heavy metal savaşı Sabbath ile daha şiddetlenmiştir.

Gerçi Zeppelin in döneminde bir "heavy metal" savaşı vardı diyemeyebiliriz, şok anında bilinçli hareketlerde bulunulamaz çünkü. Ancak Sabbath ın çıktığı vakit şok artık bitmiş, bu furyanın daha da şiddetlendiği görülmüş ve bilinçli saldırılar başlamıştır. Daha da bilinçli. HM savaşının tam manasıyla vuku bulduğu dönemin başlangıcı olarak da kabul edebiliriz bu albümü.

Daha birçok açıdan ele alındığında daha birçok konu açığa çıkar bu albüm hakkında. Burada bırakıp bu albümün gizemini kormuya devam edelim...





ICED EARTH - ICED EARTH


Iced Earth de camiya oldukça farklı bir soluk getirmiş gruplardan.

Kurucu Jon un Maiden hayranlığı ile başlayan IE yapısı, ilk zamanlar çevre baskısı ile de Maiden tarzı albümler çıkarmasına zorlamış kendisini, ancak o direk Maiden tarzı bir albüm yapmak yerine, Maiden etkileşimli bir albüm yapmaya karar vermiş.

Yani Maiden ın melodikliğini almış ve kendi kafasında yatan lirizmle birleştirerek girmiştir piyasaya.

Jon bu işe başlayana kadar oldukça zor dönemler geçirmiş. En sevdiği dostunu kaybetmesi, stüdyo çalışmaları için maddi sıkıntılara girmesi, albüm çalışmaları için maddi sıkıntılara girmesi. Sonuç olarak yılmayan taraf Jon olmuş ve IE aynı adlı albüm ile camiada vuku bulmuştur.

IE nin genel yapısına baktığınızda ilk albüm olarak Iced Earth albümü oldukça başarılı. Başarı grafiğinde ivme oldukça şiddetli artışlarda bulunmuş, yer yer ivmeyi düşürecek olaylar yaşanmıştır. Ancak IE albümü Jon un kafasındaki IE yi, gelecekteki IE yi oldukça iyi temsil etmiştir ilk albüm olarak.

Nitekim Maiden ın mistiszmi, Sabbath ın korku teması, Zeppelin okultizmi ve arada geçen birçok grubun bu yöndeki eğilimlerinden sonra IE de yeni bir karanlık temaya değinmiş, camia yeni bir furya ile genişlemiştir.

Jon un kafasındaki IE protresinde önemli unsurlardan birisi de hikaye yazarlığıdır. Bu işi bitirdikten sonra yazarlığa soyunmak isteyen elemanın kafasında oldukça güçlü menkıbevi hikayeler mevcut. Bunlardan en büyük projem dediği Wicked Trilojisi ileriki albümlerde vücut bulmuştu.

IE albümü, IE nin ilk albümü olması hasebiyle oldukça temel taş niteliğinde. When The Night Falls, Solitude gibi ldukça başarılı parçaların bulunduğu albümde karanlık temanın hakim olduğunu kolayca anlayabiliriz. Life And Death de ölen dostundan gelen bir ilham olarak yazılmış olabilir.

Iced Earth albümü, grubun kayıt açısından zorluk çektiği dönemlere denk geldiği için, kayıtta, albümde farklı bir hava sezebilirsiniz. Ancak Jon bu zor koşulu ikinci olarak gelecek albümde yani Night of the Stormrider oldukça profesyonel bir şekilde kapatmıştır. Bana göre NOTS ın kaydındaki IE benzerliği, IE nin zor koşullar altında kaydedilmiş olmasından dolayı meydana gelmiş bir burukluğun, düzeltilmesi açısından önemlidir. Yani ikinci albümü de aynı havada yaparsak dermişçesine. Elbette bir görüş ancak güçlü olmasını diliyorum buradan =)

Sonuç olarak Jon bu işte oldukça başarılı bir yer edindi. Grubun ilk albümü olan IE, gelecekti IE için oldukça yol gösterici idi...




SAXON - SAXON


Saxon'u NWOBHM'un babalarından yapan nedir ? Saxon albümü yani ilk albümdür.

SAxon'un genel yapısına baktığınızda NWOBHM un oldukça sert yönünü ortaya çıkardığını görürsünüz. Özellikle Metalhead ve Dogs Of War tarzı albümler silsilesi buna en güzel örneklerdendir.


Bütün Saxon albümlerine baktığınızda (koca bir NWOBHM dünyasıdır Saxon) ilk albüm olan Saxon albümü NWOBHM un saflık zirvelerinde dolaşmaktadır.

İnsan gerçekten inanamıyor. Nasıl bir gelişim grafiğidir bu, bu tür gruplarda. İlk albümün Biff'ine, sound una bakın. Ciddi manada diğer albümlere binaen en saf hali yapılmış NWOBHM un. Bana göre bu akımın üç büyük temsilcilerinden birisidir Saxon Samson ve Maiden ile birlikte.

Saxon albümünün daha ilk parçası Rainbow Theme, Frozen rainbow insana bu nedir dedirtecek cinsten.

Hani yukarıda dedik ya sanki elemanlar senelerdir bu işin içindelermiş gibi daha ilk albümde hünerlerini sergiliyorlar diye. İşte bu albüm de buna örneklerden birisidir. Daha ilk parça ve içinde her türlü hava var. Ballad havası heavy metal nwobhm rockn roll vs...

Saxon gibi çok özgün bir tarza sahip grubun en önemli elemanı da bana göre Biff Byford tur. O'nun o özgün sesi Saxon'u doruk noktalarına çıkaran unsurlardan.

Özellikle Metalhead albümü gibi çoğu insana bu adamlar power yapıyor dedirten bir albüme sahip grubun, ilk albümünün daha uç bir noktada olması, grubun zamanla ne tür bir grafik çizdiğinin göstergesidir.

Saxon, bu grafikte kesinlikle ivmeyi hep doruklarda tutmuş bir gruptur. İlk albümdeki o saflık, o orjinallik o gitar tonları ve o tonlardaki saflık, ciddi manada takdire şayan. Grubu en üstlerde tutmaya layık eden unsurlardan...



ANVIL - HARD'N HEAVY


Takvimler 1981 senesini gösterdiğinde NWOBHM un o yakıcı rüzgar fırtınası etkisini devam ettiriyordu. Bu fırtınaya ortak olanlardan birisi de gelişim grafiğini en çok beğendiğim Anvil grubu idi.

Anvil, ilk albümü olan Hard'n Heavy ile inanılması güç bir profesyonelliğe imza atmıştır. Tonlar kesinlikle zamanını bizlere gümüş tepside sunan, diğer büyük usta gruplara hayranlıklarını saygı ile belli eden bir grup.

Öyleki ilk albümde AC/DC adlı bir parçaya imza atmışlar.

Anvil'in gelişim grafiğini sevmememin en önemli nedenlerini ilk üç albüme bakarak anlayabilirsiniz.

Nitekim ilk üç albüm olan :

Hard'n Heavy
Metal On Metal
Forged In Fire

albümleri arasında öyle belli eden bir sound varki ; insan her albümde farklı bir grup dinliyormuş gibi hissediyor.

Hard'n Heavy deki aşırı ustalık, Metal On Metal ile daha da sertleşmiş, Forged In Fire da ise grup artık şov yapmaya başlamıştır.

NWOBHM gibi ucu bucağı olmayan bir dönemin grubu isen, gelişim senin için ekmek su gibi olmalıdır. Gelişeceksinki piyasada uzun soluklu kalabilesin.

İlk albümdeki ilk parça olan School Love oldukça neşeli, oldukça saf. Ve daha çok gençlere hitap eden bir yapıya sahip albüm.

Zamanın yobaz grupları bunu yaparken gençlere örnek olmak, onlara nasihat vermek yerine, biz gençler hep ezileniz hep aciz olanız hadi içelim hadi bunalım yaşayalm hadi büyüklerimize kötülükler edelim derken, NWOBHM un babacan grupları bunu nasihat tarzında , aklı başında olan her gencin anlayabileceği mesajlar vererek yapmaktadırlar. İşte Anvil de bu babacan gruplardan bir tanesidir.

Özellikle ilk albümde buna değinmeleri önemli etkenlerden.

NWOBHM dedik mi, orada durup iki adım geri çekilip, içine girmeden önce iyi bir önhazırlık yapmak gerekecektir. Anvil bu klasmanda oldukça önemli gruplardan.

İlk albümden sonraki albümlerde ise yukarıda da dediğimiz gibi hep bir yükseliş grafiği yer edindi grupta...

Not : Anvil Kanadalı bir gruptur. Ancak NWOBHM havası oldukça baskın bana göre. Ben de yazıda ısrarla NWOBHM dedim gruba Smile Bişi çıkar mı Smile



ANTHRAX - FISTFUL OF METAL

İşte thrash metalin öncü dört grubundan birisi.

Onlar bu işte boş yere dört büyüklerden birisi olmadılar.

Onlar, yeteneklerini bu işte oldukça ustaca kullandılar.

Fistful Of Metal, yapılabilecek saf thrash in, -tıpkı Metallica gibi- örneklerini verdiler.

Among The Living (Cliff Burton'a adanmış bir isim ve albüm) gibi dahice albüme ev sahipliği yapmış grubun yeri, camiada oldukça önemlidir.

Daha ilk albümden tekniğin zirvelerinde dolaşan Anthrax, bunu Spreading The Disease, hatta son dönemlere doğru çıkarılan Stomp 442 albümünde bile belli etmişlerdir.


Thrash dedin mi -üstad NWOBHM cular kusuruma bakmasın- tekniği en üst seviyeyeye çıkaran gruplardır aklımıza gelen. Anthrax bu işte önemli bir yere sahip.

Deathrider, Soldiers Of Metal, Im Eighteen, Metal Thrashing Mad gibi parçalara sahp bir albüm. Her demden vurulmuş, müzikalite olarak oldukça old-school ve çok kritik bir dönemde çıkmış bir albüm.

Zamanının vahşi gruplarından Metallica KEA'yı çıkarmış, Overkill Feel The Fire'ı, Exodus BBB'ı. Dönem olarak ele aldığımızda kurtlar sofrasına oturmuş cüretkar bir gruptur Anthrax.

Anthrax neden cüretkardı ?

Çünkü yetenekleri ortada, Fistful Of Metal albümü ortada idi.

Thrash Metal de etkileşim olayı, bana göre Heavy Metal'e oranla daha sıkı fıkı, daha bir aktiftir.

bir grup çıkıyor, ortalığı sallıyor, yetenekli ve camiada yer edinmek isteyen başka gençler, daha iyi olma ve camiayı daha da güçlendirme hırsı ile piyasaya bomba gibi düşüyorlar.

Anthrax da bu gruplardan bir tanesi.

Zamanında birçok eleştrilere maruz kalmış gruplardan aynı zamanda. Yaptıkları, daha sonraları vuku bulmuş bazı olayları gölgeliyor neyseki. Bu açıdan bakıldığında ilk albüm olan FOM çok önemli bir konumda.

Thrash Metal de değişim ya da gelişim oldukça tehlikeli boyutlara varabiliyor. Anthrax, Stomp 442'de thrash metal de nasıl sertleşilir onun örneğini kısmen de olarak gösterdi.

Özellikle Dethroned Emperor parçası bunun en güzel örneği. Bana göre bu parça klasik thrash metal rifflerini baz almış ve belli tonlarla geliştirilmiş, daha da katı bir hale getirilmiş bir şekilde çalınmış parçadır.

Bir başka örnek olarak thrash metal in daha bir melodik hal aldığı Persistence of Time albümü Anthrax'ın bu işte ne kadar usta olduğunun kanıtıdır.

Öyle bir zamanda piyasaya düşmüş bir grup için, ilk albüm olan FOM, geleckteki Anthrax'a da büyük ölçüde ışık tutmuştur. Nitekim bariz değişimlerin yaşandığı döneme kadar Anthrax devamlı kendisini geliştirmiştir.

Metallica MOP lar RTL ler AFJA lar çıkarırken Anthrax Spreading The Disease ler State Of Euphoria lar Sound Of White Noise lar çıkarmıştır. Sonradan peşlerinden gelecek olan Testament gibi bir gruptan önce de gelmeleri onlar için bir avantajdır.

Nitekim Testament thrash metal de bayrağı oldukça yükseklere çıkaran şanlı bir gruptur.

Camiada her grupta öncü gitaristler vardır. Metallica'da Kirk, Testament'ta Alex, Overkill'de Dan, Flotsam'da Jason ve Anthrax'ta Ian.

O Ian ki ; grubun en büyük riff yazarlarından. Grubun yapısını oluşturan adam.

Daha ilk albümde bu ustalığını Deathrider gibi "die-hard headbang " olayını gerçekleştirebilmiştir.

Ve bu olay Soldiers Of Metal parçası ile de devam etmişti. Özellikle o parça headbang olayında çok tatlı bir ritme sahip idi.

Anthrax, kısa dönemdeki büyük çalışmaları ile bizim Big One Of Four dediğimiz klasman içine girmişti bile. Diğer gruplarla arasındaki sıkı ilişkiler de işin tuzu biberiydi. Anthrax, hak ediyordu...



[/u]
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Dante
Binbaşı
Binbaşı


Kayıt: Aug 11, 2006
Mesajlar: 6260

MesajTarih: Cum Nis 25, 2008 2:00 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

METAL CHURCH - METAL CHURCH


... Ve gelelim Metal Church'e.

Bu konuyu megalo'ya bırakmıştım. Kendisi uzun zamandır giremiyor ne yazıkki. Ben ise bir an önce belirtilmesi gereken bir konu diye düşünüyorum.

Metal Church, camianın göz bebeğidir !

Evet, böyle garip bir giriş yaptık.

AC/DC Heavy Metal camiasının nasıl değerli bir grubudur ? Rush, Pink Floyd ?

Bunlar hard rock ve progressive rock oldukları halde neden Heavy Metal adı altında birleşiyorlar ? Neden Heavy Metal'in göz bebekleri ?

Bunun cevaplarını verebilen bir insan Metal Church neden Thrash Metal camiasının göz bebeğidir sorusuna da cevap verebilir.

Anthrax'la aynı dönemde piyasaya oldukça kararlı, oldukça azimli bir grup geldi. Öyle böyle bir grup değil. Ustalıkta son nokta diyebiliriz !

Lars Ulrich, Metallica'yı kurma çabalarına girmeden önce, Metal Church ile stüdyoya girer. O aralar MC davulcu aramaktadır. Lars MC'ün nasıl bir grup olduğunu - hem de daha albüm çıkarmamış, demo çıkarmamış bir gruptan bahsediyoruz- şu sözlerle açıklamıştır :

"Onlarla stüdyoya girdim. Öylece onları izledim. Adamlar makine gibi ! Çalışmaları bitince elbette gruba giremedim, gittik geceyi beraberce bira içerek geçirdik..."

Ağzına sağlık Lars !

İşte MC böyle bir yapı ile girdi piyasaya.

Metal Church, ilk albümü olan Metal Church ile 1984'te, Anthrax ile birlikte camiaya girdi.

Öyle bir albümki ; Lars ın bahsettiği o ustalık, daha ilk albüme, o derece yansımıştı.

Grup, oldukça dalgalı bir grafiğe sahip. Ancak ben bu dalgalanmanın tek taraflı olduğunu iddia ediyorum Smile Devamlı yukarı çıkan MC okyanusunun engin dalgaları !

MC albümü, camiada bir devrim, heavy metal deki ilklerin listesine girmiş bir canavar, bir yaratıktır benim için !

O keskin ve kulak tırmalayıcı scream vokal, scream vokal yapan gençlerin görebileceği belki de en keskin ve en yırtıcı scream vokallerinden.

Davul oldukça "thrash" , riffler oldukça can alıcı !

Böylesine bir grubun, aynı adlı parçası olan Metal Church parçası, bu betimlemelere önayak olacak parçalardandır.

Gods Of Wrath ise scream vokalin doruklarında gezinen elemanın en büüyük vizyonu !

Ancak MC parçasına geri döndüğünüzde, gruptaki farklılığın boyutlarını daha net görebileceksiniz.

Thrash Metal, speed metalin daha oturaklı ve daha yırtıcı, punk etkisinden daha bir kurtulmuş halidir diyebiliriz.

Ancak MC , bu tanımlamanın da daha ilerisinde bir gruptur.

Bunu anlamanın yolu, direk 93'te çıkmış Hanging In The Balance albümüne bakmaktır. Özellikle içindeki Little Boy parçası, bu grubun yukarıdaki tanımlamadan da öte olduğununun kanıtıdır.

Aynı dönemlerde çıkan Masterpeace hakeza.

İlk albüm MC , bu albümlerden oldukça uzak bir yerde olmasına rağmen, old school thrash in ama aynı zamanda büyük bir farklılığın - her açıdan - grubu olduğunu kanıtlar.

MC parçasındaki zayıf gibi görünen kayıt, Hitman'de kendisini oldukça iyi gösteriyor.

Ancak bana kalırsa ilk albüm MC yine de old school thrash in, grup için tek "sağlam" albümüdür. Old school olmak ya da farklı olmak arasındaki çizgide sallanmadan sabitçe durabilmiş bir grup için temel, MC albümü ile atıldı.

İlk albümden sonra gelecek The Dark albümü de Cliff'e adandı. Bu albüm, belki de Cliff in ölümü ile daha bir onurlandırıldı. Ancak MC, her yönü ile, her duygusu her köşe bucağı ile grubun bana göre temel vizyonu oldu.

Grubun vizyonu neydi peki ?

Kesinlikle thrash metal camiasında oldukça farklı bir ses yaratmak.

Ben diyorumki, bu camiada farklı olmak, özden uzaklaşmadan yapmak, oldukça zordur. Bunu birçok grupta gördük, görmeye de devam ediyoruz.

Kim bilir belki bu zorluğu gören insanlar topluluğundan biri de MC tü. =) Nitekim onlar da "camianın kriterlerini farklı boyutlara çekemiyorsak, direk farklı bir noktadan başlarız işe" dediler belki de :=) Hiç bilemeyiz. Ancak bilebileceğimiz birşey varki o da MC'ün kesinlikle bu camiada çok özel bir yere sahip olduğudur.

Highway To Star ve Battalllions gibi parçalar ile de grubun direk olarak ne tür konulara değindiğini görebiliriz.

İlerleyen yıllarda bu içerik olgunluğu daha da ağırlaşacak, toplumsal içeriklerin yanı sıra psikolojik tahlillerinden de olduğu bir grup haline gelecek MC.

Son çıkardıkları A Light In The Dark albümü bile grubun ısrarla, illaki özel bir konumda olmasını kanıtlamaktadır. 2007 çıkışlı bu albüm, grubun bütncül olarak ne kadar taze ve bozulmamış kaldığının göstergesidir.

Daha ilk albümden bu kararlılığı ve sağlamlılığı göstermiş bir grup. 84 - 07.. Fark eder mi ?

Metal Church, Thrash Metal camiasının göz bebeğidir...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Dante
Binbaşı
Binbaşı


Kayıt: Aug 11, 2006
Mesajlar: 6260

MesajTarih: Cum May 02, 2008 12:11 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

VOIVOD - WAR AND PAIN


Çok eski değil. Çok geç de değil. Voivod'u özel kılan, 84'te piyasaya çıkmış olup da , o kurtlar sofrasında kendi tabağını, kendi kaşığını alıp belli etmiş grup olmasıdır.

O döneme baktığımızda Metallica, Overkill, Exodus, Anthrax ve Slayer camiayı sallıyordu. Öyle bir dönemde piyasaya girip de kendi tarzını oluşturmak cürret ister. Cüretkar bir gruptur Voivod da diğerleri gibi.

Nitekim War And Pain, thrash ve speed özelliklerini temel almış, türü progresifleştirecek unsurlar ile yapılmıştır.

70 - 80'lerin progresifini günümüz kötü grupların örnek almasını anlarız ama thrash metal de bu pek görülmemiş birşeydir. Ve çok da başarılı olunmuştur.

War And Pain bu konumda olan ilk albümlerden birisi diyebiliriz. Üslup, vokal yorumu ve kayıt o kadar değişikki, sanırızki yeni bir tür doğuyor.

Böyle sanmamak için 96'da çıkan Rrroooaaarrr albümünü aklımıza getirmemiz yeterli olur. Nitekim içerde speed özellikleri de gitmiş, ortada sadece thrash ve progresiflik kalmıştır.

Neden ısrarla progresif ?

Aslına bakılırsa thrash'te zaten uzun parçalar mevcuttur. Hatta War And Pain'de öyle aşırı progresiflik yoktur. Ancak tekniğe baktığımızda oldukça boğuk bir tablo ile karşılaşabiliyoruz. Grubun konseptini de ele alırsak, parçaların yapısı için en önemli unsurlardan birisi haline geliyor progresiflik özelliği.

War And Pain'de vokal yorumu ve gitar tonları özellikle albümün genel yapısında çok büyük rol üstlenmiş. Voivod dediğinizde gözü ve kulağı kapalı o tonları o havayı söyleyebilirsiniz.

Camiadaki yeri, Katorz'da JAson ın gelmesi ile eskilere dönüş sinyali vererek sağlamlaştırılmıştır.

Elbette Katorz, direk War And Pain dönüşü değildir ancak arada Negatron ve Killing Technology özelliklerini taşımaktadır. SAdece Katorz da vokal ve gitar riff leri daha baskın hale gelmiş, bass daha bir öne çıkmıştır.

War And Pain ise bana göre Slayer Show No Mercy tadındadır.

Zaten zamanında insanlar ilk dinlediklerinde bir anlam veremediler bu tarza. Çünkü piyasada Metallica bu işin kitabını yazarken, Exodus hız şov yaparken elemanlar uç noktalara çekilip öyle albüm çıkarmışlardır. İlk dinlenildiğinde itici gelen, daha sonra bağımlılık yapabilir...

War And Pain grubun yapısını oldukça iyi yansıtan bir albümdür. Konu tamamıyle bilim kurgu ve ütopik üslup olunca sık sık tarz değişikliği ya da yönelişler meydana gelmiştir.

Aslında grup çizgisini War And Pain üzerinden devam ettirseydi de bana göre oldukça başarılı bir tablo çizerdi. Ancak bunu yapmak yerine ellerindeki malzemeleri - konsept - kullanmak namına, zamanı gelince gereken müzikal değişimleri yaptılar.

Phobos o önemli değişimlerden birisidir. Konunun önemi adına müzikal oldukça boğucu bir noktaya çekilmiştir.

War And Pain deki vokal tonu da ileri de oldukça kalın hale gelmiş, ne Nothing Face teki kadar cırtlak ne de Negatron daki kadar yırtıcı olmuş. Phobos ta direk kusmakta olan bir adamın sesi var ! =)

Tüm bunları bir kenara bırakıp grubun temel taşı nedir derseniz War And Pain derim.

Aslında War And Pain de elemanlar zaten yapacaklarını belli etmişler. Bu albümden diğer albümleri tahmin etmek zor olmasa gerek.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Bu başlık kilitlenmiştir, cevap yazamaz ya da mesajları değiştiremezsiniz    HMTR Forum Ana Sayfası -> Albümler / Albüm Yorumları Tüm saatler GMT +2 Saat
Sayfa Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
2. sayfa (Toplam 4 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Bu Forum gücünü phpBB'den almaktadır. Tema nukemods.com tarafından uyarlanmıştır.
Forums ©
Heavy Metal TR . COM © 2004 - 2008 tüm hakları saklıdır. - Forum Arşivi - Sitemap
HMTR'den izinsiz alınan hiçbir materyal (kaynak yazılsa bile) başka topluluklar tarafından kullanılamaz!
The ultimate MetalToplist...