Kayıt: Apr 30, 2008 Mesajlar: 401 Nerden: İstanbul
Tarih: Cum Hzr 27, 2008 3:43 pm Mesaj konusu: Scorpions - Humanity Hour I [Albüm İncelemesi]
Scorpions - Humanity Hour I
Albüm Kadrosu :
* Klaus Meine: Vokaller
* Matthias Jabs: Solo & Ritim Gitar
* Rudolf Schenker: Ritim Gitar
* Paweł Mąciwoda: Bass
* James Kottak: Bateri
Misafir Sanatçılar :
* Billy Corgan: Arka Vokaller "The Cross"
* Eric Bazilian: Gitar, "Love Will Keep Us Alive"
* John 5: Gitar, "Hour I"
* Russ Irwin: Piano, "The Future Never Dies"
7 - "Love Will Keep Us Alive" - 04:32 (Meine/Child/Bazilian/Frederiksen)
8 - "We Will Rise Again" - 03:49 (Jabs/Michael/Paige/Child)
9 - "Your Last Song" - 03:44 (Schenker/Child/Bazilian)
10 - "Love Is War" - 04:20 (Jabs/Michael/Child/Frederiksen)
11 - "The Cross" - 04:28 (Jabs/Michael/Child/Frederiksen)
12 - "Humanity" - 05:26 (Meine/Child/Bazilian)
40 Yıllık Yolculuk ...
1969'da başladı Scorpions uzun yolculuğuna, o günlerden günümüze dokundu insanların kalbine... Öyle bir grup ki, çizgisini hiç bozmamış fakat dolu dolu tam 40 yıl geçirmiş. Bazen "Rock You Like A Hurricane" demiş sallamayı başarmış, yeri gelmiş "Still Loving You" demiş özlemi ve aşkı hissettirmiş, "Lonely Nights"ında yalnız gecelerde yoldaşımız olmuş ve sayamadığım binlerce balladı ile gönüllerde taht kurmuş... Müziğini yaparken doğayı ve insanlığıda unutmamış tabii (bkz. Under The Same Sun). Scorpions boş durmamış, sürekli devam etmiş, sürekli ilerlemiş müzikal yolculuğunda. Geçmişten günümüze albümleri 75 milyondan fazla satmış, Dünya'da bir orkestra ile en iyi iş çıkaran sanatçılardan olmuş. Birkaç kısa satır ile anlatmak imkansız aslında, fakat şimdi asıl konumuza, Scorpions'un son albümüne dönelim. Rudolf Schenker gibi bir gitar virtüözünün, Klaus Meine gibi mükemmel bir vokalin ve diğer Scorpions elemanlarının harika işlerinden biri daha karşınızda : Humanity : Hour I. İzniniz ile sözü şarkılara, ruhumuzu okşayan derin anlamlarına ve müziğine bırakalım... :
Hour 1 ; Zamanı geldi, silahlarını kuşan, yatağındaki düşmana...
"Wellcome to Humanity, This Is Hour 1" diyerek ve kuvvetli, hissedilir vuruşları olan bir davul ile başlıyoruz parçamıza. Bir albüm için yapılabilecek en mükemmel girişlerden biri olduğunu söyleyebilirim. Kendini hissettiren ve arkadan sinsice giren bir bass, sonradan içinizi titreten o siren sesi... Meine'nin o içinizi titreten vokali ilk yarım dakika ardından giriyor ve parça devam ediyor. Şarkı boyunca hissedebileceğiniz davul ritimleri ön plana çıkarılmış. 2.dakikada gelen beklenen usta eller ve Rudolf'un gitarı ile oynayışı ve solosu müthiş uyumlu. Müzikal açıdan 10 üzerinden rahatlıkla en az 9 verebileceğimiz albümün müthiş parçalarından Hour I. İçerik olarak baktığınızda, insanların kendilerini ne hale getirdikleri ve kendimizi nasıl "çürüttüğümüzü" anlatıyor. Sonunu kendi elleriyle hazırlayan insanlığa bugüne kadar "dur" demeye çalışan Scorpions, belkide anlayacakları dilden konuşuyordur, ne dersiniz? :
So here we are - Şimdi buradayız
It's hour one - Saat 1
And it's a nightmare - Ve bu bir kabus
There's nothing left - Geriye hiçbirşey kalmamış
And yet it's good to be alive - Ve Sonunda sağ kalmak iyi birşey
There's no use crying - Ağlamak çare değil
Cause the universe is not fair - Çünkü evren hiçte dürüst değil
The wicked and the innocent - Kötü ve suçsuz
Are fighting to survive - Hayatta kalmak için savaşıyor ...
Beklenen kötü son yaklaşıyor, senin rolün ne ? ...
Game Of Life ; Oyunlar ve Oyuncaklar ...
Çok sağlam bir ritimle ve bateriyle giren parçamız, 20.saniyeden itibaren vokal ardında kalan fakat onu güzelleştiren bir şekilde devam ediyor derken, parçanın değişken ruhunu tekrar 30 sn sonra anlıyoruz. Ne çok ağır nede çok hızlı diyebileceğim bu şarkı gerçekten ritimleri iyi oturtulmuş araya katılan piyano ve nakarat bölümlerinde kendini hissettiren gitarları ile hoş bir çalışma olmuş. 2.30 dakika bitiminde ise isyan eden sessiz çığlıkları duyuluyor Meine'nin : "It's Time To Play...". Parça bu güzelliğini sonuna kadar koruyor ve 4 dakikalık güzel bir kulak doygunluğu bırakıyor bizde. Game of Life, hayatın göründüğü kadar asfalt yollarda geçmediğini, aslında acımasız yüzünün çoğu zaman ağır bastığını anlatan bir şarkı. Şöyle ki :
In the game of life - Hayat oyununda
The strong survive - Güçlü olan hayatta kalır
We're on a one-way street - Tek yönlü bir yoldayız
We gotta make it out alive - Bunu yaşama çevirmeliyiz
And never let 'em drag us down -bizi asla düşürmesine izin vermemeliyiz
In the game of life - Hayat oyununda
We live and die - Yaşar ve ölürüz
Another breath begins - Bir diğer soluk başlar
Another chance to win the fight - Başka bir savaşı kazanmak için
From the moment that you hit the ground - Yere vurduğun andan itibaren .
In the game of life - Hayat oyununda ...
We Were Born To Fly; Birbiri için var olmak ...
Acı bir gitar iniltisi ile başlıyoruz parçaya. Game of Life'ta olduğu gibi değişkenlik, hissedilir derecede. Bu tip parçalar gece dinlenildiğinde şok etkisi yaratacağından tavsiye etmiyorum =) Herneyse, şarkıya döndüğümüzde dikkatli dinlenildiğinde nakarat kısımları dışında ritimlerin kulakta resmen eridiğini ve Klaus Meine'nin o muazzam vokali altında kaldığını hissedebiliyoruz. Parça boyunca ustaca kullanılan gitarın resmen "ağladığını" düşünüyorum. Parçaya sözsel açıdan bakıldığında Scorpions'un aşk ve sadakat temasına hızlı bir dönüş yaptığı açıkça belli oluyor. Birbirine tutunan ve Dünya'daki en güzel duygu olan (ne kadar kirletilsede) aşk ile neler yapılabileceğini, birbirini seven iki insanın "Uçmak için" doğduğunu anlatan bir parça "We Were Born To Fly" :
We were born to fly - Uçmak için doğduk
To reach beyond the sky - Gökyüzünün ötesine ulaşabilmek için
To carry on forever after - Bunu daima taşıyabilmek için
You and I - Sen ve Ben
You keep my faith alive - Güvenimi ayakta tutuyorsun
With you I'm not afraid - Seninle beraber korkmuyorum
To rise and fall and face disaster - Yükselmek , düşmek ve felaketle yüzleşmek için
You and I - Sen ve Ben
We were born to fly - Uçmak için doğduk ...
Future Never Dies ...
Herhangi bir şarkı hakkında yorum yazarken hiç bu kadar heyecanlandığımı hatırlamıyorum. Scorpionstan gerçek bir "Love Ballad"ı karşınızda ... Piyanonun ince tınısı ile başlıyoruz şarkıya. Ardından vokal giriyor ve arka planda konuk sanatçı Russ Irwin gibi bir piyano virtüözü ile şarkı tadının bambaşka olduğunu gösteriyor. 42.snden itibaren giren gitar, umut dolu günlerin simgesi gibi sanki ... Bu parçada her nota, her ritim gerçekten ustaca yerleştirilmiş. Şarkı belli bir ritimde fakat piyanonun baskınlığı altında devam ediyor. 2 dk 25 sn ardından hissedilebilen, tüm enstrümanların duruşu ve sadece Meine'nin tatlı sesi, 2 dk 45.sn de giren o mükemmel gitar solosu ile tamamlanıyor. Şarkı; "bekleyen bir adam"ın hikayesini anlatıyor bizlere. Sözler gerçekten muhteşem. Yıllarını aşkı uğrunda harcayan ve sabrı kalmayan gerçek bir aşığın yakarışlarını duyabilirsiniz...
Tell me why I'm alone - Neden yalnız olduğumu söylermisin ?
When we're lying here together - Burada beraber uzanırken
On a night that's so cold - Gecedeyken , bu çok soğuk
And you're just a touch away - Ve sen sadece bir dokunuş uzaklıktasın
Baby try to hold on - Bebeğim tutunmaya çalış
Till we make it to forever - Bunu sonsuza ulaştırana dek
We're alive - Böylece yaşarız
And the future never dies - Ve gelecek asla ölmez
In your eyes - Gözlerinin içinde
The future never dies - Gelecek asla ölmez ...
You're Lovin' Me To Death;yalanlarla dolu bir geçmiş ...
Sinirli davul vuruşları ile başlıyoruz. Gitarların agresifliğini rahatlıkla hissedebilirsiniz. Parçada Meine, yorgun bir vokal kullanmış. Nakaratlara girişler başlangıçtakı sert davul ritimleri ile oluyor. Şarkı boyunca kendini hissettiren bassın parçaya "cuk" oturduğunu söyleyebilirim. 2 dk 12.snden itibaren başlayan ve "vokalin bittiği yer"in ardından kısa tutulan bir solo ve son kez tekrarlanan nakarat ile parça bitiriliyor. Sözlerini en çok sevdiğim parçalarından biridir albümün. Bir kadının elinde oyuncak olmaya yüz tutmuş bir adamın isyanı, tam bir aşk dramı yaşanıyor parçada. Kadına gerçekten büyük bir isyan var, Allah kimsenin başına vermesin denilecek cinsten kalpsiz, umursamaz ve bencil birinin eline düşen bir adamın dramı bu ... :
You're lovin' me to death - Beni ölesiye seviyorsun
And leavin' me to die - Ve ölüme terk ediyorsun
You make me wanna scream - Çığlık atmak istiyorum
But my tongue is tied - Fakat dilim bağlandı
You played me like a toy - Benimle bir oyuncak gibi oynadın
You made my life a mess - Hayatımı bir karmaşaya soktun
Everybody knows - Herkes biliyor
You're lovin' me to death - Sen beni ölesiye seviyorsun
Sözün bittiği yer burası diyebilirim. Ölümüne sevilmek ... =)
Three - Two - One; come on and sing =D
Saymaya gerek yok, direk kendini hissettiren 8 adet bateri vuruşu ve bol distorsiyonlu bir gitar ile giriyoruz parçaya. Albümün en "gaz" parçalarından diyebileceğim 3-2-1, özellikle girişiyle direk dikkat çekiyor. "Are you ready to rock" sözcüğü tekrar tekrar kulaklarımızda çınlıyor ve gerçektende parça "sallamaya" yetiyor insanı. Solo kısmı çok ince ve albümün en güzel sololarından biri bu parçada atılıyor. Ardından albümde konsept olarak bulunan şu robot ablamız tekrar giriyor ve 10dan geriye doğru saymaya başlıyor (olayı başta bende tam anlayamamıştım ne diyor bu gacı diyodum =D). Şarkı başladığından daha hızlı bir biçimde bitiriliyor. 3-2-1 sözsel olarak yaklaşılan sonu, insanların yaptığı hataların ve "öfkeyle kalmanın zararla oturarak" sonuçlanacağını anlatan, yapılan birçok eylemin boş ve zarar vermekten başka bir işe yaramadığını vurgulayan bir parça. "Are you Ready to Rock" , bu cümleyi sıklıkla duyabilirsiniz parçada ... Anlatılmak istenen şey genel olarak şu sözlerde gizli :
Time is a wicked master - Zaman kötü bir sahip
Put your life into its hand - Kendini ellerine bırak
Close your eyes and it will crush you - Gözlerini kapa ve o seni yokedecek
Rage only spins you faster - Öfke , sadece hızlıca dönmeni sağlar
It's a curse born unto man - O sadece insanın lanetli doğuşudur
Turns your dreams into disaster - Rüyalarını felakate dönüştürür
Love Will Keep Us Alive ...
Bazı şarkılar insana gerçekten içten, sıcak, kendinden bir parçaymış gibi gelir. Dinlediğinizde huzur bulursunuz, mutluluk verir sanki en kötü anlarınızda dahi. Öyle bir parça ile karşı karşıyasınız, "Love Will Keep Us Alive". Parçadaki giriş ve gitarın büyük bir bölümü konuk sanatçı, gitar virtüözü Eric Bazilian'a ait. Çok iyi bir giriş yapıldığını düşünüyorum bir aşk şarkısı için. Kısaca klasik Scorpions balladı diyebileceğimiz parçalardan biri "Love Will Keep Us Alive". Müzikal açıdan söylecenek pek söz yok. Sözlere geldiğimizde aşk için, sevgili için bekleyen bir adamın, sadece ufacık bir kıvılcım ile, alacağı bir umut ışığı ile neler yapabileceğini anlatıyor bize. :
I can't love you if you won't let me - İzin vermezsen seni sevemem
Can't touch me if you don't try - Denemezsen sana dokunamam
I can feel you - Seni hissedebiliyorum
I know that you're ready to take it to the other side - Ve bunu öbür tarafa taşımaya hazır olduğunu biliyorum
Love will keep us alive - Aşk bizi ayakta tutacak
Let's make the moment right - Haydi doğru zamanı yakalayalım
It's now or never - Şimdi ya da hiç
Love will keep us alive - Aşk bizi ayakta tutacak
Even the darkest night - Karanlık gecede dahi
Will shine forever - Daima parlayacak
Love will keep us alive - Aşk bizi ayakta tutacak
Love will keep us alive - Aşk bizi ayakta tutacak
We Will Rise Again; küllerinden doğan bir aşk...
Albümde genel olarak yapılan benzer başlangıç. Notalar ve vuruşlar farklı olsada, sert bir giriş ardından ani bir yavaşlama hissediliyor. Ama Scorpions'a da yakışmıyo değil =) Sözleri anlamlı olduğu için zamanında "hit" olarak tanımladığım parçam olsada, albümün geneline bakıldığında biraz sönük kalan bir parça. Taa ki , Rudolf o enfes sololarından biri ile şarkının gidişatını çevirene kadar =) Müzikal olarak baştada söylediğimiz gibi sönük kalsada, sözleri derin ve anlamlı bir parçadır :
Angels on fire - Melekler ateş altında
They fall from the sky - Gökyüzünden düşüyorlar
Heaven and hell will be burning tonight - Cennet ve Cehennem bu gece yanacak
Covered in ashes I cry out your name - Küllere bulanmış iken adın damlıyor gözlerimden
And out of the flames - Ve alevlerin dışında
We will rise again - Tekrar doğacağız ...
Sadece nakaratında bu kadar ince anlam taşıyan bu parçanın tamamını dinleyip anlamanızı şiddetle tavsiye ederim ...
Your Last Song; olabilecek en hüzünlü veda
Ünlü bir müzisyen abim hep derdi; "Bazı şarkılar başından kendini belli eder, öyle ki gitaristin o ilk dokunuşu sadece kulaklarında kalmıyor, beyninde birşeyler uyandırıyor, hatta orda kalmayıp kalbine, ruhuna dahi ulaşıyorsa, o şarkı senin şarkındır, büyük bir ustalıkla yazılmış bir eserdir"... Your Last Son, o hüzünlü gitar başlangıcı ve baterinin ağır ve emin bir şekilde vuruşu ile insanı etkiliyor. Şarkıda ritim gitarı iyice dinlerseniz ustaca yazılmış uyumu hissedebilirsiniz. Şarkının sonlarına doğru atılan solo, insanı dahada hüzünlü kılıyor ve gerçekten "titrettiğini" hissediyorsunuz. Ani bir şekilde kesilen parça ardından gelecek Love Is War ile dinlerseniz, çok iyi bir bitişe sahip. Şarkı, değişik ruh hallerine göre yorumlanabilecek çok açık fakat bir o kadarda karmaşık sözlere sahip. Buyrun yorumu siz yapın :
I'll throw the pages on the floor - Yaprakları yere fırlatacağım
I'm starting over like before - Önceden yaptığım gibi baştan başlıyorum
I'll change this stupid ending - Bu aptal sonu değiştireceğim
And stay with you forever more - Ve seninle sonsuza dek kalacağım
But when I'm lying next to you - Fakat senin yanında uzanırken
It's hard to bargain with the truth - Gerçeklerle anlaşmak çok zor
Cause when you know the love is gone - Çünkü sen gittiğinde aşk gidecek
The time has come to write your last song - Son şarkını yazmanın zamanı geldi
There you are - İşte oradasın
Smiling at me from the next room - Karşı odadan bana gülümsüyorsun
Beautiful as the first day I met you - İlk günki kadar güzelsin
And I'm so sorry - Ve çok üzgünüm
I couldn't be the one to love you - Seni seven tek kişi olamadım
The way that you deserve to be - Hakkettiğin bu değil
Love is War; Yorgun bir beden ...
Your Last Song'da söylediğimiz gibi, bu parça tema olarak farklı olsada müzikal olarak bir öncekinin devamı gibi bir duruşu var albümde. Alternatif herhangi birşey yok, giriş yapısı olarak diğer birkaç parçaya benzer. Dikkatli dinlediğinizde arka planda kalan akustik bir gitar tınısı ile elektronun uyumunu hissedebilirsiniz. Bu şarkıda Scorpions, artık aşkın boyutlarının müziğe başladıkları zamandaki gibi olmadığını, tam tersi bir savaşa dönüştüğünü ve samimiyetini yitirmekte olduğunu söylemekte. Gördüğünüz üzere artık Meine bile yorulmuş sevmekten ... Sözlerinde ise :
You were once a friend to me - Benim için önce bir arkadaştın
Now you are my enemy - Şimdi ise düşmanımsın
Passion turns to hate and you make - Tutku nefrete dönüştü ve sen bunu
Hate worth fighting for - Nefret uğrunda savaşmaya zorladın
I will re-write history - Hikayeyi baştan yazacağım
And you will not exist to me - Ve benim için artık olmayacaksın
On the day you crossed the line - Sınırı aştiğin gün
I found out love is war - Aşkın savaş olduğunu anladım ...
Bu şarkının yazılışında büyük hayal kırıklıkları yatıyor olmalı, insan içinden gelmeyen bir şeyi bu kadar güzel anlatamaz, değil mi ?
Cross ; maskenin altındaki yüz
Sıkı durun, çünkü albümün en "sadist" şarkısını dinlemek üzeresiniz. Diğer tüm parçalara göre daha kalın tonlarda ve hissedilebilir bir bass gitar ile çalınmış "Cross". Girişindende hissedeceğiniz üzere pek masum bir şarkı değil. Ritimleri diğer parçalara oranla hemen hemen daha agresif ve vokalin altında kalmıyor, hatta daha baskın. 2 dk 30 sn ardından misafir vokal Billy Corgan'ı duyuyoruz, "I believed in love, I believed in trust" diye haykırıyor. Ardından hızlı bir şekilde Meine vokali alıyor ve tüm nefretini kusuyor. Son kısımda gitarın inletilmesi, atılan mükemmel solo ve arkada ekolu bir biçimde kalan vokal, parçanın çok iyi bir şekilde bitmesini sağlıyor. İşte Cross gerçekleri bu sözler altında yatıyor :
How dare you use my shame - Benim utancımı nasıl kullanmaya kalkarsın
To play your wicked games - İğrenç oyunlarını oynamak için
With the mask you're wearing - Taktığın maskenin ardına saklanarak
And now you gotta make amends - Ve şimdi bunları telafi ediceksin
For the demons in my head - Beynimdeki şeytanlar için
I'll nail you to the cross - Seni çarmıha çivileyeceğim
The cross I'm bearing - Taşıdığım çarmıha
Masum duygular ile seven bir insanın, sevgilisi sandığı kişi tarafından ucuz oyunlarını oynamak için kullanılışı ve içindeki tüm nefreti kusuşu ...
veeee Humanity; insanlık-ne kadarı kaldıysa ...
İnce bir ton ile başlıyoruz parçamıza. Arka planda alternatif enstrümanlar duymak mümkün. Sakin bir şekilde davul giriyor ardından, parça gayet sessiz gidiyor. Ve ardından bass gitarın çığlıkları, birden sertleşen vokal tüm büyüyü bozmaya yetiyor. Bu sertlik ardından tekrar ağır bir şekle ve tekrar bassın sinirine bırakıyor kendini. Tıpkı dalgalı bir deniz gibi, ne yapacağı belli olmayan fakat muazzam bir yapı. Şarkının klibini izleyenler bilir, eski mistik bir ortamda, arka planda bulunan ekranda, neler yaptığımızı gösteriyor bizlere. Parçada kullanılan kemanın o hazin sesi, mükemmel bir ahenk sağlamış. Ki zaten Scorpions'un, klasik müzik öğelerini en iyi kullanan yegane Heavy Metal gruplarından biri olduğunu biliyoruz. Parçanın bitişi ise çok derin anlamlar taşıyor. Bir patlama sesi duyuyorsunuz ve ardından eski jazz müzik öğeleri ile parça kısa bir şekilde çalınıyor. Sizcede o eski günlere, insanların hala insan olduğu günlere bir özlem, şu 15-20 saniyelik kısımdan anlaşılmıyor mu ? ...
You're a drop in the rain - Yağmur ile düşen bir damlasın
Just a number not a name - Sadece bir rakamsın, isim değil
And you don't see it - Ve bunu göremedin
You don't believe it - Buna inanmadın
At the end of the day - Gün bitiminde
You're a needle in the hay - Samanlıkta bir iğne gibi olacaksın
You signed and sealed it - Bunu imzaladın ve mühürledin
And now you gotta deal with it - Ve şimdi bununla dağıtılacaksın
Humanity - İnsanlık
Humanity - İnsanlık
Goodbye - Güle güle
Goodbye - Güle güle
Kısaca Humanity - Hour I
Albümün müzikal açıdan [+] larını değerlendirmek gerekirse, alternatif öğeler, bazı şarkılarda girilen sert ve yaratıcı ritimler, ayrıca konuk sanatçı kullanımı albümün güzelleşmesine ve Scorpions'a yakışır şekle gelmesine etmen olmuş. Fakat [-] lerini almamız gerekirse, albümde alternatif olmayan ve benzer girişlerle tekrarlanan şarkılar, dinleyiciye benzer tatlar vermekte ve sıkmakta. Sözlere yoğunluk verilmiş olması bunu doğurmuş olabilir.
Albümü tema olarak ele alırsak, gerçekten çok derin ve ince konulara değinilmiş. Yıllardır Scorpions'un ve Scorpions gibi birçok grubun anlatmaya çalıştığı, insanların dikkatli olması gereği, doğa için, kendimiz için birşeyler yapmamız, biraz daha duyarlı olmamız gerektiği gerçeğini dinlemeyen insanların, şimdi bizi ne hale getirdikleri ve insanlığın sonunun yaklaştığını belirten Scorpions, "Ben sözümü söyledim, ne haliniz varsa görün" demek yerine "Kendin ettin kendin buldun , şimdi sıkıysa düzelt" (=D) demeyi tercih etmiştir. Ayrıca albümdeki aşk şarkıları gerçekten Scorpions'un ne kadar iyi işler yapabildiğinin göstergesidir.
Eski albümleriyle karşılaştırdığınızda, daha az üretici ve sönük kalsada, Humanity Hour I, günümüz koşullarıyla ve Scorpions tecrübesi ile yapılmış şahane bir albümdür. Ayrıca çıkış tarihi bilinmeyen ve serinin devamı olarak "Humanity - Hour II" sinyallerini şimdiden vermeye başlamış olan grup, gönlümüzde taht kurmaya ve aşkın güzelliğini bize yaşatmaya devam edecek gibi gözüküyor.
Dipnot:Albümü dinleyen ve dinlemek isteyen arkadaşlarım, yorumlarınızı eksik etmeyin Very Happy
DarkKnight
Saygılarımla ... "Rock You Like A Hurricane !" (içimden geldi Very Happy)
Dipnot : TheRipper abimizin başlığı altına açmıştım sanırım sinirlenip kendi kritiğine kıymış, öncelikle onun ve sonra herkesin affına sığınarak kritiği tekrar açıyorum, bilginize ...
Gerçekten mükemmel bir kritik olmuş! Thrashmania yazmıştı bir kritiğinde "Sen burda harcanıyorsun kitap yaz" diye; haklı valla
Kritiğe ve albüme gelirsek, beni gerçekten derinden etkileyen bir albümdür Hour 1.
"Eski albümleriyle karşılaştırdığınızda, daha az üretici ve sönük kalsada, Humanity Hour I, günümüz koşullarıyla ..." yazmışsın. Daha az üretici bir albüm olduğu doğru ama sönük kaldığı kısmına kesinlikle katılmıyorum. Dinlediğim andan itibaren çoğu Scorpions albümünden daha kaliteli buldum bu albümü. Gerek duygu yoğunluğu(zaten Scorpions'ın özü duygu yoğunluğudur), gerekse de gaza getirme açısından 10 numara bir albüm.
"Future Never Dies" ile insanı ağlatıp, iki şarkı sonra "3-2-1" ile birlikte "Are you ready to rock!" diye insana çığlık attırabilen bir albüm. Son şarkıları dinlerken tekrar hissine kapılmış olsam da biraz, bu durum albümün gözümde ki değerini çok değiştiremedi.
Sonuç olarak mükemmel bir albüme mükemmel bir kritik yazmışın Mehmet. Tebrik ederim, ellerine sağlık
kritik gerçekten çok iyi.ellerine sağlık.dinlememiş arkadaşlara da bu albümü şiddetle tavsiye ediyorum.ben bu albümü 2007 nin en iyi işi olarak nitelendiriyorum.
Scorpions'un şimdilik (bir best of albümü dışında) dinlediğim tek albümüdür. Yer yer "Hour I" ve "321" gibi şarkılarla enerjisini hissettiren, bazen "The Future Never Dies" ve "Your Last Song" gibi şarkılarıyla duygulanmamızı ve düşünmemizi sağlayan inanılmaz güzel bir albümdür bana göre. Diğer albümleri de en kısa zamanda dinlemeyi planlıyorum. Bu güzel albüme son derece yakışan bu kritik için teşekkürler. Ellerine sağlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu Forum gücünü phpBB'den almaktadır. Tema
nukemods.com
tarafından uyarlanmıştır.