| Önceki başlık :: Sonraki başlık |
| Yazar |
Mesaj |
yasin889 Binbaşı


Kayıt: Aug 30, 2005 Mesajlar: 5175
|
Tarih: Pts Tem 03, 2006 4:51 pm Mesaj konusu: Bu zamana kadar oynadığınız bütün oyunları yorumlayın |
|
|
Arkadaşlar bu zamana kadar oynadığınız bütün oyunların hakkında:
1.Ne düşünüyorsunuz?
2.En sevdiğiniz hangisi?
3. Hangi türü daha çok seversiniz?
4. Hangilerini önerirsiniz?
Yukarıda verdiğim sorulara sizde ekleme yapabilirsiniz tabiki.
Ama lütfen " şu oyun çok güzel bayılırım , bu oyun kötü işe yaramaz " gibi mesajlar yerine ; oynadığınız oyunların tüm yönlerini detaylı olarak anlatınız.
Örneğin ; Age Of Empires- strateji - en sevdiğim oyun- çok severim ve öneririm- ... sürümü en iyisidir- patchleri.... adlı siteden bulunabilir - oyun
hakkında detaylı bilgiler v.b.
En son yasin889 tarafından Çrş Ağu 02, 2006 12:34 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi |
|
| Başa dön |
|
 |
yasin889 Binbaşı


Kayıt: Aug 30, 2005 Mesajlar: 5175
|
Tarih: Pts Tem 03, 2006 4:58 pm Mesaj konusu: |
|
|
Ben başlıyorum.
Rome Total War - Total strateji - oyun hakkında etaylı bilgiyi zaten
Forumdaki Linkleri Sadece ÜYELER Görebilir Kayıt olmak için BURAYA tıklayın yada BURAYA tıklayarak siteye giriş yapın ! |
topicinde belirtmiştim. |
|
| Başa dön |
|
 |
Heavy Yüzbaşı


Kayıt: Dec 21, 2005 Mesajlar: 4880
|
Tarih: Sal Tem 04, 2006 6:52 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Half life yı hala oynarım ben be. |
|
| Başa dön |
|
 |
erkan Astsubay Üst Çavuş


Kayıt: Mar 12, 2006 Mesajlar: 531 Nerden: İst/bahçelievler
|
Tarih: Sal Tem 04, 2006 8:42 pm Mesaj konusu: |
|
|
aynen abi half life ı haala oynuyoruz . oyun efsane oldu aq ama bıkılmıyor yaw bide elemanlarla gittinmi daha da sarıo evde tek başına oynanmıo .bide ps de winning eleven 5-6 yıl önce japoncasını oynadıgımızı hatırlarım .ps2 e geçiş yapıtık hala oynuyoruz grafikler fln bu sefer daha deli daha bi heyecanlı güzel oluo. her geçen gün yenilenio en son türkçe olarak piasaya çıktı de . 1 ,2 , 3 derken 10 a kadar geldiler . tavsie edilir . bide max payne wardır oyun dizi gibidir şerefsizim içine girdinmi çıkmak istemiosun 14 saat aralıksız oynadım bi kere şaftım kaydı oda güzeldir |
|
| Başa dön |
|
 |
AhBap Er


Kayıt: Mar 30, 2006 Mesajlar: 124
|
Tarih: Sal Tem 04, 2006 9:06 pm Mesaj konusu: |
|
|
Sürekli Battlefield oyniyan birsiyim Bf42de FH adlı modla turnuva war (www.forgottenhonor.com) onunla vakit geçiriorum bf2de tek başıma oynuorum ama WW2 kdr zevk vermio o kdr.. Şimdi Kurtuluş Savaşını konu alan bir mod girişindeyim.. Tamamlandığı zaman FHT gibi bir turnuva düzenlemek niyetindeyim.
Strateji oyunlarını çok severim Black & White oluşturduğu orjinallikle çok hoşuma giden ve tavsiye ediceğim bir oyundur. Onun dışında The Movies yine aynı yapımcıdan film stüdyosu kuruosunz ve kendi filmerinizi çekiosunuz...
Ama defalarca oynicam bi oyun vardır oda heralde Monkey Island serisi  |
|
| Başa dön |
|
 |
JuDaS_RiSiNG Asteğmen


Kayıt: Feb 17, 2006 Mesajlar: 1002 Nerden: belli olmaz
|
Tarih: Sal Tem 04, 2006 9:09 pm Mesaj konusu: |
|
|
| şimdiye kadar fifa oynadım arasıra half life oynarım EA SPORTS un yaptığı bütün oyunlar güzel |
|
| Başa dön |
|
 |
Painkilla Astsubay Başçavuş


Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 829
|
Tarih: Sal Tem 04, 2006 9:18 pm Mesaj konusu: |
|
|
HALF LIFE
2000 veya 1999 yılındaydı galiba. Sınıf arkadaşlarımla deli gibi Quake III Arena oynarken gittiğimiz bir kafe de Half Life’ dan bahsediyorlardı. Bu kadar oyun oynayan biri olarak hemen kulak kabarttım. Bayağı övüyorlardı. Şu half life bir de ben oynayayım dedim. O zamanlar gözümde Quake III Arenadan daha iyi yoktu. İlk multiplayer da bir veletle kapışmıştım. Çocuğu bir görseniz tombiş ve bir elinde dondurmayla sayı üstüne sayı alıyordu. Doğal olarak biraz bozuldum Çünkü yıllardır Quake serilerinden geçmişim vardı. Half Life’ın oynama şekli Quake’den çok farklı ve daha çok incelik isteyen bir oyundu. Birkaç haftalık denemelerden sonra alıştım. Sayesinde 1 numaralı oyunum dediğim Quake IIIArena’nın yüzüne bakmaz olmuştum. Bir yandan arkadaşlarla LAN partileri bir yandan evde Single player desteğiyle Sabah akşam half life oynuyordum. Genelde Multiplayer destekli oyunlar oynadığım için single mantığını pek bilmiyordum. Sanırım 12 bölüm vardı iki ayda zar zor bitirdim. Bu benim için çok kötü bir sonuçtu. İyice Half Life müptelası olduktan oyunu bitirdim ama hala içimde uhde kalmıştı. Çünkü yeni paketler vardı ve bu kadar hastası olduğum oyunun paketlerini bulamıyordum. Sonra nette araştırma yaparken görev paketlerini buldum ama indirmek kolay bir şey değildi. 56K modemle en az 50 MB’lık dosya indirmek çok zordu. Sonra yeni paketlerini buldum ve yeniden başladım oynamaya. En oynanması hoş olan paket Opposing Force’idi. Yalnız çok kısaydı tam kendimi kaptırdım bölümleri geçiyorum derken birden oyun bitti. Aslında Half Life’ dan çok farkı yoktu ama yeni silahlar harika multiplayer haritaları eklenmişti. Ee bu benim için yeterliydi. Cafeler de sürekli Half life oynanıyordu. İnsanı büyüleyen yeşil ışıklandırmalı yollar, gerçek silahlar, yapmacık olmayan haritalar ve genel atmosfer kaç oyunda vardı ki. O güne kadar Half Life kadar emek harcanmış harika bir oyun yoktu. O kadar hastasıydım ki sound tracklerini bile dinliyordum . Bir oyunun soundtrackleri bile bu kadar mı iyi olur ? Büyük bir askeri bölgede elinizde MP5 ile asansörle yukarı çıkarken sunulan o müzik bile sırf o oyunu oynamak için yeterli bir sebepti. Askerler sizi görünce ‘oh my god!’ diye bağırmaları üzerine ateş açmaları, yukarıdan el bombaları atmaları ve kasaların parçalanması ile saklanacak yerinizin olmaması heyecan katıyordu. Bazuka ile askeri helikopteri vurmayı saynıyorum. 1999’da yapılmış bir oyunun 2006 da bile oynanması zaten kalitesini ispatlıyor. Single player’ da ilk siyah zemin üzerinde HALF LİFE yazması beni büyülemişti. Bu kadar basit bir şeyi nasıl bu kadar güzel sunuyorlardı anlamıyordum. Oyuna başlarken kurallara dair açıklama yapılmasını bile hatırlıyorum. Hatta şöyleydi ’good morning. Welcome Black Mesa trans... system. This train inbound’ gibi devam ediyordu . Bu oyun hakkında ne bulursam öğreniyordum. Soundtracklerini aylarca dinledim ve gerçekten iyilerdi. Genelde bilgisayar destekliydiler ama yinede harikalardı. Hatta oyunu bitirdiğiniz anda credits bölümü verilirken bir parça çalınırdı. Sırf onu dinlemek için oyunu defalarca bitiriyordum. Modları da bitirdikten sonra artık bitirecek bir şey kalmadı . Aradan yıllar geçti. Arada bir oynamaya çalışıyorum ama eskisi gibi içimde istek yok. Yaşımın ilerlemesinden galiba. Ama Half life hakkında sayfalarca yazı yazabilirim. Zaten bu kadar küçük yazıyı bile okuyacak kişi sayısı az. Büyük ihtimalle sitedekiler bu oyunu bir defada olsa oynamışlardır. Biraz eski olmasına rağmen oynanmaya değecek nadir oyunlardan. Eğer single player’ı bitirmediyseniz oynamanızı şiddetle tavsiye ederim. Tabi bazı arkadaşlar oyundaki yaratıklardan hoşlanmaya bilirler veya genel şikayetlerden biri de baş dönmesi . Baş döndürücü bir oyun . Eğer hala bitirmediyseniz bir an önce bitirin derim. Başka da bir şey demiyorum. |
|
| Başa dön |
|
 |
Elesius Admin


Kayıt: Sep 25, 2005 Mesajlar: 2082
|
Tarih: Cum Tem 07, 2006 1:58 pm Mesaj konusu: |
|
|
En sevdiğim tür mikro-strategy oyunları. Genelde Paradox Entertainment'in yaptığı oyunlar olur genelde bunlar, diplomasi ve ticaret üzerine kurulu olurlar.
En sevdiğim oyuna gelirsek, aslında şu oyun diyemem, çok sevdiğim oyunlar var, genelde eski oyunlar. Mesela Daggerfall, Fallout, Age of Empires serisi, Worms, Heroes 3, Disciples... Bunlardan birisini bir ara açıklamam lazım linki o zaman koyarım.
Worms World Party
Fallout II
Heroes 3 |
|
| Başa dön |
|
 |
Raistlin Asteğmen


Kayıt: Jan 12, 2006 Mesajlar: 1078 Nerden: AvCiLaR
|
Tarih: Cum Tem 07, 2006 2:38 pm Mesaj konusu: |
|
|
diablo diablo diablo benım kıs aylarımı ısıtan oyundur kendısı nezman evde neskafe 3 ü bırarada kokusu duysam hemen aklıma dıablıo gelır yanı okadr sabahladıım oldukı o oyunun basında ne bıtmez zmanlardı onlar.bazen kıtlenırdım ve ne yapacagımı bılemezdım işte ozman heycan baslardı en basa don herseyı tekrar oldur yapana kadar oyna cubku o oyunda save yoktu gorevı bıtırmeden save yapıp cıkman bı anlam ıfade etmezdı.nezman blınd guardıandan nıghtfall sarkısıyla cok undead kesmısımdır
bırde pop vardı namıdeger prınce of persıa o oyun ya nası desem mukemmelın otesınde bı oyundu herseyıyle bana gore ksursuzdu ozellıkle 'warrior within' ve 'the two thrones' sıpper bı oyundu kurgusula olsun muzıı ile olsun elemanın dovus stılı ıle olsun mukemmel bı oyundu.
buraya bı lınk koyucam bu lınkte pop2 nın tam cozumunu bulucaz yanı olyaların turkce acıklaması belkı aramızda bellı bıyerden sonra ne yapılacagnı bılemeyen arkadaslar ıcın buyuk yardım saglıycaktır.ayrıca bu tam cozumde oyunun 2 farklı bıtırılısınıde uygulayıp gorebılırsınız..
Forumdaki Linkleri Sadece ÜYELER Görebilir Kayıt olmak için BURAYA tıklayın yada BURAYA tıklayarak siteye giriş yapın ! |
kantır okul cagımızın vazgecılmez ıntenet cafe oyunu anlatmama gerek yok sanırım herkes bılır..
aklıma suanda baska oyun gelmıo ama geldıkce sızı bılgılendırmeye calısıcam iii eglenceler  |
|
| Başa dön |
|
 |
xeonlt Asteğmen


Kayıt: Oct 25, 2005 Mesajlar: 1151 Nerden: İzmir
|
Tarih: Cum Tem 07, 2006 2:47 pm Mesaj konusu: |
|
|
| arkadaşlar mafia ve şu an oynadığım godfather oyunları süper grafikler bikere çok ii yapılmış eski zamanlarda olmasıda ayrı bi hava veriyo |
|
| Başa dön |
|
 |
Painkilla Astsubay Başçavuş


Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 829
|
Tarih: Cum Tem 07, 2006 3:31 pm Mesaj konusu: |
|
|
Quake III Arena
Sıra dışı haritalar ve ilginç karakterleriyle Quake serilerinden tamamen çoklu oyuncu destekli bir oyun. Bugüne kadar oynadığım bir çoğu oyun bir süre sonra kabak tadı veriyor. Quake III hariç. 1999 ‘da piyasaya sürülmesine rağmen hala klanları bulunan nadir oyunlardan. Senelerce bu oyunu oynadım ve hala bıkmadım. Nedeni ise oyun öyle bir sunuluyor ki her saniyesinde heyecan var. Nerden hangi botun çıkacağı beli olmadığı için gözlerinizi dört açmak zorundasınız. Açıkcası bugüne kadar oynadığım en hızlı oyun. Hele nightmare seviyesinde oynuyorsanız 30 saniye yaşama sansınız çok az. Sanırım oyunda 5 seviye vardı. Bence oyun türleri arasında en çok beceri ve zamanlama gerektiren oyun. Aylarca sürekli bu oyunu oynadıktan sonra 4 seviyede botları zar zor yeniyordum. Oynayanlar bilir en çok beceri gerektiren silah railgundır. Çünkü hem atış sayısı azdı hem de ıskalayınca zarar vermezdi. En güçlü silah BFG 10K’ idi. Sınırlı haritalarda bulunuyordu ve çok tehlikeliydi. İsabete gerek yoktu. Yeter ki yakınınıza düşsün. BFG’yi ele geçiren en 4 veya 5 sayı alırdı ki bu da bir anda üstünlük sağlayabilirdi. Hatta oyunu kazanmaya bile yeterli olurdu. BFG 10K çok güçlü olmasına rağmen en eğlenceli silah roket atardı (rocket launcer). O kadar çok kullanırdım ki artık ustalaşmıştım. Bir yaz tatili boyunca sadece Quake III Arena oynamıştım ve sadece roket atar kullanıyordum. Artık havada botları vuruyordum. Silah konusunda önemli olan hangi silahı nerde kullanacağındır. Mesela yakın mesafede roket atar kullanmak tehlikelidir Çünkü roket patlayınca kullanana da zarar verirdi. BFG için söylemeye zaten gerek yok o hepten iki kişiyi de öldürürdü. Plazma silahı ise atış sayısı çok olmasına ve oyunda daha güçlü gözükmesine rağmen hedef üzerinde sürekli bir ateş gerektiriyordu. Ama yinede çok işe yarardı. Bir de çifte vardı(shotgun) uzak mesafe de etkisi yok diyecek derecede azdı ama çok yakın mesafe de yeter ki bir yakalayın doğru anda ateş et ve düşman bitmiştir. Ustalaştıktan sonra zorluk seviyesini arttırınca eğlencesi artıyordu çünkü oyundaki sürpriz hamleler artıyordu. Sonra çıkan bir çoğu oyundan eğlenceliydi. Duvardaki kuru kafa figürleri ve şekiller oyunun artılarıydı. Quake III Arena yazmakla bitmez. FPS (first person shooting) seviyorsanız oynamanızı tavsiye ederim. Es geçerseniz çok şey kaybedersiniz.  |
|
| Başa dön |
|
 |
Crysania Teğmen


Kayıt: May 03, 2006 Mesajlar: 2125 Nerden: Ankara
|
Tarih: Prş Ağu 31, 2006 4:17 pm Mesaj konusu: |
|
|
Hmm benim de ilk oyunum Half Life'dı ve unutamam hala. O oyundan aldığım zevki başka hiçbir oyundan almadım.(NFS HARİÇ!)
NFS:Underground 1.
2 sene önce(oha! 2 sene oldu şaka maka) Level dergisinde gördüğüm kritik üzerine(ki tabii bunda hız tutkunu olmamın da etkisi var) yaz tatilimi başında harcadığım ve bitirdiğim oyundur. Seviye atladıkça karşınıza gelen rakipler çetinleşiyordu.(Hala hatırladığım bir viraj var ki kabusum olmuştu tam 2 hafta geçememiştim o virajı! 82. yarış galiba ) Hikayesi pek yoktu, yarış yarış geç öyle yani.
NFS:Underground 2
NFS:U1'in geliştirilmiş versiyonu. Sokaklarda gezip yarış arıyorsunuz falan. Daha sıkıcı birinciden. Nefret ederdim dolaşıp dolaşıp yarış bulamamaktan.
NFS:MW
Need for speed most wanted.. İşte bu oyun bir şaheserdir. Siz uyduruk kıytırık bir sokak yarışçısısınız. Sonra Razor'la yarışıyor (ve doğal olarak) kaybediyorsunuz. Razor sizin bir içim su BMW'nizi çarpıyor ve tabii hiz hırs yaparak "BMW'm de BMW'm" diyorsunuz! Ve bir kara liste yapıyorsunuz! Listedeki 15 yarışçıyı ve en son Razor'ı yenerek BMW'nizi geri almaya uğraşıyorsunuz. Oyun kurgusu inanılmaz güzel. Yarışlara girebilmek için belirli suç puanlarına sahip olmanız gerekiyor. Polisten kaçmanız, birkaç(!) polis arabasını patlatmanız falan gerekiyor. Ancak ondan sonra yarışa alınabiliyorsunuz. Kesinlikle hız tutkunlarının oynaması gereken bir oyun. Ben tam oyunu bitirmek üzereyken (3. olmuştum listede) kardeşim save dosyamı silerekten gazabımı üzerine çekti! Sonra da anakartım yandı zaten(ekran kartını da beraberinde yaktı!) Her neyse şiddetle tavsiye edilir.
Wolfenstein
Vasat bir oyundur. Oyunda operasyon yapıp nazileri indiriyorsunuz.
Max Payne
Muhteşemdir. Oyunun hikayesi, karınızın ve çocuğunuzun öldürülmesiyle başlıyor. Ve intikam ateşiyle yanıp tutuşan Max Payne, katillerin peşine düşüyor. İnanılmaz bir oyundur. Tavsiye edilir. Öyle uyduruk mermisi bitmeyen oyunlar gibi değildir. Güzeldir.
Max Payne 2:The Fall Of Max Payne
Max Payne oyununun teknolojik zımbırtılarla geliştirilmiş hali. Tabii bu oyunda Max Payne amca kendine bir de hatun yapıyor! Oynanabilirlik geliştirilmiş. Ama oyunun hikayesini sevmemiştim. Yani hatırlamıyorum bile hikayesi neydi. Bu da tavsiye edilir. İyidir.
Tomb Raider 3
Tomb Raider tarzının ortaya çıktığı oyundur. Tarafımdan sevilmez, tavsiye edilmez.
Tomb Raider 4:The Last Revelations
Tomb Raider'ın en sevdiğim oyunudur. Hikayesini anlamamış olsam da çok severim. Özellikle piramitlere girdiğimiz anda, Lara'nın kıyafetine ölmüşümdür. Özellikle piramit olduğu için oyunun içinde, zaafım vardır. Bazen çıldırırsınız oynanabilirlik zayıf olduğu için ama ben saatlerce başından kalkmadığımı hatırlıyorum. Özellikle arkeoloji seven benim gibi biri için idealdir. Lara'nın ukala ve agresif tavırları, silah kullanışı, uzun örgülü saçları, erkekleri teker teker indirişi görülmeye değerdir! Oynayın oynatın!
Tomb Raider 5
Sevmedim. Nokta.
Tomb Raider 6:The Angel of Darkness
İşte bu TR'ın en kötü en berbat oyunudur! Arkeoloji namına hiçbir şey yoktur. Lara sanki alelade bir dedektifmiş gibi Paris sokaklarında hoplar zıplar bir ölümü araştırır. Sıkıcıdır boğucudur. UZAK DURUN!
Ahanda Lionheart: Forumdaki Linkleri Sadece ÜYELER Görebilir Kayıt olmak için BURAYA tıklayın yada BURAYA tıklayarak siteye giriş yapın ! |
Buyrun bu da Tomb Raider:The Legend
Forumdaki Linkleri Sadece ÜYELER Görebilir Kayıt olmak için BURAYA tıklayın yada BURAYA tıklayarak siteye giriş yapın ! |
Daha var epey, ama aklıma gelenler bunlar. Hatırladıkça yazarım ben. |
|
| Başa dön |
|
 |
berROCK Astsubay Üst Çavuş


Kayıt: Jun 30, 2006 Mesajlar: 622 Nerden: kayseri den surgune geldım afyondayım
|
Tarih: Prş Ağu 31, 2006 4:44 pm Mesaj konusu: |
|
|
counter strike
7 yıl once miydi ne.macera o zaman baslamıstı.bilet paralarını biriktirir yayan giderdim okula ama cs oynamaktan geri kalmazdım.kanas da üstüme yoktur.ama sonunda harcadıgıkmparaları turnuvalarda cıkarttık canm
generals zero vardı adı tam hatrımda diilde.manyak strateji oyunu
çin.abd,ırak vs ulkeler vardı.harıka bı oyun |
|
| Başa dön |
|
 |
Painkilla Astsubay Başçavuş


Kayıt: Nov 05, 2005 Mesajlar: 829
|
Tarih: Prş Ağu 31, 2006 6:36 pm Mesaj konusu: |
|
|
Bahsetmeyi unuttuğum başka bir oyun ise ''Return to the Wolfenstein Castle''. Bu oyun muhteşem bir açılışla başlıyordu. Hitler yüzyıllar önce yenilmiş bir cani olan Henrich'i tekrar diriltmeye çalışıyordu. Bunu yaptıktan sonra diğer olağan dışı insanlar büyü gibi şeylerle yaratıklara dönüşüyorlardı. Bu yüzden temizlemeniz gereken kişi sayısıda artıyordu. Oyun ''Wolfenstein'' adlı bir kalede başlıyordu. Bu kale de küçük bir temizlıik yaptıktan sonra kaleden kaçıyordunuz. Sonrası FPS oyunlarında olduğu gibi önüne geleni öldür değildi.
Size silah ve sağlık yardımı yapacak İngiliz casusları bile vardı. Onları bulmazsanız veya yanlışlıkla öldürmemeniz gerekiyordu. Oyun ilerledikçe zorluk seviyesi artıyordu ama bıktıracak kadar da değildi. Silahlardan bahsedersek II. Dünya Savaşı silahları çoğunluktaydı. MP 40, Sten ve Venom (Black metal grubu olan Venom burdan mı geliyor bilmiyorum) gibi silahlar aklıma gelenler. Bir çoğu oyunda olduğu gibi bu oyunda da abartı vardı. Örneğin Venom'un şarjörü 250 mermi alıyordu Ama silahlara güzel özelliklerde katılmıştı. Örneğin Sten 10 mermi ard arda ateş edince ısınıp ateş edemez hala geliyordunuz. Sonra suikast silahlarından ismini şu an hatırlayamadım ama onda da tepme ve nefes alınca hedef imleci oynaması gibi özellikler vardı. Bunlar oyuna ayrı bir tat katıyordu. Nazi askerleri de oyuna dahil ettiği için kula nöbetçileri, subaylar ve komutanlar gibi askeri hedeflerde vardı. Yani hedefler sadece yaratıklar değildi. HAtta kedni aralarındaki savaşa bile bazen dahil olabiliyordunuz. Bu oyunu bir kaç haftada bitirdim ve oynadığıma değdi. En önemli faktör zamanlamaydı. Oyundan bir örnek vermek gerekirse. Size verilen bir görevde bir askeri karargahtasınız ve hiç bir şekilde alarm verilmemesi gerekiyor. O kadar nöbetçi, asker, öldürdükten sonra çok uzakta kapalı bir mekanda bir nöbetçi subay alarma basmak için hazır bekliyor ve onun aşağısında başka bir asker nöbet tutuyor. Şimdi öyle bir atış yapmalısınız ki. Üsttekini vurunca alttaki asker hemen alarma basmak için koşuyor. Bunun için iyi bir zamanlama ile önce üstteki askeri sonra alttakini vurup alarmı engelleyebilesiniz. Bahsettiğim bu bölüm de yaklaşık 15 yükleme noktası vardı (Bölüm içinde 15 defa yükleme oluyor). Bayağı uzun bir bölüm. Tabi onları o kadar kısa sürede vurmak hiç kolay değil. Çünkü hem mesafe uzak hem de silahın oynama durumu var. Bir özelliğide oyunun içindeki kaliteli ve bol videolardı. Keşke imkanım olsaydı da tekrar oynayabilseydim. Ah ah o günleri özledim be. En son bölüm yani Heinrich'i eşekler cennetine gönderme bölümünde ise şöyle bir saçmalık vardı. Adamın üzerine abartısız söylüyorum 250 mermi, roketler ve bombalar yağdırıyodum ama sadece kalkanı dökülüyordu Sağlık olsun ne diyelim.  |
|
| Başa dön |
|
 |
Crysania Teğmen


Kayıt: May 03, 2006 Mesajlar: 2125 Nerden: Ankara
|
Tarih: Prş Ağu 31, 2006 6:50 pm Mesaj konusu: |
|
|
| Ben bir türlü sevemedim o wolfenstein'ı. Deli oluyordum. Vuruyordum vuruyordum bi türlü ölmüyorlardı ya! Şey çok kötüydü, böyle hani tarihi eser gibi yıkıntıların olduğu yerde kocamana bir yaratıkla savaşıyorduk ya, Allah'ım deli olurdum geçemezdim! |
|
| Başa dön |
|
 |
|