Tarih: Pts Ksm 06, 2006 8:15 pm Mesaj konusu: Popüler Kültürün Kuşatmasındaki Türkçe
Günümüz dünyasında artık her şeyimizin popüler olmasını istiyoruz. Giydiklerimizin, yediklerimizin, gezdiğimiz yerlerin, okuduğumuz kitapların hatta arkadaşlarımızın bile. Çünkü popüler demek, beğenilen demek bize göre. Herkesin kullandığı kelimeleri kullanıyoruz, anlamını bilmesek de. Peki ama bunun gerçek anlamı ve bedeli ne? Yani haftanın “in”lerinin “out”larının belirlendiği, nerede yemek yememiz ya da hangi kelimeleri kullanmamız gerektiğini söyleyen popüler kültür neyi ifade ediyor ve biz bu kültüre ayak uydurabilmek adına nelerden vazgeçiyoruz, neleri kaybediyoruz?
Popüler kelimesi İngilizce’de orta çağlarda “halkın” anlamında kullanılmaya başlar, günümüzde ise “çoğunluk tarafından sevilen ve seçilen” anlamında kullanılır (Erdoğan,1997). Kültür ise bir toplumun üyesi olarak insanoğlunun öğrendiği bilgi, sanat, gelenek, görenek, yetenek, beceri ve alışkanlıkları içine alan karmaşık bir bütün (Güvenç,1984), toplumsal yaşamın temel şartıdır (Özkalp,2000). Kültür toplum içerisindeki her türlü bilgi, alışkanlık, değer ölçüleri, genel durum, görüş ve zihniyet ile her türlü davranış biçimini kapsar. Kültür tanımlarında ortak nokta kültürün, geçmişteki insanlardan miras aldığımız deneyimler olarak düşünce ve davranışlarımızı etkilediğidir.
Popüler kültür ise bir toplumda yaygın biçimde paylaşılan inançlar, pratikler ve nesnelerdir (Mutlu,1987). Kısa adıyla pop kültürü olan ve Marlboro, Pepsi ve Burger King ile iyi giden popüler kültürde, popüler demek çoğunluğun hoşlandığı demektir. Popüler kültür dendiğinde aklımıza pek çok şey gelir. Popüler kültür, poptur, arabesktir, Televole’dir, Matrix’tir, Laila’dır. Bu liste uzayıp gider. Bu anlamda güncel olandır, bir başka deyişle kitle kültürüdür. Kitle kültürü temel olarak küreselleşme süreciyle ve son çeyrek yüzyıldaki iletişim teknolojilerinin gelişimiyle yayılmaya başlamıştır. Küreselleşmeyle gelen yeni dünya düzeni, medyanın coğrafi mesafeleri ortadan kaldırdığı bir dünyada, tüm insanlığın benzer duygu ve düşüncelere maruz kalmasıdır (Topçuoğlu,1995). Küreselleşme ile birlikte; popüler kültür de küreselleşmiştir. Artık bizim için soğuk içecek ayran değil, Coca Cola’dır.
Popüler kültür yalnızca modaya değil, siyasal ve ekonomik alan dahil, toplumsal her faaliyete yansımıştır. Bu alanlardan biri de dildir. Dil, Landsberger (1937)’e göre, kültürün temel olgusudur ve bu nedenle de bir kültürü anlamak için dile bakmak gerekir. Bu anlamda dil kültürün yapıtaşıdır. Dil olmadan hiçbir toplum kurumu gelişmez. Kültür ile dil kopmaz bağlarla birbirine bağlanmış durumdadır (Ülken,1969). Popüler kültürün olumsuz yansımaları dilimizde de kendini gösterir. Günlük hayatta, tepkilerimize kadar sıçramıştır bu yabancılaşma ve dilsel yozlaşma. Alışveriş yapmak için shop-centerlere gider, biraz yorulduğumuzda bir cafeye oturup nescafemizi yudumlarız. Evimize gittiğimizde ti-vi’de video-klipler izler, beğendiğimiz vi-jey çıkmamışsa, başka bir kanala zaplarız. Kızılay’da başımızı kaldırıp dükkan tabelalarına baktığımızda büyük bölümünün center, store, patisserie, fast food, pub, club gibi yabancı isimlerden seçildiğini görürüz ama artık bu kelimelere o kadar alışmışızdır ki kültürümüze sızdırılan bu unsurların etkisi altında uyuşmuş bir durumda onları yadırgamak aklımıza bile gelmez (Yiğit,2005). Başkalarının anlamadığı yabancı kelimeler kullanmayı çok şey bildiğimizi göstermenin bir yolu olarak görürüz. Fakat ikinci dil kullanmaya olan bu yatkınlık ve hayranlık çok tehlikeli boyutlara ulaşabilir ve biz sonunda kendi topraklarımızda başka bir dil kullanır hale gelebiliriz.
İşte daha 13. yüzyılda bu sorunu fark eden ve çözüm getirmek isteyen Karamanoğlu Mehmet Bey 13 Mayıs 1277 tarihinde yayınladığı fermanda Türkçe’den başka bir dilin kullanılmasını yasaklayarak dilde yozlaşmayı önlemek ister. Kendi dilini ve kültürünü hor gören, başka kültürlerin egemenliğine girmeyi yücelik sanan yoz anlayışa tepki gösterir. Aslında fermanın özünde, bir ulusun birlik ve beraberliğinin ilk adımının, dil birliği olduğu fikri yatmaktadır. Emin Özdemir (2002) Cumhuriyet’in ilanından sonraki aşamayı ise şöyle dile getirir: “Türk Dil Kurumu’nun kuruluşuyla birlikte Türkçe’mizdeki kirlenmeye karşı çıkan bireysel ve dağınık bir nitelik taşıyan çabalar örgütlü bir yapıya kavuşur; Türkçe’nin yatağını dolduran, soluğunu tıkayan yabancı öğelere karşı köklü ve çok yönlü bir savaşım başlatılır. 1928’de Dil Devrimi ile birlikte Türkçenin yabancı dillerin etkisinde kalmaması için çabalar başlamıştır.”
Tarihin başka dönemlerinde de bugünküne benzer süreçlerden geçmiş olan Türkçe, önce Çince sonra Farsça, Arapça, Fransızca ve son olarak da İngilizce’nin etkisinde kalmıştır. Dilimizdeki yabancılaşma, 16. yüzyılda Arapça ve Farsça kullanımının artmasıyla başlamıştır. 19. yüzyılda ise bu dillere bir de Fransızca eklenmiştir. Bu dillerin etkisiyle, Türkçenin kullanım alanı daralmış; dilimiz günümüzde de başka şekillerde süren bir kirlenmeye maruz kalmıştır. 1930’lu yıllarda “Türk dili, Türk milletinin kalbidir, zihnidir. Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Türk dili dillerin en zenginlerindendir, yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesinin yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır” sözleriyle aynı soruna işaret eden Atatürk dilin, bir milletin temeli olduğunun altını çizer.
Türkçe’mizin her yıl yok olan 20’den fazla dilin (Güngör,1999) arasında yer almasını istemiyorsak, yabancılaşma ve yozlaşma gibi tehlikelerin farkında olup dilimize sahip çıkmalıyız. Aksi takdirde söylenecek tek bir şey kalıyor. Bye bye Türkçe.
Yazar:Yasin889
KAYNAKÇA:
ERDOĞAN, İ., (1997), İletişim Egemenlik Mücadeleye Giriş, İmge Yayınevi, Ankara.
GÜNGÖR, N., (1999) (der.), Popüler Kültür ve İktidar, Vadi Yayınları, Ankara.
GÜVENÇ, B., (1984), İnsan ve Kültür, Remzi Kitabevi, İstanbul.
LANDSBERGER, C., (1937), Ön Asya Tarihinin Esas Meseleleri, II. Türk Ticaret Kongresi Notları.
MUTLU, E., (1995), İletişim Sözlüğü, Ark Yayınevi, Ankara.
ÖZDEMİR, E.,(2002), Dilin Öte Yakası, YKY, İstanbul.
ÖZKALP, E., (2000), Davranış Bilimlerine Giriş, Anadolu Üniversitesi Yayınevi, Ankara.
TOPÇUOĞLU, N., (1995), Basında Reklam ve Tüketim Olgusu, Vadi Yayınları, Ankara.
ÜLKEN, H. Z., (1969), Sosyoloji Sözlüğü, Milli Eğitim Basımevi, İstanbul.
YİĞİT,Z., (2005), “Kültürel Yozlaşma, Türkçe ve Aydınlar”, Kemalist, YTÜ Yayınları, İstanbul.
a.q ben bu türkçe yi yanlış kullananların sh ch x gibi harfler kullanılmasından nefret ediyorum bizim kendi dilimiz var neden başka dillerden arak yapıyoruz anlamıyorum dilimiz bizim herşeyimiz bizi biz yapan unsur lütfen dilimizi düzgün kullanalım
a.q ben bu türkçe yi yanlış kullananların sh ch x gibi harfler kullanılmasından nefret ediyorum bizim kendi dilimiz var neden başka dillerden arak yapıyoruz anlamıyorum dilimiz bizim herşeyimiz bizi biz yapan unsur lütfen dilimizi düzgün kullanalım
Yani gerçekten güldürdün beni. "a.q" ne demek ?
Hem yakınıyorsun hem de aynı şeyi sen yapıyorsun.
Bir daha forumlarda "a.q , a.k" gibisinden şeyleri görmek istemiyoruz.
Teşekkürler.
Konumuzla ilgiliyken burdan herkese Oktay Sinanoğlu'nun kitaplarını öneriyorum.
Özellikle: Bye-Bye" Türkçe: Bir Nev-York Rüyası ve Hedef Türkiye kitaplarını.
Not: Forumda Türkçe kurallarına dikkat eden herkese de teşekkür ediyorum. Küfür etmeyenlere de! Madroller'a da.
Sevgili arkadaşlar, buraya Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün Türkçe ile ilgili bazı sözlerini yazmak istiyorum.Aslında bu sitenin kurucuları bu konuda gayet duyarlı,kendilerine teşekkür ediyorum.Üyelerin de çoğu gayet duyarlı insanlar,ne mutlu.Yine de hatırlamakta ve başkalarına hatırlatmakta fayda görüyorum.Örnek alması gereken o kadar çok insan var ki ..
– “Türk Milleti’nin dili, Türkçe’dir. Türk Dili, dünyada en güzel, en zengin ve en kolay dildir”.
– “Türk Dili, Türk Milleti’nin kalbidir, beynidir.”
- "Milliyetin çok bariz vasıflarından biri dildir. Türk milletindenim diyen insan, herşeyden evvel ve mutlaka Türkçe konuşmalıdır. Türkçe konuşmayan bir insan Türk kültürüne, topluluğuna bağlılığını iddia ederse buna inanmak doğru olmaz."
Kayıt: Sep 19, 2006 Mesajlar: 238 Nerden: istanbul
Tarih: Cmt Arl 16, 2006 12:29 pm Mesaj konusu:
bende bu konuda çevremdekilere biraz sert davraıyoru galiba.
haa unutmadan şu dükkan isimleride enteresan .bir
insan niye istabulun döbeğinde açtığı mekana yabancı isim verir ki?*?
Kayıt: Dec 15, 2006 Mesajlar: 98 Nerden: İstanbul-Bolu..
Tarih: Cmt Arl 16, 2006 2:35 pm Mesaj konusu:
Arkadaşlar günümüzde haber bültenlerinde bile ''yapıyodu,desek''gibi kelimeler kullanılırken halkımızda ''deeermişim''gibi kelimeler kullanılırken,güzel Türkçemizin düzeliceğine açıkcası inanmıyorum..Ne acıdır ki edebiyatçılarımızın bazıları bile yapıtlarında bozuk kelimeler kullanıyorken halkımızın dilne oturmuş bu kelimelerden kurtulmak o kadarda zor deil..Günümüzde İngilizcenin olmaz ise olmaz kardeşim şeklinde kullanımı Türkçemizede yansıdı..Sanırım yabancı kültürlere hemen ayak uydurabilen Türk halkı kendi kültüründe de gerçekleşen değişikliği görememekte..
Ne yazık ki Türk dil yapısı gittikçe daha kötü bir hal alıyor..
Kayıt: Mar 20, 2006 Mesajlar: 1378 Nerden: Zonguldak
Tarih: Prş Arl 21, 2006 9:11 pm Mesaj konusu:
Elbette mesaj Türkçe'ye darbe indiriyor ama mesaj yazarken de ı ve ya ğ kullanmak da bütçeye darbe indiriyor. Türkiye'de yaşıyoruz; Türkçe karakter kullanamıyoruz. Bu bakımdan yozlaşması normal değil mi? Bizde bu kadar tiki oldukça da Türkçe'ye sahip çıkmak zor.
Bu konu hakkında Oktay Sinanoğlu'nun güzel çalışmaları var. Ya da meraklıysanız TRT 2 de Türçemizle ilgili güzel yayınlar var.
Kayıt: Jan 21, 2006 Mesajlar: 797 Nerden: istanbul
Tarih: Prş Arl 21, 2006 10:30 pm Mesaj konusu:
ya ben çok acil olursa mesajları kısa yazmaya çalışıyorum fakat çok abuk subuk olaylar çıktı son günlerde.yazı çok güzel.yolluyorum tanıdıklarıma ama fazla ilgili buluyolar beni.ülkeyi benmi kurtaracakmışım?
Kayıt: Mar 20, 2006 Mesajlar: 1378 Nerden: Zonguldak
Tarih: Prş Arl 21, 2006 10:32 pm Mesaj konusu:
ORPHEO demiş ki:
ya ben çok acil olursa mesajları kısa yazmaya çalışıyorum fakat çok abuk subuk olaylar çıktı son günlerde.yazı çok güzel.yolluyorum tanıdıklarıma ama fazla ilgili buluyolar beni.ülkeyi benmi kurtaracakmışım?
Herkesin öyle düşünmesinden kaynaklanıyor zaten. Ülkeyi sen mi kurtarcan boşver diyenbleri toplasan birde öyle diyilenleri toplasan 2 ordu çıkar.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu Forum gücünü phpBB'den almaktadır. Tema
nukemods.com
tarafından uyarlanmıştır.