Tarih: Prş Eyl 04, 2008 8:02 pm Mesaj konusu: Slaughter - Stick It to Ya
Slaughter'ın 1990 yılında çıkmış ilk albümüdür Stick It to Ya. Benim glam'i sevmeme yardımcı olan en önemli albümlerden biridir. Bu yüzden bu albümün kritiğini yazmaya karar verdim.
Şarkı listesini yazayım şimdiden;
1. Eye to Eye - 3:57
2. Burnin' Bridges - 4:07
3. Up All Night - 4:16
4. Spend My Life - 3:21
5. Thinking of June - 1:05
6. She Wants More - 3:55
7. Fly to the Angels - 5:05
8. Mad About You - 4:05
10. You Are the One - 3:55
11. Gave Me Your Heart - 3:51
12. Desperately - 3:34
13. Loaded Gun - 4:18
14. Wingin' It - 1:11
Umarım keyifle okursunuz;
Eye to Eye - Göz Göze
Parçanın ismini ilk duyduğumda güzel bir ballad dinleyeceğim diye tahmin etmiştim. Hiç bu kadar coşacağımı tahmin etmemiştim açıkçası.
Şarkının başında ilginç bir efekt var, değişik bir örnek olacak ama bozulmuş diye bir kenara atılan ama kendi kendine çalışmaya devam eden bir telgraf makinası sesi geliyor kulağıma sanki.
Ardından ben 5 saniyelik kısa bir solo ziyafeti ve o ilginç riffler. İlk dinlediğimde Dio'nun şarkılarına benzetmiştim, albüm tarihi 1990 olmasına rağmen çok eski bir sound var gibi gelmişti. Neyse bu bölümden sonra Mark Slaughter'ın o klasik ıkınışının ardından şarkı başlıyor. Böyle başlangıçlar epey duyabilirsiniz Mark amcadan.
Gelelim sözlere;
Oh, ready or not
Here we come
Gonna set this town alive
The boys are ready
We're out to rock!
Açıkça görüldüğü gibi Slaughter'ın ilk albümünün ilk şarkısında kendinden bahsediyor ilk olarak;
Hazır olun ya da olmayın
İşte biz geliyoruz
Bu şehri ayakta tutacağız
Çocuklar hazır
Rock yapmak üzereyiz!
Ardından Slaughter tüm kentle konuşuyor;
Oh yeah, I'm eye to eye with you
We do what we want
Night after night
You make our dreams
Come true
Real people tell it like it is
Don't want bad attitude
Sizinle göz gözeyim
Ne istersek yapacağız
Geceden geceye
Bizim hayallerimizi gerçekleştireceksiniz
Gerçek insanlar böyle olacağını söylüyor
Kötü muamele istemediklerini
Güzel bir bridge;
Oh ya, I'm eye to eye with you
Oh I am not a preacher man
Don't run for president
But people judge
The way I look
But I don't do that to them, no!
Sizinle göz gözeyim
Nasihat veren bir adam değilim ben
Başkan için çalışmayın
İnsanlar beni görünüşümler yargılıyor
Fakat ben onlara bunu yapmıyorum, hayır!
Nakarata geliniyor fakat verselerden pek bir farklı yok açıkçası fakat hiç hız kesilmiyor;
Eye to eye
Baby let's be open hearted
Eye to eye
What's your point of view
Eye to eye
Maybe we could trust each other
Eye to eye
Don't you see it that way too
I'm eye to eye with you
Göze göze
Bebeğim açık sözlü olalım
Göze göze
Senin bakış açın nedir
Göz göze
Belki birbirimize güvenebiliriz
Göze göze
Bu yolda olduğumuzu görmüyor musun sen de?
Seninle göz gözeyim
Konu biraz Slaughter'dan çıkıyor.
Mark tüm kentle göz gözeyken gözüne birisi takılmış olsa gerek.
Son nakarattan önce epeyce karışık sözler bizi bekliyor;
Believe it or not
People stop and stare
They got this narrow mind
We're all the same
That's what I think
How can they be so blind
Oh yeah, I'm eye to eye with you
İnan ya da inanma
İnsanlar duruyor ve bakakalıyor
Onların at gözlükleri var
Biz hepimiz aynıyız
Bu benim düşüncem
Nasıl bu kadar kör olabilir
Seninle göz gözeyim
Soloya gelirsek; solo oldukça ağır-yavaş bir solo aslında, Mark arkadan ay ah ah diye destek vermiş.
Hafif blues-soul havası sezdim soloda, Miles Davis falan.
Bu hoş solonun ardından ilk bridge ile birlikte şarkı sona eriyor.
Burnin' Bridges - Yanan Köprüler
Hoş bir gitar ve zil ritmiyle başlıyor şarkı, sözlerle birlikte ritm alçalıp yükseliyor fakat pek değişmiyor.
Söz düzeni oldukça karışık. Genel olarak Mark karşısındakine yalancı ve küstah olduğunu söylüyor;
You're a liar, liar, liar
With your pants on fire
Cause what ever you do
It comes back to you
Sen bir yalancısın, yalancı, yalancı
Solukların ateş içinde
Çünkü ne yaparsan yap
Sana geri dönecek
Nakarat da oldukça basit ve hoş;
Burnin' bridges fallin' down
Got a nasty reputation
From town to town
Burnin' bridges fallin' down
Burnin' bridges fallin' down on you
Yanan köprüler, düşüyor
Pis şöhretle birlikte
Şehirden şehre
Yanan köprüler, düşüyor
Yana köprüler, düşüyor üzerine
Solo geliyoruz fakat pek hoşuma gitmiyor benim bu solo, gerçi tam olarak bir solo da yok şarkıya biraz ara veriliyor ardından Mark yine oh yeah this solo for you babe gibi sözleri ve ıkınmalarıyla hoş bir bölüm ortaya çıkıyor ve parça sona eriyor.
Up All Night - Tüm Gece Ayakta
Tüm üyelerin birlikte And when morning comes( demesi ve değişik efektlerle başlıyor şarkı.
Ardından henüz gitar girmeden tekrar hep birlikte;
Up all night, sleep all day
Up all night, sleep all day
Tüm gece ayakta, tüm gün uykuda
Tüm gece ayakta, tüm gün uykuda
diyerek gece adamı olduklarını anlatıyorlar ve ekliyorlar;
When evening comes I am alive
I love to prowl around in the streets
It's the moonlight that controls my mind
Now I've got the power to speak
Akşam olunca, canlı olurum
Sokaklarda takılmayı severim
Mehtap benim zihnimi kontrol eder
Şimdi konuşmak için enerjim var
İlk nakarata geldiklerinde Mark everybody singing now diye bağırdıktan sonra tam up diyecekken her seferinde bana I love rock n' roll diyecekmiş gibi geliyor nedense.
Neyse soloya bir an önce gelelim çünkü en sevdiğim Slaughter sololarından biri. Oldukça seri ve uzun bir solo, üstelik Mark solo esnasında hiçbir şey söylemiyor.
Şarkının en sonu da çok ilgimi çekmiştir her zaman. Birkaç küçük çocuk koro halinde şunu söylüyor;
Land where my fathers died
Land of the pilgrim's pride
From every mountain site
Let freedom ring
Babamın öldüğü topraklar
Hacı gururunun olduğu topraklar
Bütün dağlık alanlardan
Bırak özgürlük çalsın
ve şarkı böylece biter.
Spend My Life - Hayatımı Sürdürmek
Açıkçası arkının adını tam olarak nasıl çevireceğimi bilemedim fakat en anlamlısı bu oldu. Mark nakaratta I wanna spend my life with you yani Hayatımı seninle sürdürmek istiyorum diyor. Bu yüzden Hayatımı Harcamak yerine Hayatımı Sürdürmek yazayım dedim.
Neyse şarkıya gelicek olursak benim en sevdiğim Slaughter balladlarından biridir kesinlikle. En baştaki kısa gitar ziyafeti bile yetiyor benim için. Sözleri, ritmi, solosu herşeyiyle içten bir ballad yapılmış gerçekten.
Sözlere gelelim;
I've been livin' in
This lovely world
Wishin' I could find
Someone to love
Hopin' someone would
Come from above
Change my life
Burada yaşamaktayım
Bu güzel dünyada
Bulmayı diliyorum
Sevecek birini
Umuyorum yukardan gelecek biri
Hayatımı değiştirecek
İlk bölümde Mark yalnız, iyimser ve umutları olan birinden bahsediyor.
Yalnızlıktan bıkan bu insan elbet birini bulacağını anlatıyor.
Then I noticed you there
You were my angel
Sent from my despair
I know that you are
The lady who cares
Ve buluyor da.
Sonra orda sen gözüme çarptın
Benim meleğimdin
Ümitsizliğimden gönderilen
Senin ilgili bir bayan olduğunu biliyordum
Nakarata gelirsek oldukça sade ve açık bir nakarat var karşımızda;
I wanna spend my life with you
I wanna spend my life with you
Hayatımı seninle geçirmek istiyorum
Hayatımı seninle geçirmek istiyorum
Dediğim gibi oldukça sade, nakarat bundan ibaret. Hiç dinlemeden böyle bakıldığında ne biçim şarkı bu denilebilir fakat Mark'ın bir kere I wanna spend my life with you ardından yeah yeah deyişi sizi her dinleyişinizde etkiler.
Son nakarattan önceki verse;
I think of all of those
Sleepless nights
It's like the earth
Was standin' still
You know I hardly had
The will to survive
Bence bunların hepsi
Uykusuz geceler
Bu yeryüzüne benziyor
Hala ayakta duran
Biliyorsun zor zar hayatta kalmayı başardım
Ardından biraz olsa da bir şeyler eklenmiş ikinci nakarat geliyor karşımıza, yeni oldukça hoş ve etkileyici sözler;
I wanna spend my life with you
Only with you baby
I wanna spend my life with you
You know you're my little angel
I wanna spend my life with you
Hayatımı seninle sürdürmek istiyorum
Sadece seninle bebeğim
Hayatımı seninle sürdürmek istiyorum
Sen benim küçük meleğimsin, biliyorsun
Hayatımı seninle sürdürmek istiyorum
Hemen ardından güzel bir solo geliyor, aslında uzun bir solo fakat daha uzun ve güzel olabilirmiş nakarata çabuk girilmese. Şarkının yarım saniyesinde arkada yine hafif soloyu andıran bir gitarla Mark şunları söylüyor;
Don't you know
I wanna spend all of my life with you, babe
Cause you gave me
All your loving
And baby I know it's true, yeah
Cause you're the only one for me
Baby I'm the one for you
Bilmiyor musun
Hayatımı seninle sürdürmek istiyorum, bebeğim
Çünkü sen bütün aşkını bana veriyorsun
Bunun doğru olduğunu biliyorum bebeğim
Çünkü sen benim için teksin
Bebeğim ben de senin için tekim
Evet parçanın sonuna bakarsak ilk sözlerin tam aksine yalnız bir kişiden mutlu bir çifte geçilmiş.
Bu mutlu son ve sözlerle parça kapanıyor.
Thinking of June - Haziran'ı Düşünürken
Albümdeki tek enstrümental parça Wingin' It'i saymazsak. Çünkü Wingin It şarkısında Mark da eşlik ediyor enstrümanlara ağzıyla.
Bu şarkı aslında sözlerin bir parçada o kadar da önemli olmadığını anlatıyor resmen. Sadece birkaç enstrümanın bir arada, 1 dakika 5 saniye çalınmasının insanı ağlatmaya yeteceğini kanıtlıyor.
Yine değişik bir efektle başlıyor şarkı, her zaman Slaughter'ın bu tür efektlerini Pink Floyd'unkilere benzetmişimdir. Oldukça kısa ama hoş efektler var şarkı başlarında. Bu kısa efektten sonra derinden bir akustik gitar başlıyor, 20 saniyelik bölümden sonra ikinci gitar geliyor ve çok hoş bir ritm yakalanıyor. 40. saniyeye kadar aynı ritmle gidiliyor ve birkaç saniye duruluyor.
Ardından aynı hızla parça devam ediyor ve aynı ritm gittikçe yavaşlayarak durmaya başlıyor.
Sonra da iyiki bu parçayı dinlemişim deyip tekrar açıyorsunuz.
She Wants More - O Fazlasını İstiyor
Duygusal birkaç parçadan sonra çok hareketli ve fazlasıyla eğlenceli bir parça bizi bekliyor. Şarkı başından sonuna kadar Rock N' Roll kokuyor, özellikle nakaratı dinlediğinizde benimle aynı düşünceyi paylaşacağınıza eminim.
Şarkıyı kısaca özetlersek Mark, çok şey istediği sevgilisinden bahsediyor. Ona para yetiştiremediğini ve artık fazla olduğunu söyleyip çıldırıyor adeta.
Sözlere gelelim daha kolay anlaşılacaktır dediğim;
Wanna take her to the movies
She don't like no show
But she likes to see how far
Your credit card can go
Gonna push it to the limit
Onu sinemalara götürmek istiyorum
Gösteriden hoşlanmıyor
Fakat kredi kartınızın nereye kadar gideceğini görmekten hoşlanıyor
Artık bu işe bir sınır koyacağım
Görüldüğü gibi kızdan bunalmış bir adam artık bir çare bulmak istiyor.
Ardından da yine komik bir şekilde ekliyor;
It's Mastercard or Visa
Or American Express
She knows all of your limits
And which stores are the best
Mastercard ya da Visa
Veya American Express
Bütün sınırlarınızı biliyor
Tabii ki hangi mağazaların en iyi olduğunu da
Durum kötü, adam paragöz kızlardan çok çekiyor olsa da gerçekten komik-eğlenceli bir anlatım söz konusu ki bu anlatım sizi şarkıya bağlıyor.
Nakarata gelelim, yine Spend My Life'taki gibi sade ve ayrıca Rock N' Roll dolu bir nakarat var;
She wants more, more, more
She wants more, more, more
O daha fazla istiyor, daha fazla, daha fazla
O daha fazla istiyor, daha fazla, daha fazla
Bu nakaratta aradaki Mark ve back vokal Tim Kelly'in (RIP) bla la lalo tarzı vokali sizi kendinizden geçiriyor. Ardından Mark'ın oh yeah çığlığıyla oldukça hızlı ve derinden bir solo geliyor, ne uzun ve ne kısa bence tam yerinde bitirilmiş bir solo. Solodan sonra son bir kez nakarat ve güzel bir huh çekilerek şarkının sonuna geliniyor.
Fly to the Angels - Meleklere Uçmak
Evet bu şarkının ismini her duyduğumda şöyle bir durur beklerim. Nitekim albüm listesinde Fly to the Angels'a geldiğimi görünce aynı şeyi yaşadım. Beni en çok etkileyen balladlardan biridir. Baştan sonra aşk dolu bir şarkıdır. Müzik, sözler, solo uyumu ve özellikle Mark Slaughter'ın ruhunuza işleyen sesi. Vinnie Vincent Invasion'da Ecstasy parçasına benzetirim her zaman burdaki sesini.
Parçayı ilk açtığınızda gitarın alçaktan gelerek yükselen sesini duyduğunuzda çok güzel balladın sizi beklediğini anlıyorsunuz.
Mark pictures of you dediği an artık başka bir dünyadasınız.
Pictures of you
They're still on my mind
You had the smile
That could light up the world
Now it rains
It seems the sun never shines
And I'll drive down
This lonely, lonely road
Oh I got this feelin'
Girl, I gotta let you go
Senin resimlerin
Onlar hala aklımda
Sen bu dünyayı aydınlatan o gülümsemeye sahipsin
Şimdi yağmur yağıyor
Güneş hiç parlamayacak gibi
Ve ben aşağıya süreceğim
Bu yalnız, yalnız yola
Bu hissi yakaladım
Gitmene izin vereceğim
Ardından o mükemmel nakarat;
Cause now you've got to fly
Fly to the angels
Heaven awaits your heart
And flowers bloom in your name
You've got to fly
Fly to the angels
All the stars in the night
Shine in your name
Çünkü şimdi senin uçman gerekiyor
Meleklere uçman
Cennet senin kalbini bekliyor
Çiçekler senin adınla açıyor
Uçman gerek
Meleklere uçman
Gecedeki bütün yıldızlar
Senin adınla parlıyor
Nakarattan anlaşıldığı gibi şarkıda hayatını kaybeden bir kızdan bahsediliyor. Kızın ölünce cennete gideceği ve meleklerle buluşacağı düşünülüyor bu yüzden şarkı adı Meleklere Uçmak konuluyor.
İkinci verse;
You know it hurts me
Way deep inside
When I turn and look
And find that you're not there
I try to convince myself
That the pain, the pain
It's still not gone
Biliyorsun bunu benim canımı acıtıyor
İçten bir şekilde
Dönüp baktığımda
Senin orda olmadığını görüyorum
Kendimi inandırmaya çalışıyorum
İşte bu acı, bu acı
Bir türlü gitmiyor
Neredeyse ilk verse kadar etkileyici sözler var. Sözlerdeki konu yine aynı Mark, onun öldüğünü kabullenemiyor ve kendini kandırmaya çalışsa da acısının hep devam edeceğini anlatıyor.
Şarkının sözsüz ara bölümü de oldukça hoş sakin bir solo var nakarattan sonra son bölüme gelinince parça gittikçe yavaşlıyor ve son olarak Mark en içten sesiyle;
Oh oh oh, I'm gonna miss you
I'll miss you girl
Oh oh oh, seni özleyeceğim
Seni özleyeceğim kadınım
Ve gözünüzden yaş gelir.
Mad About You - Seninle Delireceğim
Gittikçe yükselen Mark çığlıklarıyla başlıyor şarkı, en yüksek seviyedeyken bir cam kırılıyor, oldukça hareketli ve eğlenceli bir müzik başlıyor.
Don't you know, know, know
What you're doin' to me
Only you drive me wild
You're my ecstasy
Can't you tell
By the look in my eyes
That I love you
I've gotta show ya
What I feel in my heart
Cause I knew it
Right from the start
Bilmiyor musun
Bana neler yaptığını
Sadece sen beni vahşileştiriyorsun
Benim ecstasyimsin
Söyleyemez misin
Gözlerime bakarak
Seni sevdiğimi
Sana göstereceğim
Kalbimde neler hissetiğimi
Çünkü biliyordum
En baştan doğru olduğunu
İlk başta işler yolunda gidiyor ama sonra Mark nakaratta çıldırıyor;
I'm mad about you
I go crazy with
All of the things that you do
I'm mad about you
I'm so angry inside
And it's all over you
I'm mad about you
Seninle delireceğim
Çıldırıyorum, senin bu yaptıklarına
Seninle delireceğim
İçimde çok kızgınım
Her şey bitti
Seninle delireceğim
Nakarata göre tam tersi sözler, ilk verse ile uyumlu;
Don't ya go, go, go
Too far away
I need you close by my side
Always here to stay
Sakın gitme, gitme, gitme
Çok uzaklara
Seni yakınımda istiyorum
Her zaman kalmanı
Solosu çok uzun ve Slaughter'a göre hızlı ama gayet yakışıyor şarkıya. Solodan sonra tekrar nakarat yok ve ma ma malarla bitiyor.
You Are the One - Sen Teksin
Slaughter'ın ilk dinlediğim şarkısı, ilk dinlediğimde çok hoşuma gitmemişti sanki fakat gittikçe ısınabildim parçaya. Ballad denilebilecek bir şarkı, oldukça yavaş başlıyor ara ara hızlanıyor ve solosu oldukça gürültülü şarkı sözleri yine çok hoş.
Yine tipik Slaughter efektleriyle başlıyor şarkı. Henüz gitar girmeden Mark kadife sesiyle;
Lookin' back on time
Oh we had it made
Together we had the world
Just you and I
It begins to fade
Geçirdiğimiz zamanlara bakıyorum
Biz bunu başardık
Birlikte dünyayı aldık
Sadece sen ve ben
Solmaya başladı
Ardından gitar ve davul girer ve Mark aynı sesi devam ettirir ve nakarat gelir;
Now I spend my time
Wishin' you were here with me
Oh I wanna tell you now
Just look into my eyes
You are the one
The one I need
To make my dreams come true
Oh you should know
I love you so
And I can't go on without you
Şimdi zamanı harcıyorum
Burada benimle olduğunu dileyerek
Sana söylemek istiyorum
Sadece gözlerine bakarak
Sen teksin
Benim tek ihtiyacım
Hayallerimi gerçekleştirebilmek için
Bilmelisin
Seni çok sevdiğimi
Sensiz sürdüremediğimi
İkinci verse oldukça kısa;
I walk the streets alone
Starin' into space
Ah you never told me
Why can't we talk it out, oh
Sokaklarda yalnız yürüyorum
Gökyüzüne bakıyorum
Bana hiç söylemedin
Neden bunu konuşamadığımızı
You Are the One'ın solosu çok hoşuma aynı nakarattaki gitar tonuyla uzun olmayan hoş bir solosu vardır. Son nakarattan sonra şarkı gittikçe yavaşlar ve Mark şöyle der;
Anytime, day or night
You know it's alright with me, yeah
Her zaman, gündüz ya da gece
Bana hep uygun biliyorsun, evet
Gave Me Your Heart - Kalbini Bana Ver
Gerçekten çok güzel sözleri olan hareketli bir parçadır. Davulla başlar ve gitar da şarkıya girdikten sonra neredeyse şarkı sonuna kadar aynı devam eder. Güzel bir aşk hikayesi anlatılmaktadır, diğer bazı şarkıların aksine çok olumlu sözler içeren bir parçadır;
I'll call you
On the phone tonight
We can rendezvous
At our hideaway, all right
Don't you know
You're my everything
And I know
You mean the world to me
Don't you know
That we are in paradise
Bu akşam seni cepten arayacağım
Belki buluşabiliriz
Bizim yolumuzda, anlaştık
Bilmiyor musun
Herşeyim olduğunu
Ben biliyorum
Benim için dünya olduğunu
Bilmiyor musun
Cennette olduğumuzu
Görüldüğü gibi gayet mutlu ve sorunsuz bir çift.
Nakaratta devam ediyor aynı şey;
Gave me your heart
I won't break it
I believe that we can make it
Gave me your heart
I'll always be true
Kalbini bana ver
Onu kırmayacağım
Başarabileceğimize inanıyorum
Kalbini bana ver
Hep doğru olacağım
O mükemmel solodan önce Mark şunları söylüyor ve geri kalanı gitara bırakıyor;
Faster-n-faster
My heart's beating faster
I'm so glad you're here with me
Faster-n-faster
I know this can last girl
Since you gave your heart to me
Hızlı ve hızlı
Kalbim hızlı atıyor
Benimle burada olduğun için çok memnunum
Hızlı ve hızlı
Kalbini bana verdiğinden beri
Biliyorum bu son kız
Solosu oldukça kısa ama kendinizden geçmenize yetiyor. Aradaki ıslıklar, Mark'in çığlıkları daha çok sevmenizi sağlayacak diye tahmin ediyorum.
Solodan sonra defalarca nakarat tekrarlanıyor ve gittikçe yavaşlayarak şarkı bitiyor.
Desperately - Ümitsizce
Tekrar değişik efektlerle gittikçe artan bir ses seviyesinde başlıyor şarkı. Mark'ın huh demesinin ardından yine tüm enstrümanlar hep birlikte şarkıya giriyor ve şarkı boyunca aynı şekilde çalıyorlar.
What's on your mind
Just tell me honey
Lay it out on the line
Anytime night or day
Just call me up
And I'll be on my way
The clock strikes midnight
I don't know where you are
The clock strikes, it's alright
Just tell me honey
Don't push me too far
Aklında ne var
Sadece söyle bana tatlım
Bu çizginin dışında tut bunu
Ne zaman olursa gece ya da gündüz
Sadece beni ara
Ben yola koyulurum
Saat çalıyor, geceyarısı
Nerede olduğunu bilmiyorum
Saat çalıyor, her şey yolunda
Sadece bana söyle tatlım
Beni çok uzaklara itme
Klasik hoş bir Slaughter verse'ü, geçelim nakarata;
Desperately, I gotta know
If you want me
Just let me know
Desperately, give me an answer
Can't ya see
I'm here for you
Ümitsizce, bunu farkındayım
Beni istiyorsan
Sadece bunu bilmeme izin ver
Ümitsizce, bana bir cevap ver
Görmüyor musun
Senin için burdayım
Solosu oldukça uzundur diğer parçalara göre fakat albümün en iyi sololarından biri bence. Çok hızlı değil ve solodan sonra Mark söylemeye başladıktan sonra bile devam ediyor uzun bir süre.
Şarkının son bölümlerinde Mark şu sözleri söylüyor ve ses gittikçe kısılarak şarkı bitiyor;
I'm here for you
Oh please don't run away
Don't run away
Senin için burdayım
Lütfen kaçıp gitme
Kaçıp gitme
Loaded Gun - Doldurulmuş Silah
Şarkının başında motor sesleri ve ondan sonra bir mekana giriliyor. İçerden müzik sesi geliyor, ardından soundcheck yapılan bir gitar sesi.
Anlaşılan Slaughter motorlarıyla rock yapmaya geliyor.
Oh yeah, oh no derken Mark aniden;
So look out boys
Cuz she's a loaded gun
O zaman bakın çocuklar
Çünkü o bir doldurulmuş silah
Slaughter'ın en hareketli şarkılarından biri gerçekten, She Wants More'daki gibi bir çok Rock N' Roll-Blues öğeleri bulabilirsiniz; nakarat aralarındaki she's gotta getcha, getcha, shoota shoota, bang bang gibi çığlıklar;
She's like a loaded gun
She's gotta getcha, getcha
Loaded gun, shoot, shoot, shoot
Loaded gun, fire! Loaded gun
O kız doldurulmuş bir silah gibi
Yakalar, yakalar
Doldurulmuş silah, atar, atar, atar
Doldurulmuş silah, ateş! Doldurulmuş silah
Solosu gerçekten Blues/Soul sololarını andırıyor bana. Yine bir solo bence son nakarata gelince Mark yine doğaçlama katıyor araya çığlıklar yeahler ekliyor ve son çığlıkla şarkı bitiyor.
Başta dediğim gibi, şarkının başında Slaughter sahneye çıkmadan soundcheck yapılıyor ve herkes bağırıyordu, şarkı bittikten sonra da birçok haykırış ve alkış sesleri duyuluyor.
Anlaşılan Slaughter seyirciyi memnun edebilmiş.
Wingin' It - Kanatla Bunu
Gelelim bu kısa ve ilginç parçaya. Enstrümental bir parça diyebilirdim fakat Mark bap balala sesleriyle şarkıya renk katıyor. Tıpkı Beatles, Ray Charles, Bob Marley gibi.
Albümdeki bazı şarkılarda genel olarak bu Blues/Soul havası var. Özellikle bu parçada reggae havası sezdim daha çok. Bu kısa parçayı dinleyen bana hak vericektir diye tahmin ediyorum.
___
Böylelikle güzel olduğunu düşündüğüm bir kritik sona eriyor.
Umarım zevkle ve sıkılmadan okumuşsunuzdur, katladığınız için teşekkürler.
En son Mamaluj tarafından Cum Ekm 03, 2008 3:15 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 2 kere değiştirildi
Araştırılmaya değecek bir grubun bu güzel albümünün kritiğini bizle paylaşman çok güzel...
Eline sağlık Batu..
Daha nicelerini daha güzellerini başarman dileğiyle...
Kayıt: Jul 08, 2008 Mesajlar: 536 Nerden: İstanbul
Tarih: Çrş Ekm 01, 2008 1:13 pm Mesaj konusu:
Az önce 126. kez sıkılmadan dinledim albümü.
Favori şarkılarım Mad About You ve She Wants More'dur.
Mad About You'nun başındaki çığlıksa açıklanamayacak kadar güzeldir. (Rob Halford halt etmiş )
She Wants More da çok geyik şarkıdır kanımca. Bana öyle geliyor.
Desperatly ve Up All Night'ın solosu da insanı bitirir.
Fly To The Angels çok hoş bir balladdır ama Mark'ın sesinin iyi gitmediğini düşünüyorum. Daha kalın, ne bileyim You Are The One'daki gibi söylese ağlatabilirdi bile beni. Elimdeki albümde akustik vesiyonu da var. O bence çok daha güzel olmuş. Ama onda da sesi gitmemiş.
Gave Me Your Heart ise acayip dercede tanıdık geliyor bana.
Wingin' It de oldukça eğlenceli bir şarkıdır. Reggae etkisi bu şarkıda oldukça hissediliyor. Başındaki kırbaç sesleri de ayrı güzeldir.
Kritik de oldukça açıklayıcı olmuş. Keyifle okudum. Aynı zamanda albümü de dinleyince ayrı bir keyif alıyor insan. Şarkıların birçoğunda sözleri anlayamıyordum, aramaya da üşeniyordum, Mamaluj sağolsun beni bir dertten daha kurtardı. Teşekkür ederim.
En son Awaker tarafından Çrş Ekm 01, 2008 1:34 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Öncelikle sağol yorum için Çağatay, ben teşekker ederim okuduğun için.
Fly to the Angels için ben de biraz katılıyorum sana.
Fakat Mark bunu Vinnie Vincent Invasion'da da yapıyor.
Ecstasy parçasını bir dinle bence, baştan sona çok ince sesi ağlayarak okuyor resmen.
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu Forum gücünü phpBB'den almaktadır. Tema
nukemods.com
tarafından uyarlanmıştır.