Tarih: Çrş Tem 23, 2008 11:08 am Mesaj konusu: Aptalı Oynamak
Toplum içinde kişisel olarak sürdürülen hayatların varlığından süphe etmek,bu tedirginliği üstümüzden atamayacak kadar doğruluyor kendini.En uygun,en mantıksız,en çıkarlı,en refah yola ulaşma çabaları,herkesin hayatında seçmesi gereken,ait olması gereken yol haline gelmişse,burada''herkesin 'bir'mantığı''nın doğru veya yanlış olup olmaması konusunda insanların kişisel olarak kendine karşı yapması gereken bir sorgulama haline dönüşüyor.Burdaki sorgulanması gereken mantık,gelmiş geçmiş tüm insanlığın kabul ettiği belirli bir hukuki yasa,din veya ahlak kuralları gibi,insan tatminiyetinin sonu gelmez açlığının önüne serilen setler değil,topluma mal olmak için insanın özündeki karakterinin,tüm toplum veya belirli bir kesim tarafından kabul görmek amacıyla bir kenara konup veya üstüne en sağlam,en ihtişamlı maskeler konması...
Hayat için,tiyatro benzetmesi çok kez kullanılmıştır,esası ile bu basit benzetme fazlasıyla doğru-ve basitliği,derinliğini ne kadar örtüp,düşünülmeden kabul görmesine sebebiyet veriyor.Maskeler takılır,sahneye çıkılır ve rol oynanır.Burada amaç en başarılı şekilde ya verilen rolü ya da kişisel bir düzenlemeden ortaya çıkan rolü oynayıp,seyirciyi velhasıl toplumu tatmin etmek değil mi?Bunu,hergün insanlar bile bile ve gayet doğal,sıradan-üstüne üstlük yapılaması şart bir davranış olarak yapıyor...ve hızını alamayıp kendine bile bunu yapanlar var...Kendi kendine oyun oynamak....Kendi kendinin küllerini arzulmak...öülümünü arzulamak...
Bu yüzden hakkı yok kimsenin,kendine ait zevkleri olmasına...
Kendi için birşeyler yapmasına...
Kendi içim birşeyler yapamayan,başkası için de yapamaz...
''Ben'' derken durup düşünmeye çağırıyorum insanlığın maskeli şçlenine:''Ben mi?'',''Hangi ben?'',''Ben'' ne demek?
En çok nerede kendi oldu toplumun parçacıkları insanlar?Düşünmesi uzun zaman alır elbet-bulması zor...
En çok uykusunda kendisi oldu insan...
En saf,en katışıksız,en yansımasız fantasma dünyasında,kendisilye buluşuyor,-ve uyanıkken hep özlem duyduğu sanrılarıyla...ve onlar asla ait değil,bir parçası değil,olmayacak da gerçek dünyanın...Onların fizik kazanması,yalnızlığı,kabul görmemeyi,itilmeyi verir çoğunluk insan topluluğu tarafından-ama hediye de verir-kendini verir o,-''Ben''i bağışlar sahibine...
'Kim almak ister içinden ''Kendi''ni en çok?'-tek aklı.tek ruhu,on akla,on ruha tercih edenler-onlar çıkacaktır yukarıya,ve ''mutluluğun''gerçek anlamına ulaşacaktır...
Bir topluluk,kendine yandaşlar arar,düşüncelerine,faaliyetlerine,ideallerine ebe arar.En uyumlu kurbanı seçmez-kendi gelir zincirlenir kurban-zincire en yaraşır şekle bürünür..Oysa ki en üst amaç nedir?'Ben' olarak bir 'insan' olmak mı,yoksa 'Ben' olarak insan üstünü amaçlamak-kendisini aşmak mı?-Zamana,duruma,topluluğun 'tek' mantığına meydan okumak mı?
'Zaman denen kavram,insanca miktarlandırmaların da ötesinde akıyorken,yaşlanıyorken hücrelerimiz ve bedenimiz işlevini yavaş yavaş kaybediyorken ölümlü ışıktan ebedi karanlığa,olmamız gerekeni 'istiyorum'a dönüştürmek için tüm derinliğinle,hedefimizin kesinleştiğini anlamamız gerekmez mi?
Varsın olsun,ölümümüz bir şeylerin uğruna 'aptalı oynayarak'değil,'kendimizi oynayarak' olsun,gülümsememizin silahlandırdığı zafer olsun...Akarken yaşam zamanın şelalelerinde,sadece ve sadece asaletin yıldızları ölümümüzü süsler olsun...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu Forum gücünü phpBB'den almaktadır. Tema
nukemods.com
tarafından uyarlanmıştır.