Tarih: Cum May 19, 2006 9:51 pm Mesaj konusu: Laiklik
Laiklik !
En etkili ve önemli ilke kesinlikle bu ilkedir. Aslında bu sözcüğün anlamı din ile siyaseti ve dolayısıyla da din ile kamu yaşamını birbirinden ayırmaktır. Osmanlı İmparatorluğu zamanında siyaset dinin emrine sokulmuştu. Hatta bazan din de siyasetin emrine sokulabiliyordu. Bunun böyle olmasındaki tarihsel neden, İslam dininin kurucusunun hem siyasî ve hem de dinî lider olmasından ve bunun yıllardan beri bir gelenek haline getirilmiş olmasından kaynaklanmaktadır
Akla hemen şu soru gelebilir: „Mustafa Kemal’in kamu yaşamıyla dini birbirinden ayırması kararı nereden kaynaklanmıştır?“ diye. Burada bir din düşmanlığından sözetmek tamamen yanlış olur. Çünkü Laiklik din karşıtı bir ilke değildir. Din, kişinin özel yaşamının bir parçasıdır. Laikliğe göre, insan yaşamında ibadetin dışında her türlü tasarruf, dîne, daha doğrusu kutsal kitaba göre d e ğ i l, Anayasaya, yasalara ve kurallara göre yapılır.
Devlet yaşamında, hukukta, aile yaşamında, kültürde, eğitimde v.s. artık laiklik ilkesi ana temeldir. O’nu bu karara iten amaç dinî değil, siyasîdir. Bunun gerçekleşmesi için de önce siyasetin dinin emrinden kurtarılması zorunluydu. Mustafa Kemal henüz genç bir subayken şu kanaate varmıştı: „Mevzuatını ve hareket tarzını Kuran’dan ve hadisten alan bir devlet, bilimin ve çağdaşlığın gerisinde kalır.“
Bir ülkenin, çağı yakalamış olan ülkelerle boyölçüşebilmesi, onların arasında sürekli olarak sesini duyurabilmesi, o ülke yurttaşlarının aklını kullanmasına ve bilime öncelik vermesine engel teşkil eden kurum ve kuralların ortadan kaldırılmasıyla mümkün olabilirdi. Mustafa Kemal bu gerçeği gözönünde bulundurmuş ve bazı çağdaşlık değerlerini – savaşta düşmanı olmasına karşın – Batılı ülkelerden almıştır.
O, 1924 yılında yaptığı bir konuşmada „Dünya yüzündeki her şey için, maddî ve manevî her şey için, yaşam için ve başarı için en doğru yol gösterici bilimdir, tekniktir“. „Bilimin ve tekniğin dışında yol gösterici aramak, düşüncesizliktir, bilgisizliktir, yanlıştır“, demiştir.
Bilime ve tekniğe öncelik verme konusunda asıl engeli oluşturan Hilafet, Halife‘nin şahsında siyasî ve dinî temsilcilik bulmuştu. Bunu ortadan kaldırma planı, hem yurt içinde ve hem de yurt dışında karşıt güçlerin direnişiyle karşı karşıya kalmıştır.
Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal, dış güçlerin bu konudaki planlarının Türkiye’nin içişlerine karışmak olduğunu saptayarak, 1 Kasım 1922‘de Saltanatın kaldırılmasında olduğu gibi, enerjik bir şekilde Hilafet yanlılarına karşı çıkması sonucu, 3 Mart 1924‘te Hilfet’in kaldırılması büyük bir çoğunlukla gerçekleştirilmiştir.
Böylece, Şeyhülislamlık, dinî mahkemeler ve fetva usulü, dervişlik nişanı, medreseler de kaldırılmıştır.
1928 yılında, Anayasa’daki „Türkiye Cumhuriyeti Devletinin dini Islamdır“ maddesi kaldırılmıştır. Böylece din ve mezhep ayrılığını kurumlaştıran yasalara son verilmiş ve önce devlet laikleştirilmiştir. Yani, laik devlet, bundan böyle meşruluğunu ne Tanrı’dan ne de kişiden alacaktır; ancak ve sadece ulusal yönetimden alacaktır; planlanan devrimler birer birer gerçekleştirilecektir: Eşit haklar, uygarlığa giden yolun açılması, eğitim birliğinin sağlanması, tek evlilik v.s.
Özellikle Latin harflerinden oluşan yeni Türk alfabesi üç amaca hizmet edecektir:
1) Yazı ve Konuşma dilinin herkes için aynı olması,
2) Sesli harfler açısından zengin olan Türk diline en uygun yazı çeşidinin seçilmiş olması,
3) Dünyanın büyük bir bölümüyle iletişimin kolayca sağlanabilmesi...
Bu yenilikler olağanüstü bir tempoyla ama sadece okulda değil, okul dışı alanlarda da gerçekleştirildi. Mustafa Kemal’in eğitim ve öğretime verdiği önem o kadar açıktırki, kendisi bizzat yeni harflerle dersler vermiştir.
Türk Dilinin yabancı sözcüklerden arındırılması 1932 yılında kurulan „Türk Dil Kurumu“ ile akademik bir seviyede de desteklendi. Bir yıl önce de „Türk Tarih Kurumu“ gerçekleştirilmişti. Bu kurumlar gerek „kültürel kimlik“ ve gerekse „ulusal kimlik“ bakımından da önemli görevler yapmışlardır, ve Mustafa Kemal’in özel vasiyetnamesinde yer almışlardır.
Laik devlete giden yolda en büyük engellerden birini Şeriat mahkemeleri oluşturmuştur. Bu mahkemelerin kaldırılmasından sonra, Türk Medenî Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Türk Ticaret Kanunu ve Borçlar Kanunu çıkartılarak, devletin temeli Batı Hukuk Sistemine oturtulmuştur.
Bundan böyle, Türkiye Cumhuriyeti’nde bireylerin ilişkisini, yurttaş-devlet ilişkisini düzenleyen hükümlerin yasalaştırılması TBMM’ne, uygulaması da T.C. hükümetine ait olmuştur.
Artık her bakımdan özgürlüğüne kavuşturulan bir toplumun fertlerinin dış görünüşüyle de uygar olması gerekirdi. Bu nedenle Türk toplumu, fes, sarık, çarşaf, peçe gibi dinsel olduğu sanılan baş ve beden giysilerinden de kurtarıldı.
Kaynak:
Forumdaki Linkleri Sadece ÜYELER Görebilir Kayıt olmak için BURAYA tıklayın yada BURAYA tıklayarak siteye giriş yapın !
Türkiye Laiktir Laik Kalacak ! kampanyasına katılmak için aşağıdaki resmi imzan yap.
Danıştay'a yapılan saldırıyı lanetliyorum,saldırıdan öte bu saldırıyı uygulayan uygulatan zihniyeti lanetliyorum ama benim lanetlemem bir işe yaramayacak.
Danıştay'a yapılan saldırıyı lanetliyorum,saldırıdan öte bu saldırıyı uygulayan uygulatan zihniyeti lanetliyorum ama benim lanetlemem bir işe yaramayacak.
haklısın ama en sonda dediğin gibi , bir işe yaramayacak.
Bu saldırıyı bende kınıyorum bir kaç kuş beyinli yüzünden islam dini zedelenmemeli.
islam dini kadar bu tür saldırlar millete de zarar veriyor. bilinçsiz, yanlış bilgilendirilmiş insanımız kandırılarak halk parçalanmaya çalışılıyor. bu saldırı da bunun ürünüdür, ve bu saldırının sonucu yine bölünme olacaktır. biz bilgili ve uyanık olalım arkadaşlar bunun başka çözümü yok
[/quote]islam dini kadar bu tür saldırlar millete de zarar veriyor. bilinçsiz, yanlış bilgilendirilmiş insanımız kandırılarak halk parçalanmaya çalışılıyor. bu saldırı da bunun ürünüdür, ve bu saldırının sonucu yine bölünme olacaktır. biz bilgili ve uyanık olalım arkadaşlar bunun başka çözümü yok[/quote]
Bu minleti bölmek o kadar kolay degil.
Aslinda bu ülke bölünürse bundan en büyük zarar görenlerden birinide bu çapulcular olucaktir.
islam dini kadar bu tür saldırlar millete de zarar veriyor. bilinçsiz, yanlış bilgilendirilmiş insanımız kandırılarak halk parçalanmaya çalışılıyor. bu saldırı da bunun ürünüdür, ve bu saldırının sonucu yine bölünme olacaktır. biz bilgili ve uyanık olalım arkadaşlar bunun başka çözümü yok[/quote]
Bu minleti bölmek o kadar kolay degil.
Aslinda bu ülke bölünürse bundan en büyük zarar görenlerden birinide bu çapulcular olucaktir.[/QUOTE]haklısın kolay değil ama bunun için çalışan çok var
Atatürk 1 Kasım 1937 de taptığı TBMM açılış konuşmasında şunları söylemiştir;
"Dünyaca bilinmelidir ki, bizim devlet idaresindeki ana programımız, Cumhuriyet Halk Partisi programıdır. Bunun kapsadığı siyasetler,idarede ve siyasette bizi aydınlatıcı ana hatlardır.Fakat bu prensipler gökten indirildiği sanılan kitapların dogmalarıyla asla bir tutulmamalıdır. Biz, ilhamlarımızı gökten ve gaipten değil, doğrudan doğruya hayattan almış bulunuyoruz."
Ayrıca;
"Bazen bütün dinler denizin dibine batsın istiyorum.Yönetimi ayakta tutmak için, halkı tuzağa düşürür gibi dine gerek duyan kişi, zayıf bir yöneticidir. Benim halkım demokrasinin ilkelerini, gerçeğin buyruklarını ve bilimin öğretilerini öğrenecek. Boş inançlar gitmeli.İsteyen istediği gibi ibadet edebilir. Herkes kendi vicdanının sesini dinler. Ama bu davranış ne sağduyulu mantıkla çelişmeli ne de başkalarının özgürlüğüne karşı çıkmasına yol açmalıdır..
Mustafa Kemal ATATÜRK
ve
"Zaman süratle ilerliyor. Milletlerin, toplumların, kişilerin mutluluk ve mutsuzluk anlayışları bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklin ve ilmin gelişmesini inkâr etmek olur..."
Mustafa Kemal ATATÜRK
*Bu 3 söz Türkiye'nin Yönetim Şeklini tam olarak ifade ediyor. Dinciler dikkatli okusun bunları !
En son Heavy tarafından Çrş May 24, 2006 10:31 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
insanı dininden,ülkesinden sogutuyolar resmen baskada bisey degil bu yapılanlar..Atatürk bugünler icinmi kurtardı bu milleti böyle bir nankörlük görülmemistir dünyanın hicbiryerinde.Laiklik gibi bir kawramı kötü gösteriyolar,bizleri yani sawunucularını kötü gösteriyorlar gene ve bunun en kötü sonucu da o ölen hakim oldu..bir gazete iste onlar diye basıyo resimlerini sanki sucluyu desifre eder gibi we öldürülmelerine sebep oluyo,bunu tesvik edenleri de unutmamak gerek tabi hepmiz biliyoruz kimler olduklarını,kimse birsey yapmıyo,o gazeteye yönelik hicbirsey olmuyo..artık öyle bir hale gelmisiz ki minibüste otobüste bası kapalılara sadece yer weriliyo,biraz biyeriniz gözükse kötü oluyosunuz laf yiyosunuz ama isin ilginç yanı gene böylelerinin kocaları cocukları onları yapanlarda..artık bir dur demesi gerek birilerinin bu laiklik düsmanlarına ama adamlar etmedikleri kazık kalmadıgı halde gene hala tutuluyolar,saksakcıları hala bırakmıyolar peslerini ve olan bizlere oluyo gercek Atatürk cocuklarına..
Geçenlerde sayın milet meclisi başkanı beyefendi laikliğini tekrar tanımının yapılmasını istemişti...Tam bir fiyasko!!Ortaya bi laf atıyo mideleri bulandırıyoo..Laikliin din ve devlet işlerinin ayrı tutulmasından başka tanımı varsa buyursalardıda kendileri yapsalardı...
Tüm saatler GMT +2 Saat Sayfa 1, 2, 3, 4, 5Sonraki
1. sayfa (Toplam 5 sayfa)
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu Forum gücünü phpBB'den almaktadır. Tema
nukemods.com
tarafından uyarlanmıştır.