Tarih: Cmt Tem 14, 2007 11:36 am Mesaj konusu: Fazıl Say
Üç yaşındayken obuacı Ali Kemal Kaya ile ritmik jimnastik ve işitme alıştırmalarına başlayan Fazıl Say, bir yıl sonra Mithat Fenmen’den aldığı piyano dersleriyle sevgiyi de içeren bir öğrenim sürecine girmiştir. Fenmen’le sekiz yıl süren bu dönem, piyano, solfej ve teorinin yanı sıra, besteciliğe özendirme çalışmalarını ve konser podyumlarına ısındırma amaçlı küçük dinletileri kapsar.Bir süre evde dinlendi.
Mithat Fenmen’in 1982 yılında vefat etmesi üzerine Ankara Devlet Konservatuarı'na giren Fazıl Say, 'Özel Statü' olarak nitelenen hızlandırılmış yoğun eğitim çerçevesinde Kamuran Gündemir ile piyano, İlhan Baran ile kompozisyon çalışmıştır. Gündemir, yorum kavrayışı gerektiren yapıtlar üzerinde üst düzey bir değerlendirme ortamı yaratarak öğrencisini yetiştirmiş, İlhan Baran ise ona kompozisyon eğitiminin temeli olan teknik donanımları kazandırmıştır. Donanımların başlıcaları armoni, kontrpuan, form bilgisi, analiz, enstrümantasyon, orkestrasyon, antik modlar, Türm Müziği makamsal ve ritmik sistemleri, caz armonisi ve stil araştırmalarıdır. İlhan Baran, ayrıca çağdaş müzik stilleri çalışması için Ertuğrul Oğuz Fırat'dan yararlanılmasını istemiş ve Fazıl Say, üç yıl Fırat'dan ders almıştır.
1987 yılında konservatuarı bitiren genç piyanist, Almanya’nın DAAD bursuyla bu ülkeye gitmiş, Düsseldorf Müzik Yüksek Okulu’nda ABD'li piyanist David Levine'in öğrencisi olmuştur. Dünyanın önde gelen Schubert yorumcularından olan Levine, "Yaratıcı Yorumculuk" açısından örnek bir piyanisttir. Fazıl Say, piyanist kimliğiyle onu örnek almıştır.
1991 yılında 'Konser Piyanisti' diplomasını alan besteci, Berlin'e yerleşerek profesyonel müzik yaş***** atılmıştır. Uluslararası ilk başarısı, Avrupa Birliği’nin düzenlediği Avrupa Piyano Yarışması’nda kazandığı ödüldür (1991). Aynı yıl Berlin Senfoni Orkestrası'nın kendisine sipariş ettiği konçerto, bu orkestranın eşliğinde kemancı Götz Bernau ve bestecinin solistliğinde dünya prömiyeri olarak seslendirilmiştir. Fazıl Say'ın 1991 – 1995 yılları arasında Almanya’da verdiği konser ve resitaller üzerine basında yayınlanan yazılar, bir kitap oluşturacak sayıdadır.
1994 yılı, piyanist ve bestecimizin kariyerinde dönüm noktasıdır: Genç konser artistleri Avrupa Yarışması'nda birinci olduktan sonra, New York'da yapılan kıtalararası yarışmada dünya birinciliğini almış; Radio France Beracasa Vakfı, Paul A. Fish Vakfı, Boston Metamorphos Orkestrası, M. Clairmont Vakfı gibi kuruluşların ödülleriyle onurlandırılması, kariyerini New York’da sürdürmesini sağlamıştır.
1995 yılından günümüze uzanan süreç içinde tırmanışını sürdüren Fazıl Say, Fransa ağırlıkta olmak üzere Avrupa ülkelerinde ve beş kıtada etkinliklerini sürdürmekte, günümüzün önde gelen şef ve orkestralarının eşliğinde konserler vermekte, ünlü salonlarda resitaller sunmaktadır.
Besteciliği üzerine öncelikle söylenmesi gereken, yazdığı piyano yapıtlarını daha sonra orkestra yapıtlarına dönüştürmesidir. Bu nedenle konçertolarının sayısı giderek artmaktadır.
BESTELERİ
'Prelüdler', flüt ve piyano için, 1985; ilk seslendirme: Mehmet Mesci ve F. Say, 1986.
'Süit', piyano için, 1986.
'Siyah İlahiler', keman ve piyano için, 1987; ilk seslendirme, Götz Bernau ve Sayali Dadaş; Berlin’in 750. yılı kutlamaları dolayısıyla, 1987.
'Gitar Konçertosu', 1987; bu yapıtı geri çekti, 1997’de gitar ve orkestra için yeni bir yapıt yazdı.
'İpekyolu', piyano için, 1989; ilk seslendirme: RIAS Berlin Radyosu, canlı yayın: F. Say, 1989; sonradan konçertoya dönüştürüldü.
'Yansıtmalar', keman, piyano ve orkestra için konçerto, 1991; ilk seslendirme: Eduard Maturet yönetimindeki Berlin Senfoni Orkestrası, solistler; Götz Bernau, F. Say, 1991.
'Nasreddin Hoca’nın dansları' (sonradan “Türk Dansları” olarak adı değiştirilmiştir), piyano için, 1991.
'Antik Anadolu Modları Albümünden', piyano için, 1991.
'Üç Masal', oda orkestrası için: (12 yaylı, 6 üflemeli çalgı, arp, çelesta ve vurmalı çalgılar için), 1992.
'Liszt’in si minör sonatı orkestralaması”; büyük orkestra için, 1992.
'Altı Prelüd' Debussy’nin 6 prelüdünün orkestralaması. 14 solo çalgıcı için: flüt, obua, klarnet, fagot, trompet, 2 vurmalı çalgı, piyano, gitar ve yaylılar dördülü, 1992; ilk seslendirme: besteci yönetimindeki Yeni Müzik Topluluğu, Köln, 1992.
'Paganini’nin temaları üzerine çeşitlemeler” (modern caz stilinde) piyano için, 1993.
'İpekyolu', piyano konçertosu, 1994; ilk seslendirme: Scott Yoo yönetimindeki Boston Metamorphosen Orkestrası, solist: F.Say, 1995.
'Fantazi parçaları', piyano için, 1993.
'Caz Fantazileri', piyano için, 1994.
'Senfoni Konçertant', piyano ve büyük orkestra için, 1993; ilk seslendirme: Gürer Aykal yönetimindeki Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, solist: Fazıl Say, 1996; orkestra: 3 flüt, 3 obua, 3 klarnet, altosaksofon, 2 fagot, kontrafagot, 4 trompet, 3 trombon, tuba, 7 vurmalı çalgıcı için 27 vurmalı çalgı ve yaylılar için (14+12+12+.
'Gitar ve Orkestra için', (gitar konçertosunun yeniden yazılışı), 1996.
'İki Ballade', oda orkestrası için; 1996 ilk seslendirme: Scott Yoo yönetimindeki Boston Metamorphosen Orkestrası, 1996.
'Oda Senfonisi', oda orkestrası için, 1996; ilk seslendirme: Scott Yoo yönetimindeki Boston Metamorphosen Orkestrası, 1996.
'Kara Toprak', piyano için, Aşık Veysel’in teması üzerine, 1997.
'Gülnihal', piyano için, Hamamizade İsmail Dede Efendi’nin teması üzerine, 1997.
'Kadanslar', Mozart’ın piyano konçertoları için kadanslar, 1987 – 1996.
'Nazım Oratoryosu', piyano, solo ses, koro ve orkestra için, 2001.
'Metin Altıok için Ağıt', piyano, solo ses, koro ve oda orkestrası için, 2002/2003.
'Piyano Konçertosu, No:3', piyano ve orkestra için, 2001.
ALINTIDIR.
KAYNAK:
Forumdaki Linkleri Sadece ÜYELER Görebilir Kayıt olmak için BURAYA tıklayın yada BURAYA tıklayarak siteye giriş yapın !
Müzik,yaşamımın rengidir.Notaları da ilkin renklerle öğrenmiştim.Üç yaşında olduğum o günlerden beri renklerden kopmadım.Bugün evde her renkten kalemim var.Çalışırken notalarımı çeşitli renklerle boyarım.Aydınlık,doğal,sıcak bir melodi mi dediniz?Sarıdır o satırlar.Güneşin,sıcaklığın,mutluluğun rengidir sarı.Dramatik "geliştirim" satırları kırmızıdır.Kanın,acıların ve yaşamın içinden... Brahms'ın doğayı kucaklayan sesleri,benim notalarımda yemyeşildir.
Dört yaşındaydım..Evde küçük bir karatahtamız vardı,üstünde porte çizili...
Do,mavi.Re,lacivert.Mi,pembe.Fa,turuncu.Sol,kırmızı.La,yeşil.Si,sarı.
Evimize babamın arkadaşlarından obua sanatçısı Ali Kemal Kaya gelirdi.Saatler boyunca müzikli oyunlar oynardık.Onu hayal meyal hatırlıyorum.Kel kafalı,keçi sakallı,biraz gergin,ama çok sevecen davranan bir insandı.İlk müzik derslerim böyle başladı: Ritimler,notalar,renkler...
Evde bir mini ksilofon,küçük bir elektrikli klavye,melodika,ağız mızıkası,oyuncak saksafon ve oyuncak trompetin vardı.Duyduğum ezgileri bu çalgılarla çalardım.Müzikli oyunlarıma annem ve babam da katılırdı.O günlerden kalma bir kaset duruyor evde: Doğru dürüst konuşamıyorum,ama adı verilen her parçayı bu çalgılarla çalıyorum.
Bir masa takvimi hatırlıyorum.Yılın her haftası için bir sayfa ayrılmıştı takvime.O benim müzik defterimdi.Her sayfasına kocaman harflerle ve değişik renklerle bir müzik yapıtının adı yazılmıştı.Okuma yazma bilmediğim için,renklere ve şekillere göre eserin adını tanırdım.Mozart'ın 40. Senfonisi pembe,Bizet'in Arlezyen Suiti kırmızı,Beethoven'ın 9. Senfoni'si maviydi.Takvimin yaprakları,benim bildiğim parçalarla doluydu.
Plaklarımı da çok severdim.Dinlemek istediğim plağı,boyumun ancak yetiştiği pikaba koyar,çalardım.
Mozart'ın 40.Senfonisinin plağındaki göbek,kıpkırmızıydı.
Mozart'ın 21. Piyano Konçertosunun kapağında rengarenk,naiv bir köy resmi vardı.
Bizet,sarılı kahverengiliydi.
Pikabı çalıştırdıktan sonra,bacaklarımı biraz açarak sallanmaya başlardım.Dans değil,sallanma.
Evde 100 kadar plak vardı.Bir tanesi dışında hepsi klasik müzik plağıydı.O "bir tane" ise Aşık Veysel'in uzunçalarıydı.Severdim bu plağı,ama Veysel'in müziğinden pek anlamazdım.Yorucu bulurdum.
Aşık Veysel,o günlerden beri yaşamımda Beethoven öneminde yer tutmuştur.Sekiz dokuz yaşlarındayken mahallede top oynadığımız bir çocuk,"ben Aşık Veysel'in torunuyum"demişti.Vay be!Çocuğun elinden tutup babama götürdüm.Babam çocuğu epey sorguladıktan sonra anlaşıldı ki bu arkadaşım,Aşık Veysel'in köyündenmiş sadece.Aşık Veysel'in yeğeninin baldızının,onun da eniştesinin mi ne,oğluymuş.
İşte onunla ben top oynamıştım!
Aşık Veysel'in plağının göbeği siyahtı."Kara Toprak" gibi... Veysei,müziğin koyu renklisidir.Belki de yaşam,ışığı göremeyen bir halk şairi için bizim bilemediğimiz koyu renklerle doludur.
Renkler beni müziğe bağlıyordu.Renklerin sayesinde siyah beyaz tuşların monotonluğundan kurtuldum.Renk etkeni,sesleri daha iyi tanımaya götürmüştü beni.Yaşamım boyunca müzikten bir an için bile sıkılmadıysam,vazgeçmeyi hiçbir an düşünmediysem renklerin cıvıltısından da güç aldığımı söyleyebilirim.
Çocukken resim de yapardım.Çizgim iyi değildir.O çok sevdiğim renkleri hiç de iyi kullanamadığıma göre yetenekli değildim.Bence bir ressam,kanıyla boyar resmi.Bense renkleri dışarıdan getirip koyuyordum kağıda.
Seslerle ilişkim farklıydı.Her sesin bir rengi,duygusu vardı.Her duygunun da bir mesajı,her mesajın da ulaştığı "insanlar" vardı..."
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu Forum gücünü phpBB'den almaktadır. Tema
nukemods.com
tarafından uyarlanmıştır.