Elesius
Admin


Kayıt: Sep 25, 2005
Mesajlar: 2056
Puanı: 11700
Madalyalar: 1 (Daha fazla Göster)
Durum: Offline
|
Tarih:
Cmt Tem 19, 2008 7:24 pm |
|
ATATÜRK : RADİKAL, HÜMANİST, POZİTİVİST
Büyük Nutuk'un Kemalist öğreti ve
eğitim sürecindeki yeri ve işlevi
Dr. İlhan ÖZDİL
Boğaziçi Üniversitesi'nin, İstanbul Kültür Sarayı'nda 9 - 13 Kasım 1981 tarihleri arasında düzenlediği ''Uluslararası Atatürk Konferansı''nda tebliğ olarak sunulmuştur.
GİRİŞ:
Türkiye, Atatürk Yılı'nda, Büyük Önder'in doğumunun 100. yıldönümü gibi ulusal ve evrensel boyutları olan bir olay ile, ''12 Eylül Müdahalesi'' gibi bir olguyu iç içe yaşamaktadır. Türkiye'nin bu noktaya nasıl geldiği sorusunun yanıtını da, gene, müdahaleyi Türk ve dünya kamuoyuna duyuran Devlet, Güvenlik Konseyi ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Sayın Kenan Evren vermiştir. Kamuoyuna yapılan bu açıklamaya göre, 12 Eylül noktasına gelinen en önemli nedenlerinden biri Kemalist çizgiden giderek uzaklaşılmış olmasıdır (1). Bu durumda, Atatürk'ün doğumunun 100. yıldönümünde ''Korunmak ve Kollamak'' olgusu ile karşı karşıya bulunan Cumhuriyet'in ve onun gerçek sahibi olması gereken Türk toplumunun kendi içinde ve evrendeki esenliği, Kemalist çizgiye dönüş ve yaşam sürecince de bu çizginin egemen kılınmasıyla olanaklıdır. Böylece, Kemalist çizgide bir müdahale olduğu vurgulanmış bulunan 12 Eylül Harekâtı ile Kemalizm yeniden toplumsal gündemin başında yer almıştır. Bu aşamada toplumdaki düşünürlerin en önemli işlevi, ''Kemalizmi'' bir ''öğreti'' ve bir ''eylem yöntemi'' olarak ulusal ve evrensel koşullar içinde çağdaş bir yoruma kavuşturmaktır. Bu yorum, bir anlamda ''nereden geliş nereye gidiyoruz'' sorusuna da ışık tutacaktır.
''Kemalizm''in toplumsal gündemin başında yer almasıyla birlikte, Kemalist öğretim ve devriminin başlıca amacı ve ürünü olan Cumhuriyet'in oluşumunu ve yok olma noktasına gelip dayanmış yüce bir ulusun çağdaş bir devlete dönüşümünü dile getiren Büyük Nutuk da tozlu raflardan indirilmiş bulunuyor. Bu kez Türk aydınına düşen iş, bu eşsiz yapıtın sadece tozunu almak değil, onu toplumun tüm kesimlerine, özellikle yeni yetişen kuşaklara, geçmişten alınabilecek en büyük ders gelecek için en güçlü bir rehber, olarak değerlendirmektir.
Kemalist Devrimin ya da ''Anadolu İhtilâli''nin siyasal, toplumsal ve kurumsal ürünü Kemalist Cumhuriyet'tir. Her düzen insanla düşüp insanla kalktığına göre, Kemalist Cumhuriyet de kendi insanını yaratmak zorundadır(2). Bu bilinçledir ki, Atatürk, Türk devrimini simgeleyen Cumhuriyet'in sonsuza dek korunup savunulması görevini gençliğe emanet etmiştir. Birbirini izleyen kuşakların bu bilince sahip olarak yetişmesi, yani Kemalist Cumhuriyet'in kendi insanını yaratmasının yolu ise eğitimden geçer. Kemalist öğretinin gereği olarak, ''fikrî, vicdanı, irfanı özgür'' insanlar yetiştirmesi beklenen eğitim sürecinde, Cumhuriyetle noktalanan ve siyasal, sosyal, ekonomik ve kültürel boyutları olan özgürlük savaşı ve ulusal devrimin temel ve en yetkili kaynağı olan Büyük Nutuk'un vazgeçilmez bir yeri ve işlevi vardır. Ancak, bu yapıtın, Kemalist Cumhuriyetin insanını yetiştirmesinin etkin bir aracı olarak, eğitim sürecindeki yerini aldığı söylenemez. Bu yönde yapılacak incelemelerin ilginç ve ilginç olduğu ölçüde de üzücü sonuçlar vereceği kuşkusuzdur. Oysa, geçmişi aydınlatan ve geleceğe ışık tutan Büyük Nutuk'un, gücünü deyrimci bir geçmişten alan ve çağlar ötesine atılım yapmak için hazırlanan genç kuşakların Ulusal Kurtuluş Savaşı ve devrimin eşsiz önderini gereğince algılayıp anlamalarını, Kemalist öğretiyle özdeşleşip bütünleşmelerini sağlamadaki yerine çoktan alması gerekirdi. Zira Büyük Nutuk :
Cumhuriyet'e giden zorlu, fakat o ölçüde onurlu yolu belirleyen sağlam ve gerçekçi tarihsel felsefeyi;
Bu felsefe üzerine oturtulmuş düşünce, davranış ve eylemleri;
Doğal ve kaçınılmaz sonucu yaratan tarihsel, sosyal, siyasal, ekonomik nedenleri ve koşulları, somut belge ve kânıtlarıyla sergiliyor.
Toplumun geleceğine yönelik ilke ve uyarıları vurguluyor ve
Her çağ ve her ülke için geçerli birtakım siyasal stratejik kuralları ortaya koyuyordu.
Cumhuriyetle noktalanan Kemalist devrimin bu başlıca kaynağının birgüne değin bu anlamda algılanabildiğini, algılanabilmiş olsa bile, Cumhuriyet ve bağımsızlığı sonsuza dek koruması ve savunması istenen genç kuşakların yetiştirilmesinde etkin bir kaynak ve araç olarak yararlanıp kullanıldığını söylemek pek de kolay olmasa gerekir.
Büyük Nutuk'un, Kemalist öğreti ve eğitim sürecindeki yeri ve işlevini vurgulamak için giriştiğimiz bu yaklaşım denemesi, bu konudaki sezgi ve bulgulardan esinlenmekte ve bir çağdaşlama , modeli olarak yeniden evrensel bir anlam ve önem kazanan Kemalizm'in, yani Türk devriminin bu eşsiz yapıtının insan yetiştirme düzenimizde etkin olarak yerini almasını amaçlamaktadır. Bu nedenle de, Büyük Nutuk'un değişik eğitim düzeyleri, yaş grupları, öğrenim ve iletişim amaçları, açısından ve bunlarla tutarlı olarak, kendi bütünlüğü içinde ele alınıp incelenmesi; bilgi içeriği yönünden öğrenilmesi; davranışsal amaçlar bakımından özümlenmesi; değindiği askerî, politik, sosyal ekonomik ve kültürel sorunlarla, kişiler ve olaylar yönünden yeni ve sistemli araştırma ve incelemelere konu ve kaynak olması; Kemalist öğreti ve devrimin nedenleri, koşulları ve sonuçları bakımından algılanıp irdelenmesi ve yeni atılımlara hız verebilmesi için dramatik yöntemlerle yaşanıp yaşatılması; özellikle, Atatürk Yılı'nda Kemalist Rönesansı başlatıp, Kemalist devrimi sürdürecek olan Atatürkçüler için canlı bir eser ve yorum kaynağı olması gerekecektir. Bu da Büyük Nutuk'un, Kemalist öğretinin temel kaynağı olarak, her düzey ve alandaki örgün ve yâygın eğitim programlarının tümleşik bir parçası haline gelmesiyle olanaklıdır. Bunun da yolu, büyük Nutuk'un Amaç, Kapsam, İçerik ve Niteliği; ortaya koymaktan geçer.
Uygulamadaki değişik yöntem ve yaklaşımlar bu tanımlardan kaynaklanacaktır.
AMAÇ :
Evrensel olayların akışı içinde insanlık ailesinin eşit ye onurlu bir üyesi olarak, çağdaş bir Türk toplumu ve devleti yaratma kararlılığı Mustafa Kemal'de, kendi benliği ve kendi toplumu hakkında bilinçlendiği andan itibaren başlamış ve O, bu hedefe, belirli bir zamanlama içinde, askeri, siyasal, toplumsal ve psikolojik bir strateji ile ulusu tüm kesimleriyle yanına alarak, adım adım yürümüştür. Büyük Nutuk, neden sonuç ilişkileri içinde, aslında sonsuza dek sürecek olan bu yürüyüşün belirli güçleri maklum ederken bilimsel davranış ve bir evrensel dile getirmekte ve geleceğin rotasını çizmektedir.
''Anadolu İhtilâli''nin önderi olan Mustafa Kemal'in kendi yorumu ve tanımı ile, Büyük Nutuk'un amacı: ''... Ulusal yaşamı son bulmuş varsayılan büyük bir ulusun bağımsızlığını nâsıl elde ettiğini ve bilim ve tekniğin en son esaslarına dayalı, ulusal ve çağdaş bir devleti nasıl kurduğunu anlatmak'' ve bu anlatım içinde ''Türk Ulusu ve gelecek kuşaklar için dikkat etmeleri ve uyanık bulunmaları gereken noktaları vurgulamaktır.'' (3) Mustafa Kemal, Büyük Nutuk'ta, artık geçmişe malolmuş bir devrin öyküsünü güçlü anlatım yeteneğiyle dile getirirken; olayları ve tarihi sadece yüzeysel bir gözle inceleyerek sağlık bir sonuca varılamayacağını biliyor ve olayların gerçek niteliği hakkında bir yargıya varabilmek için, onların asıl nedenlerini ve etmenlerini ortaya çıkarmak gerektiğine inanıyordu(4). Bu bilinç ve inanç O'nun akılcı ve bilimsel bakış açısından engin bir tarih felsefesine sahip bir düşünce olmasından kaynaklanmakta idi.
Büyük Nutuk, bir anlamda, eşsiz bir devrimle çağ değiştiren bir ulusun öyküsüdür ve bu çağ değişiminin tarihini yazan da o tarihi yapan insandır. Bu yazış ve anlatışta, Mustafa Kemal, tüm gerçeklere, tüm tarihçilerden istediği gibi, sadık kalmış, bilinçli olarak yaptığı devrimin hesabını verirken ve karşı fikirlere güçleri mahkum ederken bilimsel davranış ve gerçeklerden sapmamıştır (5) . Bu nedenle Kemalist devrimin bu temel kaynağını inceleyenler, onda Atatürk'ün askeri, siyasal ve sosyal fikirlerini, dünya görüş ve felsefesini bulacaklar ve O'nun tinsel kişiliği hakkında bilgi edineceklerdir. Büyük Nutuk'un (Lepzig, 1926) baskısındâ da vurguladığı gibi, Mustafa Kemal Türk ulusu için yepyeni bir geleceğin temellerinin atıldığı bir sırada ortaya koyduğu bu eşsiz yapıtta, tüm halka, ''Yeni Türkiye'nin nasıl oluştuğunu, hangi temeller üzerine dayandığını ve gelecekte hangi yolların izleneceğini göstermek gereğini duymuştur''(6). Bunu yaparken de, ardarda gelen felâketleri sıralamak suretiyle, geleceğin kuşaklarını, ''Yenilgi, işgal, düşmanlarla işbirliği içinde olan bir hükümete karşı uyarmak ve bu durumda ulusal direniş için duyulan sonsuz gereksinmeyi'' vurgulamak istemiştir(7).
Çağdışı düşerek sömürgeleşmiş bir ''uluslarüstü'' imparatorluktan, ulusal güce dayalı olarak gerçekleştirilen bir devrim yoluyla, çağdaş ve ulusal Türk devletini yaratmak için girişilen çok boyutlu savaşımın dramatik belgeseli olan Büyük Nutuk, sadece bu savaşımın kronolojik bir öyküsü değildir. Bu benzersiz yapıta, Çağdaş Türk devletinin evrendeki saygın yerini alması için zorunlu olan tutumun özellikleri ve temel düşüncesi sergilendikten başka, günümüz koşullarında giderek dahâ çok değer kazanan ve birçok ülke için çağlar boyu geçerliliğini koruyacak olan politika ve strateji kuralları da ortaya konmuş bulunmaktadır.
KAPSAM :
Türklüğün binlerce yıllık tarih sürecinde Büyük Nutuk'un kapsadığı dönem, bu tarihin karanlıktan aydınlığa doğru gelişen en hareketli, en hararetli, en kritik yıllarına rastlar. Bu dönemin çerçevesi Büyük Nutuk'un Almanca çevirisinde, Kemalist hareketin aşamalarını simgeleyen anlamlı başlıklarla verilmiştir. Bu çerçeveye göre Büyük Nutuk, kapsadığı zaman dilimi içinde şu evreleri içermektedir :
1919 - 1920 Bağımsızlığa Giden Yol
1. Başlangıç - 19 Mayıs 1919 - 22 Temmuz 1919 (Cilt I)
2. İlk Başarı - 23 Temmuz 1919 2 Ekim 1919
3. Güçlenme - Yayılma - 3 Ekim 1919 - 18 Ocak 1920
4. Bağımsızlığa Giden Yol- Üzerinde - 19 Ocak 1920 23 Nisan 1920
1920 - 1927 Millî İhtilal
1. İç Savaş Yılı - 1920
2. Meydan Savaşı Yılı - 1921
3. Zafer Yılı - 1922
4. Barış Yılı - 1923
5. Yeni Türkiye
Ulusal savaşımı başlatan yönlendiren ve sonuçlandıran büyük önderin, tükenmez bir enerjiyle, gece gündüz çalışarak, üç ay içinde kaleme aldığı Büyük Nutuk, 15 Ekim 1927-23 Ekim 1927 tarihleri arasında yapılan Cumhuriyet Halk Partisi Büyük Kongresinde 6 günde okunmuş ve bu okuma günde 6 saatten 36 saat 31 dakikaya sığdırılmıştır. Bu özelliğiyle dünya literatürüne ''Maraton Nutuk'', ''400.000 kelimelik Mesaj'' deyimiyle geçen bu temel kaynakla ele alınan zaman ve tarih diliminde, Türk Ulusu, Mustafa Kemal'in tanımıyla, ''ancak devletlerin yıkılma ve yokolma çağlarında tarihin kaydettiği çok önemli ve tehlikeli anları yaşıyordu '' ve ''tarihin böyle zamanlarda, her çağda ve her ülkede çeşitli mezhep ve davranışta, her türlü amaçlar peşinde koşan pek çok insanın sahneye çıktığını gösteren örneklerle doluydu''• (9). Dışta ve de içte, güçlü düşmanlara karşı bilinçli bir ulusal kurtuluş savaşımı vererek kurulan Türkiye Cumhuriyeti'nde Kemalist Devrimi kesintiye ve devleti çöküntüye uğratmak isteyen iç ve dış güçlerin yarattığı bunalım dönemlerinde de ''çeşitli mezhep ve davranışta, her türlü amaçlar peşinde koşan pek çok insanın sahneye çıktığı'' görülmemiş olarak bireysel düzeyde, ulusal bilincin, erdemin ve özverinin seferber edilmesiyle, tüm güçlüklerin nasıl üstesinden gelinebileceğini karanlıktan aydınlığa umutsuzluktan esenliğe nasıl çıkılabileceğini en dramatik biçimde sergileyen Büyük Nutuk, Çağlarboyu Türk Ulusuna bir esin kaynağı olacaktır:
İÇERİK VE NİTELİK :
Olayları tarihin yargılamasına bırakma isteği, tarihin belgelere göre yazılmasını ve gerçeği yansıtmasını sağlama gereğinden kaynaklanmaktadır(10). Böyle bir tarihi bilinci ve sorumluluğuna sahip olan Mustafa Kemal, Büyük Nutuk'taki olay ve tartışmaları kesin belgelere dayandırırken, tarihi yapan ve yaptığı tarihi yazan bir kimse olarak, tarihsel yargının belgesel bakımından sağlam ve sağlıklı olmasına özen göstermiştir. Bu bilinçiz yazılan ve Atatürk'ün öz yapıtı olan Büyük Nutuk'un, içerik bakımdan sürekli bir esin kaynağı olma niteliği, bu yapıt ta dile getirilen Türk devriminin ve onu oluşturan olaylar dizisinin, rastlantıların değil, dikkatle düzenlenip hesap edilmiş planların ürünü olduğunu kanıtlamasından ileri gelmektedir. Gerçekten de Ulusal bağımsızlık savaşı dönemi meydana getiren olağanüstü eylemlerden hiçbirisi rastlantıya terkedilmiş değildir.
Ulusal kurtuluş ve bağımsızlık savaşının en yetkili tarihi olan bu yapıtta, Türk devrirni deniten büyük atılımın hesabı verilirken, olayların doğuşuna neden olan konular irdelenmek te Mustafa Kemal'in ''Ulusu çöküntüden kurtarıp özgür ve güçlü kılmak amacıyla'' halkın yazgısını eline alma zorunluluğunu duyduğu andan itibaren yaptıkları anlatılmakta emperyalist devletlerin Türkiye'ye karşı güttükleri politikayı aydınlatan bilgiler verilmekte, Türkiye'nin Lozan'daki tutumu ve Anadolu devriminin askerî ve stratejik yönü sergilenmekte ve Yepyeni bir geleceğin temellerinin atıkmış olduğu bir sırada, bu oluşumun dayandığı ve gelecekte hangi yılların izleneceği açıklanmaktadır.
Hepsinden de önemlisi, fikir ve eylem düzeyindeki tüm girişimlerin, engin ve gerçekçi bir tarih bilinci ve felsefesinden kaynaklanmış olmasıdır. Neden ve şonuç ilişkileri açısından irdelendiğinde, Çağdaş Türkiye için çizilen yeni rotanın bu ''felsefe'' doğrultusunda olduğu, Cumhuriyet Türkiyesi'ndeki sosyo - politik çalkantılârın bu çizgiden sapmalarla ilişkili bulunduğu ve Türkiye'ye kârşı açık ya da kapalı olarak sürdürülen eylemlerin ve gösterilen tepkilerin kökeninde bu felsefede değinilen komplekslerin yattığı açıkça görülür(11). Tarihsel analiz ve sentez bakımından büyük önem taşıyan bu felsefe ana çizgileriyle şöyledir :
''Osmanlılar devrinde çeşitli siyasî öğretiler izlenmiş olduğu ve izlenmekte olduğu bulunmakta bilinmektedir. Ben, bu siyasal öğretilerin hiçbirinin yeni Türkiye'nin siyasal oluşumunun öğretisi olamayacağına inanmıştım.
......Bilirsiniz ki yaşam demek, savaşım, çarpışma demektir. Yaşamda başarı kesinlikle savaşımda başarı sağlamayla olanaklıdır. Bu da, manen ve maddeten kuvvet ve güce dayanan bir durumdur.
Bir de, insanların uğraştığı sorunlar, karşı karşıya kaldığı tüm tehlikeli işler, elde ettiği başarılar. Genel bir savaşımın dalgaları içinden doğa gelmiştir. Doğu kavimlerinin Batı kavimlerine saldırı ve hücumu tarihin belli başlı bir evresidir. Doğu kavimleri arasında, Türk unsurunun en güçlü unsur olduğu bilinmektedir. Gerçekten de Türkler, İslamdan önce ve İslâmdan sonra, Avrupa içerisine girmişler, saldırılar ve istilalar yapmışlardır. Batı'ya saldırıda bulunan ve istilalarını İspanya'dan Fransa sınırlarına değin uzatan Araplar da vardır. Fakat her saldırıya karşı, daima karşı saldırıyı düşünmek gerekir. Karşı saldırı olasılığını düşünmeden ve ona karsı güvenilmeye değer önlem bulmadan hareket edenlerin sonu yenilmek ve bozguna uğramaktır.
''Batı'nın Araplara karşı giriştiği karşı saldırı, Endülüs'te acı ve ibret alınmaya değer tarihsel bir felâket ile başladı. Fakat orada bitmedi. Kovalama Afrika kuzeyinde devam etti''.
''Atillâ'nın Fransa ve Batı Roma topraklarına değin yayılmış olan imparatorluğunu anımsadıktan sonra, Selçuk Devleti' nin yıkıntıları üzerinde oluşan Osmanlı Devletinin İstanbul'da Roma İmparatorluğunun taç ve tahtına sahip olduğu devirlere göz atalım.''
''Osmanlı taçdarları içinde Almanya'yı, Batı Roma'yı, zor yolu ile ele geçirmek muazzam bir imparatorluk kurmak girişiminde bulunmuş olan vardı. Yine bu hükümdarlardan biri, tüm İslâm âlemini bir noktaya bağlayarak yönetmeyi düşündü. Bu tutkunun güdüsüyle Suriye'yi, Mısır'ı zorla ele geçirdi. Halife umanını takındı. Diğer bir sultan da hem Avrupa'yı zaptetmek, hem İslâm âlemini egemenliği ve yönetimi altına almak amacını güdüyordu. Batı'nın sürekli karşı saldırısı İslâm âleminin cihangircesine tasarım ve tutkuların aynı sınır içine aldığı çeçitli unsurların uyumsuzlukları, sonunda, benzerler gibi Osmanlı İmparatorluğunu da tarihin bağrına teslim etti.''
Dış siyasetin en çok ilgili olduğu ve dayandığı husus devletin iç örgütüdür.
Dış siyaset, iç örgütle uyumlu olmak zorundadır. Batı'da ve Doğu'da başka başka özelliklere ve kültüre ve tutkuya sahip çeşitli unsurları bağrında toplayan bir devletin iç örgütlü elbette asılsız ve çürük olur. O halde dış siyaseti de esaslı ve sağlam olamaz. Böyle bir devletin iç örgütü, özellikle, ulusal olmaktan uzak bulunduğu gibi, siyasî öğretisi de ulusal olamaz. Buna göre, Osmanlı Devletinin siyaseti ulusal değil, fakat kişisel anlaşılmaz ve kararsız idi.''
''Çeşitli ulusları, ortak ve genel bir ad altında toplamak ve bu çeşitli unsur kütlelerini aynı hukuk ve koşullar altında bulundurarak güçlü bir devlet kurmak parlak ve çekici bir siyasî görüştür. Fakat aldatıcıdır. Hatta hiçbir sınır tanımayarak, dünyada varolan tüm Türkleri dahi bir devlet halinde birleştirmek, gerçekleştirilmesi olanaksız bir hedeftir. Bu, yüzyılların ve yüzyıllardır yaşamakta olan insanların çok acı, çok kanlı olaylar ile meydana koyduğu bir gerçektir.''
''Panislâmizm, panturanism siyasetinin başarılı olduğuna ve dünyayı uygulama alanı yapabildiğine tarihte rastlanmamaktadır. Irk farkı gözetmeksizin, tüm insanlığı kapsayan cihangircesine devlet kurma tutkularının sonuçları da tarihte yazılıdır. İstilâcı alma hevesleri, konumuzun dışındadır. İnsanlara her türlü duygularını ve bağlantılarını unutturup, onlara tam bir bütünlük ve eşitlik çerçevesinde birleştirerek insanca bir devlet kurmak teorisi de kendine özgü koşullara sahiptir.''
''Bizim açık ve uygulanabilir gördüğümüz siyasî öğreti ulusal siyasettir. Dünyanın bugünkü genel koşulları ve yüzyılların dimağlarda ve karakterlerde yoğunlaştırdığı gerçekler karşısında hayalperest olmak kadar büyük hata olamaz. Tarihin anlatımı budur, bilim, aklın, mantığın anlatımı budur'' (11).
Büyük Nutuk'un içeriğini Kemalist öğreti va eğitim açısından inceleyecek ve irdeleyecek olanları; öğreti ve eğitime zamanla tutarlı pâradigmalar çevresinde yorum ve boyutlar getirmek isteyenler, yeni ve çağdaş Türk devletinin düşün ve eylem düzeyinde gerçekleşmesine dayanak ve kâynak olan bu tarih felsefesini tüm anlam ve doğurgularıyla özümsemek ve anlamak durumundadırlar. Büyük Nutuk'u anlama ve anlatma ve yorumlama bakımından böyle bir bilince varılmadan yapılacak tüm girişimler, yüzeysel kalacak ve eğitim yönünden beklenen motivasyonu yaratamayacaktır.
Unutmamak gerekir ki, Büyük Nutuk'u kaleme alırken, Atatürk tarihsel misyonunu tamamlamış bir önder gibi davranıp, geçmişteki başarılarını gözden geçirmek ve irdelemekle yetinmemiş; aksine, gelinen noktada kendine ve ulusunu bu irdelemelere dayalı olarak çok daha zorlu ve uzun soluklu amaç ve uğraşılara hazırlamak istemiştir(12).
Toplum olarak Kemalist öğretinin temelini oluşturan ve Kemalist hâreketin rotasını çizen bu ''tarih felsefesi'' ve bilincine bağlı kalındığı sürece, tüm zorlu sorunları çözmek, yüce amaçları gerçekleştirmek kolaylaşacak, aksi takdirde çağdaşlaşma süreci toplumu evrensel katkıya ulaştıracak bir hızdan yoksun kalacak ve tarihsel kısır döngü kırılamayacaktır.
NİTELİK :
Büyük Nutuk'un Kemalist öğreti ve eğitim sürecindeki yeni ve işlevini irdelerken, bu yapıtın niteliği üzerinde de durmak gerekir. Büyük Nutuk'un sahip olduğu nitelikler, Kemalist öğretinin bir kaynağı ve aracı olarak, bu yapıttan eğitim sürecinde yararlanma yol ve yöntemini de belirleyecektir. Uluslarüstü, sömürgeleşmiş ve çağdışı kalmış bir imparatorluktan, ulusal ve çağdaş bir cumhuriyete geçişin belgesel öyküsü olan Büyük Nutuk üzerinde bilimsel içerikli araştırmalar yok denecek kadar az olmakla beraber, bu yapıtı konu alan incelemeler Nutuk'ta değişik nitelikler görmüşlerdir. Bu değerlendirmelere göre :
- Büyük Nutuk, her şeyden önce belgesel bir söylevdir. Güzel söz söyleme sanatının gelişmesi için elverişli ortamın bulunmadığı bir ülkede kaleme alınmış olmasına karşın, bu söylev, üslup bakımından görkemli, tantanalı ve kendine özgü, dil bakımından da hatasız ve kesin bir yapıya sahiptir.
- Tümüyle ele alındığında, edebiyat türlerinden herhangi biriyle tamamlanması olanağı bulunmayan, bölüm bölüm irdelendiğinde ise, çeşitli edebiyat türlerine uyan Büyük Nutuk, Türk nesrinin ''en büyük örneği''dir(13).
- Büyük Nutuk, Kurtuluş savaşı ve cumhuriyet tarihi için bir ana kaynak'tır (14).
- Nutuk, çağdaş Türkiye'nin tem yetkiyle yapılmış kurtuluş tarihidir. Bu niteliği ile en bûyük tarihçilerin yapıtları ile karşılaştırılabilecek değerde olan Büyük Nutuk, ''Caesar'ın Galia Harb'' adlı yapıtı ve Thukydides'in ''Peloponesos Harbi'' adlı yapıtındaki üstün nitelikleri kendinde toplamıştır. Atatürk, hem Caesar gibi, anlattığı olayların baş kahramanıdır, hem de Thukydides gibi, olayların en derin nedenlerini analiz etmesini bilen büyük bir tarihçidir. Bu özellikleriyle Nutuk, ders kitabı gibi okullarda, üniversitelerde okutulmalı,metinler yorumlanmalıdır(15).
- Kurtuluş Savaşı'nı ve Türk devrimini bazen bir tarihçi sessizliği ve nesnelliği, bazen bir sanatçı sıcaklığı ve heyecanıyla bazen da idealine dokunulmuş bir idealistin ıstırap ve öfkesiyle anlam ve yorumlayan ve bu özellikle estetik bir değer taşıyıcı ''Büyük Nutuk'' aynı zamanda bir ''dram kaynağı''dır.
- Tarihten ders almasını bilen asker, siyaset ve devlet adamları için, Büyûk Nutuk, öğütlerle dolu bir tür ''Siyasetnamedir'' (16).
- Edebi tür olarak, Büyük Nutuk, gerçek ve tam anlamıyla ''hatırat'' (Anı) dır. (17).
Büyük Nutuk'un, niteliği ile ilgili çeşitli tanımlamaların yapılmış olması, bu yapıtın bu tanımlardan herhangi biriyle sınırlandırılabileceği anlemına gelmez. Aslında bu tanım ve değerlendirmelerin tümünda bir gerçek payı olduğunu kabul etmek va bu eşsiz yapıtı, eğitimdeki işlevi bakımından bu nitelikleriyle ele alıp incelemek, işlemek, değerlendirmek yorumlamakta. Kemalist öğreti yönünden büyük yararlar vardır. Bu nitelikleriyle ele alınması halinde, Büyük Nutuk, eğitim sürecindeki çeşitli disiplin ve etkinlikler bakımından çok yönlü bir anlam ve değer kazanacak; ve klasik anlamda, belleğe dayalı olarak okutulan, sınav ve not yaptırımına dayalı olan ve nedenle ve, giderek bezginliğe yol açan sıradan bir metin olmak yerine, Kamalist öğreti yönünden bir araştırma, inceleme, yorumlama, dramatizasyon, motivasyon ve esin kaynağı olabilecektir.
Eğitim sürecinde, bunun aksine bir yaklaşım, yöntem ve davranışın, Kemalist öğreti yönünden olumsuz sonuçlar doğuması kaçınılmazdır.
SONUÇ:
''Büyük Nutuk'un Kemalist öğreti ve eğitim sürecindaki yeri ve işlevi'' konusunda bir kalem denemesine girişmek isteyişimin nedeni, Cumhuriyetin ilk kuşağı, Kemalist öğretinin ilk ürünü olmamıza, devrim bilinç ve hecanıyla yetişmemize ve bu yetişme sürecinde devrimin bilimsel otoritelerinden kaynaklanmamıza karşın kendi öğrenim ve eğretim yaşamızda bu eşsiz yapıtın gerekli yerini almadığını görmemiz, cumhuriyeti ve toplum olarak geçmekte olduğumuz darboğazda eski yeni, tüm kuşakların, karşılaştıkları tüm engelleri aşamada, esin ve bilinç kaynağı olarak yararlanabilecekleri bu kaynaktan inanılmayacak ölçüde uzak kalmış bulunduklarını bir kez dâha farketmiş olmamızdır.
Atatürk'ün doğumunun 100. yıldönümü gibi, ulusal evrensel boyutları olan bir aşamada, toplumun Kemalist çizgideki seyrinde meydena gelen sapmalarda yeni bir rota düzeltmesi niteliği taşıyan ve bu çizgideki gidişi güvence altına almayı amaçlayan 12 Eylül Harekatı ile, Kemalist devrimin kaynaklarına eğilme gereği bir kez daha belirtilmiştir. Bu eğiliş, Kemelist çizgide toplumca gelinebilen noktalardan geriye dönüş değil yeni atılımlar ve yeni çözümler için bir hız alışı, bir arayışı simgelemelidir. Sayın Arar, Büyük Nutuk'la ilgili değerli incelemesinde. Atatürk'ün bu Nutuk'u söylemekle, görünürde, iki amaç güttüğünü vurgulamaktadır.
1.Tarihin anlaşılmasına yardımcı olmak;
2.Ulusal varlığımız için önemli gördüğü konularda, ulusun ve gelecek kuşakların dikkatli ve uyanık olmalarını sağlamak.
Atatürk'ün dağumunun 100. yıldönümünde, ''Cumhuriyeti Koruma ve Kollama'' işlevini yerine getiren 12 Eylül Müdahalesi ile açılan yeni çığırda, Nutuk'ta öngörülen bu iki hedefin gerçekleşme boyutları, zaman, sorun ve koşullarla uyumlu paradigmalar çerçevesinde, bilimsel bir nesnellikle yeniden ve dikkatle irdelenmeli ve toplumun Kemalist rotada ve çağdaş uygarlık doğrultusunda güvenle seyrededilmesi için, toplumsal katılıma dâyalı, eğitsel, sosyal, politik, ekonomik ve kûltürel, tüm önlemler alınmalıdır.
Mustafa Kemal, yurdu düşmanlardan kurtarmak amacıyla başlayan Ulusal savaşımını ulusal egemenlik ve laik cumhuriyet öz ve biçimine dönüşmesini, determinist bir tarih görüşü ile ''doğal ve kaçınılmaz bir tarih akışı'' diye açıklamıştır (1 . Ancak bu denemede sergilediğimiz Kemalist ''tarih felsefesi''ne ters düşenlerin, yani karşı devrimcilerin, tarihin bu ''doğal ve kaçınılmaz akışını'' en azından kesintiye uğratma çabasından bir türlü geri kalmadıkları da, yaşanmış ve yaşanmakta olan olaylarla doğrulanmış bir gerçektir.
Hiçbir devrimin bir hamlede hedefine ulaşmadığı elbette doğrudur. Bununla beraber, Atatürk Yılında, değişik amaçlı karşı devrimcilerin kanlı girişimleri nedeniyle, bir iç savaşın eşiğinden dönüldüğü dikkate alındığı takdirde toplumun, bireysel ve kurumsal düzeyde ulusal egemenlik ve lâik cumhuriyet çizgisinde devam eden ''doğal ve kaçınılmaz tarihi akışını'' bir daha kesintiye uğratmamak görev ve sorumluluğu ile her zamandan daha fazla karşı karşıya bulunduğu daha iyi anlaşılacaktır. Bu görev ve sorumluluğun bilinçli olarak yerine getirilmesinde, yeniden irdelenmiş ve çağın koşulları içinde yeniden yorumlanmış bir Kemâlist öğreti ve onun kaynaklarına inen Büyük Nutuk özlenen çağdaş Türkiye'nin insanını yetiştirmede, yönlendirmede, motive etmede, yeniden güçlü bir esin kaynağı olabilir.
Unutmamak gerekir ki, Mustafa Kemal, Türk iç politikasında bir dönemin sonunu ve yeni bir dönemin başlangıcını simgeleyen Büyük Nutuk'u kaleme alırken, ''eski hesap ve çekişmeleri geride bırakarak, genç cumhuriyeti ağır suçlamalardan kurtarmak, yeni devrimler ve yeni atılımlar için pürüzsüz bir dönem başlatmak ve bunun için de taze ve canlı bir ruh yaratmak istiyordu.'' Toplumca geldiğimiz nokta, Kemalist Rönesansı başlatmak ve bu kez süreci kesintiye uğratmadan sürdürmek için, tazelik ve canlılıkta bir bilince her zamandan çok gereksinme vardır. Bu bilincin yaratılması başta Büyük Nutuk olmak üzere, Kemalizm'in yeniden irdelenmiş ve yorumlanmış tüm kaynakların, yaratıcı bir girişimle,'' fikir , vicdan ve irfan özgürlüğü'' doğrultusunda düzenlenmiş, bilimsel davranışa dayalı, çağdaşlık amacına yönelik, ulusal ve evrensel içerikli bir eğitim sürecine maledilmesinden geçer.
--------------------------------------------------------------------------------
BÜYÜK NUTUK : Kemalist Öğreti ve Eğitim Sürecindeki Yeri ve İşlevi
--------------------------------------------------------------------------------
1. Devlet Başkanı Orgeneral Kenan Evren'in 12 Eylül 1980'den sonra yaptığı konuşmalar, 12 Eylül 1980 - 17 Ocak 1981.
2. Tör, Vedat Nedim, ''Kemalist Demokrasi'', Milliyet, 29 Mart 1971.
3. Atatürk, M. Kemal, Nutuk, Türk Devrim Tarihi Enstitüsü, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul 1962:
4. Soydan, Mahmut, ''Bir Hatıra'', Hakimiyeti Milliye, 5 Ağustos 1927.
5. Selek, Sabahattin, ''Nutuk Nedir ve Ne Değildir'', Cumhuriyet, 11 Kasım 1966.
6. Der Weg Zur Freiheit, Leipzig 1928, Önsöz.
7. Rustow, Prof.Dankward A., (Çeviri: Prof Nermin Abadan) , Devlet Kurucusu olarak Atatürk.
8. Karaosmanoğlu, Yakup Kadri, ''Hatıralar: Yorulmak Bilmez Atatürk'', Ulus, 13 Temmuz 1961.
9. Arar, İsmail ''Büyük Nutuk'un Kapsamı, Niteliği, Amacı'', Atatürk'ün Büyük Söylevinin 50. Yılı'ndan ayrı basım.
10. Bıyıkoğlu, Tevfik, Atatürk Anadolu'da, Ankara 1953, Önsöz.
11. Nutuk. 10 cilt.
12. The Times, 21 Ekim 1927 - Cumhuriyet 26 Ekim 1927.
13. Cumalı Necati, ''Nutuk'', Vatan, 10 Kasım 1961.
14. Akçura Yusuf, ''Türkiye Cumhuriyeti Tarihinin Aslı Menbalarından Nutuk'', Türk Tarih Encümeni Mecmuası. Yeni seri (1929) C. I. S. 1 (97)
Atay, Falih Rıfkı, 19 Mayıs Ank. 1944.
15. Sinanoğlu, Prof. Suat, ''Atatürk'ün Nutku'nun tarih eseri olarak değerlendirilmesi; VI Türk Tarih Kongresi (Ankara 20-26 Ekim 1961. Kongreye sunulan bildiriler). Durum 1967 ve Yücel, Hasan Ali, ''Atatürk'ün Nutuk'unu okuyun ve okutan Cumhuriyet. 29 Ekim 1955.
16. Arar, İsmail, Aynı metin.
17. Arar. İsmail, Aynı metin.
18. Atatürk, M. Kemal, Nutuk, s. 11, s. 306. |
_________________
Forumdaki Linkleri Sadece ÜYELER Görebilir Kayıt olmak için BURAYA tıklayın yada BURAYA tıklayarak siteye giriş yapın ! |
|
|