Bizi Shakespeare’den ayıran dört yüzyıl, onun eserleriyle beslenmiştir: modern çağın şafağında bir yandan ahşap tiyatrosunun halka açık sahnesinde, öte yandan Elizabeth Tudor ile James Stuart’ın saraylarında yeniden doğan Antikite’yi İngiltere’ye tanıtmış, dili ve ifade biçimlerini yenileyerek ve bize yeni mitoslar sunarak Bir Yaz Gecesi Rüyası’nın Puck’ı gibi, çağının dünyasını şiirin sihirli çemberiyle kutsamıştır.
Hiçbir eser bu kadar çok okunmamış ve oynanmamıştır. Shakespeare’in eserleri yeniden yazılmış, sansür edilmiş, göklere çıkartılmış, hatta, bunları yazacak kadar okumuş olmadığına karar verip yazılarının elinden alınmak istenmiştir. Yirmi kadar ünlü kişiye mal edilen, dünyanın büyük sahnelerinde oynayan bu eserlerin, sonunda, yazarına ait olduğu kabul edilmiş. Voltaire, “tiyatroyu yaratan” kişinin dehasının önünde eğilmiş; ancak “korkunç farslarında zevk-i selimin zerresi”ni bile bulamamıştır. Goethe, ona dört elle sarılmış, Victor Hugo ise, Aiskhilos veya Dante ile boy ölçüşebilecek bir “engin bir deniz”e dönüşmüştür. Shakespeare Marx’a esin vermiş, Freud’ü büyülemiş ve eserleri çağdaş eleştirinin büyük akımlarına başvuru kaynağı olmuştur.
GENÇLİK YILLARI
Shakespeare’in 1564’te doğduğu Stratford-upon-Awon şehri, Londra’ya sadece yüz elli kilometre kadar uzaklıktadır. Bu yakınlık, adı “sığlığı geçen yol” anlamına gelen şehrin gelişen ve panayır merkezi olmasını sağladığı gibi, veba salgınlarıyla kırılmasına da yol açıyordu; öte yandan, başkentte, kraliçe veya soyluların esirgemesindeki gezgin komedyen topluluklar geliyordu: Stratford’un yazgısı, Shakespeare’in çocukluk ve gençlik yıllarına damgasını vuracak bir değişim içindeydi.
William, John ve Mary Shakespeare’in üçüncü çocuğuydu. Çiftin sekiz çocuğundan sadece beşi hayatta kaldı ve içlerinden ikisi (William ve onun peşinden giden kardeşi Edmund, doğumu 1580) aktör oldu. Ailenin reisi, Stratford’a yerleştiğinde eldiven imalatçısıydı. Şairin doğduğu Henley Sokağı’ndaki evi satın aldı. Saygın bir zanaatçı olarak şöhret basamaklarını tırmandı ve 1568’de, şehrin belediye başkanı oldu. Shakespeare’in ailesi, 1558’de, Katolik Mary Tudor’un yerine Elizabeth’in tahta çıkmasını izleyen dini çalkantıdan etkilendi.
Shakespeare’in ablası Katolik olarak vaftiz edilmişti; William ise, Anglikan Kilisesi’nin törenlerine göre vaftiz edildi. John Shakespeare, yeni kiliseye girdi ve bu sayede hırpalanmaktan kurtuldu. John Shakespeare, 1578’e doğru, borçlarından dolayı tutuklanmak korkusundan kiliseye gidemez oldu. Stratford’un en saygın kişilerinden biriyken gözden düştü (bunun nedenini, Shakespeare’in babasının Katolik geçmişinde arayanlar olmuştu; ancak evinin çatısında bir Katolik amentüsü olmasına karşın, John’nun dini nedenlerle baskıya uğradığı hiçbir zaman kanıtlanamamıştır).
William’ın okuldan ayrıldıktan sonra, öğretmen olmak için hocalarından birinin peşine takılıp Lancashire’a gittiği yolundaki bilgi kesin değildir. On yedi yaşında Stratford’a döndü ve Shotteryl’i bir çiftçinin kızı olan, kendinden sekiz yaş büyük Anne Hathaway ile nişanlandı. 1582’de evlenen çiftin üç çocuğu olacaktı; evliliklerinin altıncı ayında doğan Susanna (1607’de, ünlü bir hekim olan John Hall ile evlenecekti) ve 1585’te doğan Hammet ile Judith adlı ikizler.
Shakespeare’in, ikizlerin doğduğu yılla Londra’da olduğunu bildiğimiz tarih arasındaki hayatına ilişkin hemen hemen hiçbir bilgi yoktur. Babasının yanında veya Lancashire’da çırak olarak çalışmış ve bu şehirde Derby kontu Lord Strange’in komedyenleriyle tanışmış olabilir. Bu varsayım gerçeğe uzak değildir; çünkü bu oyuncular ileride, Shakespeare’in kendisi gibi, Lord Chamberlain’ın topluluğuna katılacaktır.
Yazarın bu dönemde Fransa’da ve İtalya’da bir yolculuğa çıktığı düşünülür, 1587’de Stratford’a uğramayan kraliçenin topluluğuna mensup oyuncularla birlikte Londra’ya dönmüş de olabilir. Shakespeare’in bakmakla yükümlü olduğu bir ailesi vardı ve aktörler, yeni tiyatro binalarının inşasına yatırım yaparak zengin olmayı umabiliyorlardı. Nitekim, 1576’da The Theatre, 1577’de The Curtain, 1587’de Rose tiyatroları açıldı.
STRATFORD’DAN LONDRA’YA
Shakespeare’in hayatı Stratford ile Londra arasında geçiyordu. Londra’daki ikametgahlarını şu veya bu tiyatroya olan yakınlığına bakarak seçiyordu. Rivayete göre, Oxford’a gidenler, yolda, Davenant ailesi tarafından işletilen bir tavernada mola veriyordu ve Sir William Davenant onun oğluydu. 1592’de, Shakespeare yirmi sekiz yaşındaydı. “VI. Henry”nin temsilleri sayesinde, şimdiden isi yapmaya başlamıştı. İlk komedilerini de kafasında oluşuyordu.; ancak tam bu sırada veba salgını patlak verdi ve tiyatrolar iki yıl kapalı kaldı.
Bunun üzerine, büyük lirik eserler kaleme aldı; erotik bir şiir olan “Venüs ve Adonis” ve daha didaktik bir tarzı olan “Lucretia’nın Kaçırılması”. Bu iki eserin teması, ilk trajedisi “Titus Andronicus”un esin kaynağı olacaktı. Bu büyük şiirler, Shakespeare’e, Southampton kontu Henry Wriothesley’in dostluğunu ve desteğini kazandırdı. Bu soylunun isminin ilk harfleri W.H., 1609’da yayımlanan, fakat o yıllarda kaleme alınan Soneler’in ona ithaf edildiğini düşündürür. Sonelerdeki “esmer kadının” kimliğiyse gizemini korumaktadır.
Montaigne’nin çevirmeni olan Giovanni Florio’nun bu yıllarda Southampton konutunun yanında bulunması belirleyici olacaktır. Shakespeare, 1594 yılının sonunda, Bishopsgate semtinde, The Theatre’a yakın bir yerde oturuyordu. Bu sırada en az iki komedi (Yanlışlıklar Komedyası ve Hırçın Kız) ve Soneler’deki temanın bir çeşitlemesi olan Veronalı İki Centilmen’i kaleme aldı. İlk tarihi dörtlemesini, “VI. Henry”nin üç bölümünü ve bunun devamı Kral III. Richard ile Kral John’u tamamladı.
Shakespeare’in oğlu Hamnet, 1596’da, on bir yaşındayken öldü ve böylece şairin erkek soyu sona erdi. Yazgının acımasız oyunuyla, bundan birkaç ay sonra, soylu ünvanını ve babasının yıllarca peşinden koşup elde edemediği armayı aldı. 1597’de, Stratford’da New Place’deki evi satın aldı. ertesi yıl, Francis Meres, Shakespeare’in Olautus ve Seneca ile aynı çapta olduğunu yazdı. Oysa, otuz dört yaşında şöhret olan yazar, henüz, gelecek kuşakların gönlünde taht kurmasını sağlayan eserlerinden hemen hemen hiçbirini yazmamıştır.
Olgunluk dönemi komedileri (Venedik Taciri ve Kuru Gürültü) bu öneme aittir. Shakespeare’in piyesleri sarayda, Greenwich ve Whitehall kraliyet saraylarında Inns of Court denen hukuk okullarında, Thames’in sağ ve sol yakalardaki yeni tiyatrolarda oynanıyordu. Bu tiyatroların mimarisi, vaktiyle oyuncuların kendilerini gösterdikleri han avlularından esinleniyordu. Shakespeare, bir süreden beri Thames’ın sağ yakasında oturuyordu. Lord Chamberlain’ın topluğunun kendisine ait bir tiyatro binası yoktu. The Theater’ın arsasının sahibiyle binayı inşa ettirmiş olan Burbage’ler arasında çıkan bir anlaşmazlığın ardından tiyatro söküldü ve ahşap malzeme, Thames Irmağı’nın güneyine taşındı.
Bu tahtalar, Shakespeare’in hissedarlarından biri olduğu Globe tiyatrosunun inşasında kullanılacaktı. Tiyatronun üç katlı üstü kapalı basamakları ve parteri 3.000 seyirciyi alacak kapasitedeydi. Shakespeare bundan sonra zengin olacaktı. Kraliçe Elizabeth, kendisine “IV. Henry” için kahramanı Falstaff olan süit sipariş etti. Böylece, Windsor’un Şen Kadınları doğdu. Bu eserinde o “ahşap o”dan, yani, dünyayı temsil eden yepyeni küreden (globe) söz ediyordu. Jül Sezar bu tiyatroda sahnelenen ilk piyeslerden biri oldu. Nasıl Hoşunuza Giderse ise, özel tiyatroların ince zevkli seyircilerini Globe Tiyatrosu’na çekmek için yazıldı.
1600’de, tiyatrolar savaş halindeydi: Hamlet’te adı geçen, çocuk topluluklarının temsiller verdiği Blackfriars gibi özel tiyatrolar ile Shakespeare’in savunduğu Globe gibi popüler halk tiyatroları arasında çıkan bu kavga, o dönemde yazılan piyesleri etkileyecekti. Troilus ile Kressida’daki gülünç Ajax, belki de, Ben Jonson’dan başkası değildi. Deli rolünde Armain’in yerine Kempe’nın olmasından beri, komik anlayışı daha bir incelmişti: On İkinci Gece’nin soytarısı Feste, değişim içindeki seyirci kitlesinin hoşuna gitmek üzere yaratılmıştır.
1601’de, Globe Tiyatrosu siyasi bir drama sahne oldu: Essex kontu, Kraliçe I. Elizabeth tahttan indirilen bir kralın kişiliğinde kendini görsün ve ibret alsın diye “II. Richard”ın oynaması için Lord Chamberlain’ın topluluğuna para verdi. Shakspeare’in oyuncuları bu sınavdan zarar görmeden çıktılar. Asi Essex idam edildi ve Southampton hapse atıldı. Shakespeare ve I. James 1603’te, James Stuart tahta geçince, Lord Chamberlain’in topluluğu kralın topluluğuna dönüştü.
Ancak, veba Londra’yı kasıp kavuruyordu: tiyatrolar kapandığından, oyuncular yeniden yollara döküldüler. Ancak, 1604’te, Shakespeare yine, mülteci bir Fransız Protestanının yanında pansiyoner kaldığı Londra’da idi. Bu sırada kaleme aldığı komediler ciddileşti ve ağırlaştı: Yeter ki Sonu İyi Bitsin ve Kısasa Kısas, terk edilen veya iftiraya uğrayan evli kadın temasıyla Othello’yu andırıyordu.
Çok geçmeden, Kral Lear’ın büyüsü bozulmuş çorak toprakları geldi. Shakespear, mutlakiyetçi ve batıl itikatlı, ama sanatçıların dostu I. James için Macbeth’i yazdı. Namuslu Banquo, bu oyunda Stuartların atası olarak sunulmuştu. Son Yunan Roma trajedileri (Antonius ile Cleopatra, Coriolanus ve Atinalı Timon), siyasi bir karamsarlık ve trajik bir bireysel yalnızlık yansıtıyordu. Shakespeare, annesinin öldüğü 1608 yılında, Coriolanus’un annesi olan Volumnia karakterini yarattı.
Kralın topluluğu, 1609’da kumpanyası terk edilmiş bir manastıra yerleşen kapalı Blackfriars Tiyatrosu’nu satın aldı. Shakespeare, temelli Stratford’a yerleşti. Bundan böyle, her iki tiyatro için de yazacaktı. Blackfriars yapay olarak aydınlatılan kapalı bir tiyatroydu. Burada kuşun da oyun sergilenebiliyordu. Bu yeni tiyatro mekanı, Shakespeare’in son altı oyunun üslubunun değişmesinde kuşkusuz etkili oldu. Bu altı oyun, dört dram (“Perikles”, “Cymbeline”, Kış Masalı ve Fırtına), Fletcher ile birlikte yazdığı “İki Soylu Araba” ve son tarihi piyesi olan “VIII. Henry”den oluşuyordu.
Shakespeare, 1616’da öldü. Mezarında şu dizeler yazıyordu:
İsa aşkına uzak dur güzel dost
Burada saklı tozları karıştırmaktan
Bu taşları esirgeyeni Tanrı da esirgesin
Ve kemiklerimi rahatsız edeni Tanrı lanetlesin.
KOMEDİLER VE TARİHİ OYUNLAR
Shakespeare’in oyuncu dostları Heminges ve Condell, 1623’te, dramatik eserlerini dört sayfalık formalar halinde yayımladılar (Bunların arasında otuz sekiz piyesinden üçü yer almıyordu: Troilus ile Kressida, “Periklesé ve “İki Soylu Akraba”). Shakespeare’in komedilerinin büyük bölümünün şiirsel ağırlığı, bunların kaynaklarının Ben Jonson’a uygun düşen antik hicvinden çok ortaçağ romonesk geleneğinde aramasını gerektirir. Ancak, bu komediler, aynı zamanda, Latin (Yanlışlıklar Komedyası Plautus’a çok şey borçludur) ve İtalyan (Hırçın Kız, Ariosto’dan esinlenmiştir) kaynaklarından beslenir. Tiyatroda yeni kullanılmaya başlayan nesir, çoğu zaman oyuncuları seyircilere yaklaştırır.
Komediler dinin gücü üzerine bir düşünce geliştirir. Bu eserlerde hayat ve ölüm bir kelime savaşına girişirler “Aşkın Boşa Giden Emeği”. Hepsi de lafebesi ve söz sanatçısı olan kadınlar başrolü oynarlar: Rosalind (Nasıl Hoşunuza Giderse), Portia (Venedik Taciri), Isabella (Kısasa Kısas), Beatrice (Kuru Gürültü). Bunlar, püriten ikiyüzlülük ve Makyavelci tuzaklar karşısında hayatın ve aşkın zaferlerini kazanırlar: Portia ve Isabella, idam mahkumlarını kurtarır; Rosalind ve Beatrice, karasevdayı mahkum eder.
Komedi, uyumu yeniden doğurmak için dünyayı tersine çevirir. Kadınlar erkek kılığına girerler. Tıpkı Plautus gibi, Shakespeare’in komedileri de birbirinin yerine geçme ve ikiliklerle doludur: Yanlışlıklar Komedyası ve On İkinci Gece’nin ikizleri; Veronalı İki Centilmen ve “İki Soylu Akraba”nın birbirine tıpatıp benzeyen kahramanları; Yeter ki Sonu İyi Bitsin ve Kısasa Kısas’ın başkalarının yerine uçan aşığın yatağına giren kadınları. Bir Yaz Gecesi Rüyası’nda, Oberun’un aşk iksirinin ve Ovidius’un metamorfozlarının etkisiyle kişiler birbirinin kişiliğine bürünür.
Sihrin aslında tiyatro hilelerinden başka bir şey olmadığı anlaşılır. İster neşeli Falstaff’ın (Windsor’un Şen Dulları), ister kötü kalpli Malvolio’nun (On İkinci Gece) foyasını meydana çıkarmak için olsun, yalan gerçeğe hizmet eder. Ölüm aldanmacadır ve iftiraya uğrayan kadın kahraman dirilir (Kuru Gürültü). Komedi, trajik olandan beslenirken, bunun acılarından ustaca sıyrılır. Komedi, en gelişkin haline romanesk dramlarda ulaşacaktır. Shakespeare, tarihi piyeslerini yazarken kronolojiyi izlememiştir. Sanki, önce Tudorların iktidara gelişini anlatmak ve sebeplerini bundan sonra irdelemek istermiş gibi, VI. Henry ve III. Richard ile tarihe sondan başlamıştır.
Tarihi eserlerini 1199 (Yurtsuz John’un tahta çıkması)-1547 (VIII. Henry’nin ölümü) arasına yerleştirerek, “Kral John”dan “VIII. Henry”ye Plantagenet ve Tudor hanedanlarının tarihini yeniden canlandırmıştır. Hükümdarların düşüşüne ilişkin ortaçağ şeması, Shakespeare’in tarihi dramlarının yapısını oluşturur. Aristoteles’ten beri tartışılmalı olan (gerçek şiirde mi yoksa tarihte midir?) ve Tudorların propagandasına yaradığı için çok geçmeden mahkum edilen bu tür, Monmouthlu Geoffrey’in “Britanya Krallarının Tarihi”nden (Historia Requm Britanniae, 1100-1155) ve Raphael Holinshed’in “İngiltere, İskoçya ve İrlanda Tarihi’nden (Chronicles of England, Scotlande and Irelande, 1577) esinlenen şairin, ortaçağ didaktiğiyle rönesansın siyasi düşüncesi arasında köprü kurmasını sağlamıştır.
Shakespeare, Güller Savaşı’nı (1455-1485) sahneye koyduğunda, Machiavelli, Hükümdar’ını (Il Principe) çoktan yazmıştır. Temel sorun, siyaset ve ahlak sorunudur. İlk dörtleme ‘VI. Henry’nin üç bölümü ve Kral III. Richard’ın Tragedyası, tiranın doğuşunu açıklamaya çalışır; ikincisiyse (II. Richard, IV. Henry’nin iki bölümü ve V. Henry), ulusal kahramanın yükselişini anlatır. Her iki dörtleme de, uyumun geri dönüşünü vurgulamak için birer evlenmeyle son bulur. Birbirine tıpatıp benzeme temasından büyülenen Shakespeare, kralın iki bedeni kavramını şiirleştiren ve bu tarihi freskleri, sonraki trajedilerinde öne çıkan iktidar ve meşruiyet üzerine bir düşünceye dönüştürür.
TRAJEDİLER VE ROMANESK DRAMLAR
Shakespeare’in trajik eseri, Seneca trajedisinin ve Boccacio’nun “Ünlü Kişilerin Yazgısı Üzerine” (De Cakibus Vivorum İllustrium) adlı eserinin yarattığı geleneğin şemalarına indirgenemez. Shakespeare ufkunun genişliği ve tematik tutarlılığıyla trajediyi yeniler. Çoğu, Plutarhos’un Hayatlar’ında esinlenmiş olan altı Yunan Roma trajedisiyle (Jül Sezar, Antonius ile Cleopatra, Coriolanus, Atinalı Timon, Titus Androninus, Troilus ile Kressida) hikayelerini İtalyan öykülerinden (Romeo ve Juliet, Othello) veya tarihi veya efsanevi kroniklerden (Hamlet, Kral Lear, Macbeth) alan beş trajediyi birbirinden ayırmak mümkündür.
HAMLET
Shakespeare’in bu en ünlü tragedyası, çağcıl bir dram aracılığıyla, Danimarkalı Saxo Grammaticus’un (1150-1120’ye doğru) bir kroniğin tamamını yeniden ele alır. Kralı yeni ölmüş olan Danimarka, Norveç istilasının tehdidi altındadır. Ölen kralın hayaleti, oğlu Hamlet’e, kurbanı olduğu cinayetin sırrını açıklar: prens, o zaman, amcası olan ve annesi Kraliçe Claudius’un babasını öldürdüğünü anlar. Kralın danışmanı Polonius, bu açıklamanın Hamlet’i sürüklediği sıkıntıya bir anlam veremez ve bunu delikanlının, kızı Ophelia’ya olan büyük tutkusuna bağlar.
Bu açıklamadan sonra, ikinci perde bir gizlilik havası içinde geçer. Ophelia, babasına Hamlet ile karşılaşmasını anlatır ve ona kendisini ölü babasıyla bir tutarcasına ölüler diyarından geliyormuş gibi gördüğünü söyler. Şüpheleri üzerine çeken Hamlet herkes tarafından izlenmeye başlar. Derken bu kapalı dünyanın içine gezgin oyuncular girer. Bunun üzerine, Hamlet’in aklına, cinayeti anlatacak ve kralın kendisini ele vermesini sağlayacak bir piyes oynama düşüncesi gelir.
İntikam ateşi içinde yanıp tutuşan ve elinden hiçbir şey gelmeyen Hamlet delirmiş gibi yaparak aktör olur. III. perde, tiyatro teması üzerine odaklıdır. Hamlet düşmanları tarafından dinlendiği ve Ophelia’nın (sonraki acı sözler ona yöneliktir) babasının boş boğazlığına suç ortaklığı yaptığını bilerek ünlü “olmak yada olmamak” tiradını söyler. Kral, “Gonzago’nun Katli” oyununun saraydaki temsili sırasında kendini ele verir. Artık, Hamlet’in intikamını alması haklı görülecektir. Ancak, yakaladığı uygun bir anda Claudius’u öldürecek yerde, yanlışlıkla, annesine suçunu itiraf ettirmek istediği odasından kendisini gözetlemekte olan Ophelia’nın babasını öldürür.
Bu acımasız cinayet, Hamlet’in sıradan bir intikam tragedyası olmadığını gösterir. Polonius gençliğinde, Brutus tarafından öldürülen Sezar rolünü oynamış olmakla övünmektedir. Hamlet, Brutus veya Romeo gibi, yanlışlıkla adam öldüren ve eylemleri bilinçli bir muhakeminin sonucu olmayan kahramanlardan biridir. Bu “çürümüş” krallıkta herkes başkası için öngörülmüş bir rolü oynar gibidir.
Dördüncü perdede, prensin asılsız deliliği ve intihar düşleri, Ophelia’nın gerçek deliliğinde ve intiharında gerçekleşir. Hamler, Claudius tarafından öldürülmek üzere gönderildiği İngiltere’den döner ve Ophelia’nın Fransa’dan dönen erkek kardeşi Laertes ile karşılaşır. Laertes, babasının öldüğünü ve kız kardeşinin delirdiğini öğrenmiştir.
Beşinci perdede, kaba saba adamların Ophelia’nın mezarını kazdıkları mezarlıkta, Hamlet rol yapmayı bırakır, elinde kralın soytarısı Yorick’in kafatasını tutar: bundan sonra “her şeyin sessizlik olduğunu” bilmektedir Hamlet ile Laertes’i karşı karşıya getiren düelloda, kralın Hamlet için kurduğu tuzaklar Laertes’i ve Gertrude’yi öldürür. Bunu, öldürücü bir yara almış olan prensin, tahtı zorla ele geçiren amcasını öldürmesi izler.
ESERLERİ
Şiir
“Venüs ile Adonis” (1592)
Soneler (The Sonnets, 1592-1595)
“Lucretia’nın Kaçırılması” (The Rape of Lucrere, 1593-1594)
“İhtiraslı Hacı” (The Passionate Pilgri, 1599)
“Anka ve Kumru” (Phoenix and Turtledove, 1601)
Komediler
Yanlışlıklar Komedyası (The Comedy of Errors, 1592-1594)
Hırçın Kız (The Taming of The Sherew 1592-1594)
Veronalı İki Centilmen (The Two Gentlemen of Verona, 1593-1595)
Aşkın Boşa Giden Emeği (Love’s Labour Lost, 1594-1595)
Bir Yaz Gecesi Rüyası (A Midsummer Night’s Dream, 1594-1595)
Venedik Taciri (The Merchant of Venice, 1596)
Kuru Gürültü (Much A do About Nothing, 1598-1599)
Windsor’un Şen Kadınları (1599)
Nasıl Hoşunuza Giderse (As You Like It, 1599)
On İkinci Gece (Twelfth Night, 1601)
Yeter ki Sonu İyi Bitsin (All’s Well That Ends Well, 1603-1604)
İki Soylu Akraba (Two Noble Kinsmen, 1613)
Tarihi Oyunlar
VI. Henry (1 ve 2, 1589)
VI. Henry (3, 1590-1592)
III. Richard (The Tragedy of King Richard III, 1592-1594)
II. Richard (1595)
Kral John (King John, 1596)
IV. Henry (1, 1596)
IV. Henry (2, 1597-1598)
V. Henry (1599)
VIII. Henry (1613)
Tragedyalar
Romeo ile Juliet (Romeo and Juliet, 1594-1595)
Hamlet (1601)
Othello (1603-1604)
Kral Lear (King Lear, 1605-1606)
Macbeth (1606)
Yunan Roma Tragedyaları
Titus Andronicus (1592-1594)
Jül Sezar (Julius Ceasar, 1599)
Troilus ve Kressida (Troilus and Cressida, 1602)
Antonius ile Cleopatra (Antony and Cleopatra, 1606-1607)
Coriolanus (1608)
Atinalı Timon (Timon of Athens, 1608)
Romantik Dramlar
Perikles (1609)
Cymbeline (1609)
Kış Masalı (Winter’s Tale, 1610)
Fırtına (The Tempest, 1611)
işte bu yazdıklarıyla etkileyen insan üstü kişilik:
...Yaşam ve getirisi
ÜÇ BÖLÜMDEN OLUŞMAKTA YAŞAM İLE İLGİLİ DEMEÇ'İMİZ,ASLINDA HİÇ BİRŞEY GÖRÜNDÜĞÜ GİBİ DEĞİLDİR,GÖRMEK İSTEDİKLERİMİZ VE GÖRMEK İSTEMEDİKLERİMİZ DİYE İKİYE AYILIR HAYATIMIZ,VE BU YÜZDEN DE ASLINDA YAŞAM VE GÖRTÜRSÜ...
Eğer ´9´ canlı olsaydın bile
En fazla ´8´ kez kaçabilirdin ölümden
Bil ki ´7´ düvele sultan olsan dahi
Yerin ´6´ mekan olacak sana
En fazla ´5´ metre kumaş götürebileceksin
Kapatacaksin ´4´ açsan da gözünü
Bu dünya ´3´ günlük dünya
Azrail'in yaninda ´2´ kat olup yalvarsan da nafile
Elbet ´1´ gün öleceksin
İşte o zaman her şey ´0´ dan başlayacak
Çünkü ÖLÜM bir yok oluş değil;
YENIDEN DOĞUŞTUR...
ŞEREFLE BİTİRİLMESİ GEREKEN EN ASIL GÖREV HAYATTIR
BIR LOKMA İÇİN ŞEREFİNİ ÇİĞNETMEYE
BİR ANLIK EĞLENCE İÇİN SERVETİNİ TÜKETMEYE
BİR ZAMANLIK MEVKİİ İÇİN EL AYAK ÖPMEYE
İNSANLARI EZİP GEÇMEYE
GÜNLÜK MENFAATLER İÇİN
ONURUNU TERKETMEYE
BİR KISIM İNSANLARA KIZIP
TÜM İNSANLARA DÜŞMAN OLMAYA
DEĞMEZ BU HAYAT
insanlara bakis açisi;
Zaman durdugu yerde durmuyor zaman akip gidiyor sanmiyorum ki hiçbirimizin bi düsüncesi degismesin zamanla birlikte dogruyu arama istegiyle dogruyu bu sefer buldum diyerekten,eskiyi biraktiklarimiz olmustur akan giden zamanda.
Bu degisim dis görünüste olabalir düsüncede olabilir. Zamanla birlikte kendinizde degisenler nelerdir? insanlara karsi bakis açim çok degisti...
Artik onlara eskisi gibi güvenmiyorum...
En iyi dostumuzun kendimiz oldugunu çok iyi anladim....
İnsanların çoğu kaybetmekten korktuğu için,sevmekten korkuyor.
Sevilmekten korkuyor,kendisini sevilmeye layık görmediği için.
Düşünmekten korkuyor,sorumluluk getirecegi için.
Konuşmaktan korkuyor,eleştirilmekten korktuğu için.
Duygularını ifade etmekten korkuyor,reddedilmekten korktugu için.
Yaşlanmaktan korkuyor,gençliğinin kıymetini bilmediği için.
Unutulmaktan korkuyor,dünyaya iyi birsey vermedigi için,
ve ölmekten korkuyor,aslında yaşamayi bilmediği için.
"En iyi dostumuzun kendimiz oldugunu çok iyi anladim...."
Liseden beri bunun farkındayımki ben zaten
Dostun her ne kadar senin kardeşin gibi de olsa bir yerde (ayrı olarak) insan kendisinin en iyi dostudur bence. Biraz düşününce işin teknik teorik tüm boyutunun böyle olduğunu anlar insan...
"En iyi dostumuzun kendimiz oldugunu çok iyi anladim...."
Liseden beri bunun farkındayımki ben zaten
Dostun her ne kadar senin kardeşin gibi de olsa bir yerde (ayrı olarak) insan kendisinin en iyi dostudur bence. Biraz düşününce işin teknik teorik tüm boyutunun böyle olduğunu anlar insan...
Kayıt: Feb 05, 2008 Mesajlar: 186 Nerden: neden sordun? ne alaka ?
Tarih: Pzr Hzr 29, 2008 9:12 am Mesaj konusu:
evet doğru çünkü naparsan yap sen yalnız başına doğdun naparsan yap yalnız olmak zorundasın
shakespeare in hakkında ben geçen yıl edebiyat dersinde gördüm Cenap Şahabettin bi kitap yazmış kitabın içeriğini tam bilemiyorum ama Serveti Fünun un hatrı sayılır bi adamı olan cenap şahabettin galiba dalga amacıyla mı yoksa ona benzer bi amaçla mı ne yazmış çünkü kitabın adı "Vilyam Şekispiyer" di.. şaşırmıştım kim cesaret edeblir ki böyle bi adamı eleştirmeye?
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu Forum gücünü phpBB'den almaktadır. Tema
nukemods.com
tarafından uyarlanmıştır.