Homeros'un Truva savaşını anlatan destanıdır. Homeros, "İlyada"sında Truva savaşını ayrıntılarıyla anlatmaktadır. Sözlü gelenekten yazıya nasıl geçtiğini bilemediğimiz gibi, metinde geç dönemde yapılan değişikliklerin kesin amacını kestirmek bizim için güçtür. Ama Homeros bir savaşın 'toprağı bereketli Truva'da geçtiğini söylüyor.
Ünlü Truva savaşının hikayesi ise şöyle ortaya çıkmıştır;
Dünyanın en güzel kızı Helena evlenecek yaşa gelince Akhaların önde gelenleri Tündareos'un sarayına giderler. Burada Tündareos ya da Helena'nın seçimiyle, Menelaos Helena'nın kocası olur. Daha sonra Tündareos ölünce Sparta Krallığı Menelaos'a kalmıştır.
Truva'da kral Priamos oğlu Paris'ten teyzesini getirmesini ister ama paris yanlışlıkla başka bir ülkeye gider. Orada Helena'yı görür ve ona aşık olur. Aklı başından giden Paris, Helena'yı Sparta'ya kadar izler, Helena'i kaçırır. İki aşık kaçınca bir adaya gelirler ve alem yapmaya başlarlar...
Akhalar (Yunanlılar) Aulis limanında Menelaos'un emriyle toplanırlar. Ve aralarından elçi seçerek onu Truva'da gönderirler. Truva kralı, parisin babası Priamos elçinin Helena'yı istemesi üzerine onu kovar. Böylece yunanlılar ordularını da toplayarak Truva yakınlarında kamp kurarlar.
İlk çarpışmalar kamp ile kent arasındaki Truva ovasında olmuştur. Menelaos kardeşi Agamemnonu da çağırmıştır. Miken kralı Agamemnon'un tek derdi truvayı almaktır. Savaşa seve seve katılmıştır. Iolkos kralı Pelans ile Thetis in oğulları Akhilleus (Aşil), Aias isimli arkadaşıyla savaşa katılmıştır. Akhalar arasında kurnaz Odysseus da vardır. Akhilleus çok güçlüdür ve Truvalılar ondan çok korkmaktadırlar...
Truvalıların kahramanları başlıca Hektor (Priamos'un büyük oğlu) ve akrabası Ainaias'tır. Yunanlıların kahramanları başlıca Akhilleus, Aias, Diomedes, Odysseus, Nestor'dur.
Akhilleus ve Aias bazı köyleri yağmalamışlar, Briseis diye bir kız ve Apollon rahibi Chrises'in kızı Astynome'yi esir almışlardır. Astynome Agamemnonun payına düşmüştür. Rahip Chrises, Apollon'dan kızının intikamı için Akhalara veba göndermesini diler ve Apollon Akha düşmanı oluverir. Apollon'un veba oklarıyla birçok akhalı can verir. Agamemnon ısrarlar üzerine Astynome'yu Chrises'e verir; Akha ordusu felaketten kurtulur.
Ama Agamemnon bunu hazmedemeyip karizmasını bozmamak için Akhilleus'un payına düşen Briseis i alır. Akhilleus küser ve savaştan çekilir. Akhilleus'un savaştan çekilmesi Truvalılar için fırsattır ve saldırıya geçerler... Agamemnon yaptığı hatayı anlamıştır ama çok geçtir. Hektor ve Aineas Akha saflarını kırıp geçirmektedirler. Agamemnon ne hediye verse de Akhilleus orduya geri dönmez. Homeros'un ilyada'sı burada başlar...
Akhilleus'un kuzeni Patroklos onun zırhını gizlice alır ve ben Akhilleus'um diye Truvalıların karşısına çıkar. Amacı Truvalıları korkutup uzaklaştırmaktır. Hektor ortaya atılır ve sahte Akhilleus ile dövüşür. Onu öldürüp zırhını alır ve giyer. Onun Akhilleus olmadığı ortaya çıkar ama Hektor öyle ya da böyle, zırhı ele geçirmiştir...
Akhilleus Patroklos'un ölüm haberini duyunca hem çok üzülür hem de çok öfkelenir. En çok sevdiği akrabası ölmüştür çünkü. Derhal annesi su perisi Thetis'e yeni bir zırh yaptırmasını ister. Thetis de Heptaistos tan tanrı elinden çıkma zırhlar ister. Zırhlar bitince onları Akhilleus'a verir. Akhilleus'un ilk işi Hektor'la savaşmak olur ve Hektor'u öldürür... İlyada Hektor'un gömülmesiyle sona erer ama savaş bitmez...
Amazonlar, ata binen savaşçı kadınlar; savaşmaktan zevk almışlardır... Truvalıların yanında savaşmayı kararlaştırırlar... On üç kadın, akha saflarını kırıp geçirirler. Ancak Akhilleus devreye girer ve amazonlar kraliçesini öldürür... Daha sonra Priyamos'un yeğeni Memnon -etiyopyalıların kralı- ordusuyla savaşa katılır ancak öldürülür. Truvalılar umutlarını kesmişlerdir.
Tam bu sırada tanrılar devreye girmektedir. Ares, Phoibos Apollon, Artemis, Afrodit ve Xantos Truvalıların yanındadır. Ama Pallas Athena, Hera, Poseidon, Hermes ve Hephaistos da Akhaların yanındadır. Zeus keyfine göre taraf değiştirmektedir. Tanrılar da savaşa katılmışlar, cepheler canlanmıştır...
Diomedes'in tanrıları görme yeteneği vardır bu yüzden Truvaa safındaki tanrılar yaralanmaktadır. Ara sıra tanrılar şekil değiştirip saflara karışırlar ve askerleri cesaretlendirirlerdi. Bu tanrılar "bu ülke dostumdur" taktiğiyle değil, "düşmanımın düşmanı dostumdur" taktiğiyle savaşa karışmışlardır... Ancak Zeus'un emriyle kesin olarak savaşa girememişlerdir. Daha doğrusu bu bir kuraldı ve onlar kurallar bozulmak içindir felsefesiyle yaşıyorlardı...
Akhilleus kendinde büyük bir motivasyon hissederek Truva surlarına dayanır ama karşısına Phoibos Apollon çıkar ve kaşla göz arasında Akhilleus'u topuğundan bir okla vurur. Akhilleus (Aşil) tendonu kavramı burdan gelir. Akhilleus kan kaybından oracıkta ölür ve Apollon tanrılar katına çıkar... Kuralı bozmuştur ama tanrılara bunun olmadığına inandırmıştır.
Truvalılardan Hektor, Akhalardan Akhilleus ölmüştür. Nestor yaşlı bir kraldı. Konuşmalarıyla ünlüydü ve askerlere motivasyon vermekle görevliydi. Ne yazık ki o da öldü... Akhilleus'un arkadaşı Aias ise iftiraya kurban gitmiştir, hem de odysseus tarafından; delirir ve canına kıyıp intahar eder. Odysseus ise bunun cezasını dönüş yolunda çekecektir...
Odysseus bu kentin kurnazlıktan başka yolla ele geçirilemeyeceğini anlamıştır. Ünlü bir zanaatkara o meşhur Truva Atı'nı yaptırır. İçine gizlice askerleri yerleştirir ve Truva kentinin önüne bırakır. Truvalılar sanar ki Yunanlılar çekilmiş... Tahta atı içeriye alırlar ve şenlik yaparlar. Sonra da uykuya çekilirler...
Aralarından bir Truvalılar vatan haini "sözde" çekilmiş Akha gemilerine dumanla işaret verir ve attakileri uyarır. Atın içindekiler çıkıp Truva kapılarını içeriden açarlar, Akha ordusu da bu kapılardan saldırır... Paris ve Priyamoz öldürülür ve Helena Menelaos'a geri verilir. Helena anlamıştır ki Menelaos daha güçlü. Onun yanında yaşamaya karar verir ve yeniden evlenirler.
Yağma edilip ele geçirilen ve yakılan Truva'dan kurtulan Aeneas Romaya gider ve orada Roma şehrinin temellerini atar. Bu roma şehri büyüyecek ve yakında Yunan ülkelerinin çoğunu ele geçirecektir... Anlıyoruz ki Truvalılar ile Akalılar (günümüz Yunanlıların ataları) arasındaki büyük bir savaştır ve Truva Savaşı sadece bir çatışmadır. Ama sonuçta Truvalılar kazanmış, soyları Bizanslılara kadar ulaşmıştır...
alıntıdır.
Forumdaki Linkleri Sadece ÜYELER Görebilir Kayıt olmak için BURAYA tıklayın yada BURAYA tıklayarak siteye giriş yapın !
Crysania Teğmen
Kayıt: May 03, 2006
Mesajlar: 2125
Puanı: 11148
Nerden: Ankara Madalyalar: 1 (Daha fazla Göster)
Durum: Offline
Tarih:
Pzr Hzr 11, 2006 8:11 pm
ilyada'yı deil ama odyssei(doğru mu yazdım?) destanını okumuştum.. güzel bir klasik ama sadece klasik olduğu için başköşe kitabımdır. fanatiği olduğumdan değil
ilyada'yı deil ama odyssei(doğru mu yazdım?) destanını okumuştum.. güzel bir klasik ama sadece klasik olduğu için başköşe kitabımdır. fanatiği olduğumdan değil
ikiside aynı yazarın , homeros un.
ama hikayeleri farklı.
odyssia , karadenizde , bugünkü sivastopol ve sinop civarında geçiyor.
ama homeros bu çağda bile okunmalı.
Crysania Teğmen
Kayıt: May 03, 2006
Mesajlar: 2125
Puanı: 11148
Nerden: Ankara Madalyalar: 1 (Daha fazla Göster)
Durum: Offline
Tarih:
Pzr Hzr 11, 2006 8:33 pm
yasin889 demiş ki:
Crysania demiş ki:
ilyada'yı deil ama odyssei(doğru mu yazdım?) destanını okumuştum.. güzel bir klasik ama sadece klasik olduğu için başköşe kitabımdır. fanatiği olduğumdan değil
ikiside aynı yazarın , homeros un.
ama hikayeleri farklı.
odyssia , karadenizde , bugünkü sivastopol ve sinop civarında geçiyor.
ama homeros bu çağda bile okunmalı.
ikisinin de homeros olduunu biliorm o yüzden dedim zaten odyssia'yı okudum die. kesinlikle okunmalı ama dediim gibi, eğer bir klasik olmasaydı, yine okurdum yine beğenirdim ama baştacı yapmazdım. ama tabi bi de şu var, çeviri yaparken ve günümüzün diline uyarlanırken kitapların bütün ince noktaları kayboluyor... ilyada gibi klasiklere çok yazık oluyor... mesela ben sheakespeare'i ingilizceden okumaya çalışıyorum, dili çok ağır ama herşeyin orjinali güzeldir. bence eğer dil bilen varsa, klasikleri orjinalinden okusun, ama tabi ki, dile hakim olmayanlar da mutlaka türkçelerini okusun(dil derken sadece ingilizceyi kastetmiyorum)
_________________
californication Er
Kayıt: Jul 04, 2006
Mesajlar: 108
Puanı: 596
Madalyalar: 0
Durum: Offline
Tarih:
Cmt Tem 08, 2006 6:24 pm
Crysania demiş ki:
yasin889 demiş ki:
Crysania demiş ki:
ilyada'yı deil ama odyssei(doğru mu yazdım?) destanını okumuştum.. güzel bir klasik ama sadece klasik olduğu için başköşe kitabımdır. fanatiği olduğumdan değil
ikiside aynı yazarın , homeros un.
ama hikayeleri farklı.
odyssia , karadenizde , bugünkü sivastopol ve sinop civarında geçiyor.
ama homeros bu çağda bile okunmalı.
ikisinin de homeros olduunu biliorm o yüzden dedim zaten odyssia'yı okudum die. kesinlikle okunmalı ama dediim gibi, eğer bir klasik olmasaydı, yine okurdum yine beğenirdim ama baştacı yapmazdım. ama tabi bi de şu var, çeviri yaparken ve günümüzün diline uyarlanırken kitapların bütün ince noktaları kayboluyor... ilyada gibi klasiklere çok yazık oluyor... mesela ben sheakespeare'i ingilizceden okumaya çalışıyorum, dili çok ağır ama herşeyin orjinali güzeldir. bence eğer dil bilen varsa, klasikleri orjinalinden okusun, ama tabi ki, dile hakim olmayanlar da mutlaka türkçelerini okusun(dil derken sadece ingilizceyi kastetmiyorum)
bi soylentiye gore kurtulus savasindan sonra ATATURK ''TRUVA'NIN INTIKAMINI ALDIK'' DEMIS..........
blacklabelsociety Astsubay Üst Çavuş
Kayıt: Mar 18, 2007
Mesajlar: 674
Puanı: 3405
Nerden: adana Madalyalar: 0
Durum: Offline
Tarih:
Çrş Mar 28, 2007 4:57 pm
ama aklınızda olsun homerosun abartmak gibi bir alışkanlıgı vardır biraz anlatım konusunda oha be nedir lan bu dedigide oluyor
bu arada konuya gelecek olursak ilyada ve odyssei gercektende güzel destanlar ama en sürükleyicisi gılgamış destanı bana göre
_________________ “Bana tepeden bakarsaniz, bir aptal görürsünüz. Bana asagidan bakarsaniz, tanrinizi görürsünüz. Bana tam karsimdan bakarsaniz, kendinizi görürsünüz”
Lacrimal Teğmen
Kayıt: Dec 11, 2006
Mesajlar: 2057
Puanı: 10435
Nerden: İstanbul "Anarcha" Madalyalar: 1 (Daha fazla Göster)
Durum: Offline
Tarih:
Çrş Mar 28, 2007 10:37 pm
14-15 yaşlarında Zar zor okumuştum. Ağır gelmişti tabi o zamanlar. Ama tekrar okudum sonradan, beğendim. Ayrıca bu Türde Dante'nin İlahi Komedyasını öneririm. Gerçekten çok güzel -) Özellikle Cehennem Kitabı. Iced Earth'un Dante's Inferno parçası aklıma gelir durur -)
_________________ Sonsuza dek yaşayabilen sadece ölü değildir.
Tuhaf uzak zamanlarda ölüm bile ölebilir.
Sonraki başlık Önceki başlık
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu Forum gücünü phpBB'den almaktadır. Tema
nukemods.com
tarafından uyarlanmıştır.