80lerde giyim kuşam nasıldı arkadaşlar?? Resim olursa çok daha sevinirim ! Bazı şeyler buldum ben ama tam olarak neler olduğunu merak ediyorum.Yardımcı olursanız sevinirim
Kayıt: Dec 15, 2006 Mesajlar: 98 Nerden: İstanbul-Bolu..
Tarih: Cmt Arl 16, 2006 2:39 pm Mesaj konusu:
Kulağı örten uzun saçlar..İspanyol paça pantolonlar..Kadınlarda hala keşfedemediğim garip bir saç şekli..Büyük koyu camlı numaralı gözlükler..Kısacası şimdilerin daha evrim geçirmemiş hali..Yani yurt dışından gelen bir tarzlar yumağı..
Kulağı örten uzun saçlar..İspanyol paça pantolonlar..Kadınlarda hala keşfedemediğim garip bir saç şekli..Büyük koyu camlı numaralı gözlükler..Kısacası şimdilerin daha evrim geçirmemiş hali..Yani yurt dışından gelen bir tarzlar yumağı..
ispanyol paça pantalonlar 70'li yılların modası değilmiydi ? 80'li yıllarda mavi kotpantalonlar meşhurmuş..
60'lı yıllar Türkiye'nin en şık dönemiydi. Sadece İstanbul, Ankara ve İzmir değil, tüm Türkiye'de belirli bir moda kavramının dışında bakım çok önemliydi. Kırsal kesimlerdeki insanlar da bakımlıydı. O yıllarda Türk tasarımcılarının ortada olmaması nedeniyle kendimize has bir modamız yoktu. Hazır giyim yaygınlaşmamıştı. O dönemlerde çok iyi terziler ve evinde dikiş diken kadınlar vardı. 70'li yıllarda Türkiye'de konfeksiyonlar açılmaya ve hazır giyim yayılmaya başladı. Bu dönemde tasarımcılarımızda çıktı. Bence 70'ler bir kaos dönemi. Sanatın ve şıklığın her bakımdan yozlaşmaya başladığı, Batı'yı örnek aldığımız yıllar. 70'li yıllarda 60'lı yıllardaki şıklığı ve en önemlisi bakımı kaybettik. Artık birkaç büyük şehir hariç bakımlılık kavramı ortadan kalktı. 80'lerde bütün dünyada iğrenç bir moda anlayışı vardı. Türkiye'ye de o iğrençlik tesir etti. 80'li yıllara modanın en unutulması gereken yıllar olarak bakıyorum. Ayrıca iğrenç moda bir de Türkiye'de oryantalizm ile karıştı. Kafalarda tokalar, kristal avize şeklinde küpeler, altı vatkalı elbiseler, hepsi kırsal kesime kadar yayıldı. Gariptir ki 80 modası Türkiye'de çok tutuldu. Modanın en çok yozlaştığı dönem, Türkiye'den en çok tutulan dönem olmuştu. 90'larda pek bir şey yok. Modanın çok karmaşık olduğu bir dönem. İnsanlar artık modayla ilgilenmemeye başladı. Kadınlar artık modanın trendi bu, giyeceğiz şeklinde bir kaygı taşımamaya başladı. Hala bu şekilde devam ediyor. Artık kadınlar ne yakışıyorsa onu giyiyor ki bence moda en doğru zamana geldi.
Cemil İPEKÇİ Modacı
Sene 80'lerken...ilk, orta ve lisedeyken...Biz öğrenciyken,
-saçlara jöle, tırnaklara oje, sürülemez, spor ayakkabıyla okula girilemezdi.-etekler diz üstünde, kaşlar alınmış, makyaj yapılmış, saçlar boyalı, salınmış ya da şekilli olamazdı.
-erkekler kravat, kızlar fiyonk takmadan, yaka ve tırnak kontrolü yapılmadan derse girilemezdi.-Sabahları bahçede sıra olunur, p.tesi sabah
- cuma öğleden sonra müdür konuşma yapar, özel günlerden biriyse saygı duruşu yapılır ve gerçekten saygıyla durulur, İstiklal Marşı okunurken dik durulur, konuşulmaz, saygı duyulurdu.
-Öğretmenlerle dalga geçilemez, veli toplantıları aileye korkarak bildirilir, okulda "konuştuğun" (sevgilin) varsa sadece bahçede yan yana yürünürdü.
-Forma ile okula gidilir, eve gelene kadar forma çıkarılmazdı. Gömlekler pantolonların - eteklerin, içine sokulur, okul renkleri dışında bir renk giymek yürek isterdi.
-küpe, kolye, yüzük, bilezik hafta sonları takılır, saçlar erkeklerde traşsız, kızlarda 3 boğum örgüsüz ise disipline gidilirdi.
-Tuvaletlerde sigara içmek isteyen varsa ortamdan kaçılır, "disiplin"e ortak olmaktan korkulurdu.
-okuldan sonra eve erkenden gidilir geç kalınırsa hafta sonu hayalleri suya düşerdi.-cep telefonu yoktu, internet cafe yoktu, barlar, cafeler,nargileciler yoktu ama yine de öğrenciler birbirleri ile haberleşir, eğlenmek için okul çayları, ev gezmeleri, doğumgünü partilerini beklerdi. doğumgünü partileri evde kutlanır, annelerin gözünün önünde olurnurdu.
-üniversite sınavı 2 basamaklıydı (ÖSS ve ÖYS), dersaneye gidilir, sınıf seviyen düşmesin diye eşek gibi çalışılır ama çıkışta dondurmacıya, FAME CITY'e, hamburgerciye gidilir muhabbet edilir, bu aktiviteler,aileye önceden haber verilip izin koparmak sureti ile yapılabilirdi.
-bioloji dersinde üreme konusu anlatılırken utanılır, aruz ölçüsü ezberlerken sapıtılır, milli güvenlik hocaları askeri disipline sokmaya çalışırdı.
- erkekler kızlara arkadaşlık teklif eder, kız kabul ederse gidilecek en ileri nokta öpücük olur, millet "okullarda cinsel eğitim verilsin" diye gaza gelmezdi.
-okul kitapları üzerinde sevilen sanatçı resimlerini olduğu kalsörlerde taşınır, ders yılı başında mutlaka kap kağıdıyla kaplanır, etiketler yapıştırılır, etikete adı
-soyadı- sınıfı- hangi dersin kitabı olduğu yazılır, o derse ait defterler de kolaylık olsun diye aynı desen kap kağıdıyla kaplanır, ders sırasında yanında kitabı olmayan azarlanırdı.-sınıflar kalabalık olsa da çıt çıkmadan ders dinlenir, boş derslerde sınıftan çıkılmaz, ders saatlerinde okul sınırlarını ihlal etmek isteyenlere acınmazdı.
-ödevler mutlaka yapılır, dönem ödevleri için kütüphaneler, meydan laruslar, ana ya da temel britanikalar taranır, ödevler elle ve mutlaka dolmakalemle yazılırdı.
-yat denince yatılır, sabah okula servis yerine otobüsle gidilir, bazen çanta yoklaması yapılır, okula yasak bişey getirilemezdi.-okulun herhangi bir yerinde sakız çiğnenemez, derslerde bir şey yenemez, su içmeye gitmek için izin istenirdi.
-birine uyuz olduysak öğretmene şikayet eder, asla kendimiz satırla bıçakla girişmez, çeteleşmez, okul dışında bile kavga etmezdik. bilirdik ki kavga edersek evde ya da okulda bi posta daha dayak yiyeceğimiz kesindi..
-kızlarla erkekler birbirine mesafeli durur, el şakası yapmaz, küfürlü konuşmaz, efendilik bozulmazdı.-uyuşturucu kullanmaz, "oha falan olmaz", x kişi ile "sadece takılmaz", gece bir yerlere çıkmaz, akşam hemcinsimiz olan sınıf arkadaşımızda kalmak istersek bin takla atar, adabımızı bozmazdık.
-yerli malı haftası sınıf pikniğine döner, her tür yiyecek bulunur ve biz bu yemekleri paylaşırdık.-kitap okurduk örneğin, ödev bile olsa okurduk. değiştirip kitapları öyle okur, kütüphaneden kimlik çıkartır kütüphanede okurduk..
Biz öğrenci gibi öğrenciydik. Saygılıydık, tertipliydik, edepliydik...Şimdikiler kendini öğrenci sansa da biz tertemiz ve bir örnek giyinir giderdik okulumuza. Öğretmenlerle dalga geçmez, derslerde sigara içmez, okuldan eve
- evden okula gider, "çocuğum nerede acaba" diye annelerimize dokuz doğurtmazdık.okul gezisi deyip başka yerlere gitmezdik. kızların bir çoğu "fön"ün ne demek lise mezuniyet balosunda öğrenir, erkekler kızları break dans ya da paten kaymadaki ustalıklarıyla etkilemeye çalışırdı.
Dedim ya .. biz çok güzel öğrencilerdik....çok zor da olsa o dönemlerde hayat, şimdikiler gibi kayıp kuşak değildik..Hayatın bir anlamı vardı ve biz bunu bilmesek bile hissederdik..İyi ki 80'lerde öğrenciydik..
devrimalp bildirdi..
"You've Got The Look!"
Büyük vatkalar, bileğe doğru daralan plili pantolonlar ve mini etekler... 80'ler! Modaya damgasını vuran o unutulmaz dönem...
80'ler! Modaya damgasını, çok ağır bir biçimde vuran o dönem. Bu önemli dönemin ilk yazına gözlerimi açmıştım ben. Döneme uygun bir biçimde rüküş bir bebek ve ardından rüküş bir kız çocuğu olma riskim fazlaydı ama annemin tarzı sayesinde bundan kurtuldum!
Prince’in 'You’ve Got The Look' şarkısındaki gibi herkes saplantılı bir biçimde nasıl göründüğüyle ilgileniyordu. Herkes kusursuz olmalıydı- ya superman ya da superwoman! 70'lerin hippi ve punklarının ardından çok farklı görüntülerdi bunlar…
"Başarı" herkes için en önemli hedefti ve dış görünüş birçok kişiye göre başarıya götüren en önemli anahtardı. Büyük vatkalar, bileğe doğru daralan plili pantolonlar ve mini etekler ‘cool’ olmak için yeterdi! (Hayal meyal hatırladığım) Miami Vice dizisindeki gibi herkes güçlü, zengin, ve güzel olmalıydı!
Erkekler ve kadınlar arasındaki farkların ise iyice yok olmaya başladığı bir dönemdi ayrıca 80ler.. Genç profesyonellerin ‘yuppie’ ismiyle anıldığı bu yıllarda kadınlar erkeklerin giydiği tarzda takım elbiseler giymeye başladılar. En meşhur "yuppie" ise hiç şüphesiz bir zamanlar dadılık yapmış olan Lady Diana Spencer’dı.
Duran Duran, The Human League ve Spandau Ballet gibi pop grupları, kendilerine atfedilen ‘Yeni Romantikler’ isimleriyle ve desenli beyaz gömlekleri, brokar kuşakları, boyunlarına bağladıkları saten eşarpları ve farklı makyajlarıyla yepyeni bir akım başlattılar. ‘Punk’ın yaratıcısı Vivienne Westwood da bu akımı takip etmişti. Diğer bir tarafta ‘Joy Division’ ve ‘The Smiths’ gibi müzik grupları klasik 50’lerin kıyafetleriyle oluşturdukları stilleriyle adeta ‘büyük vatkalı’ Amerikan tarzına bir reaksiyon gösteriyorlardı. İsimlerini bile İngiltere’nin en yaygın soyadı olan ‘The Smiths’ koymalarının sebebi ‘normal ve basit’ olmaya karşı olan isteklerinden kaynaklanıyordu.
1981 yılında üç Japon tasarımcı – Issey Miyaki, Yohji Yamamoto ve Comme Des Garçons markasıyla Rei Kawakubo- Paris’te ilk kez koleksiyonlarını sundular. Üçü de aynı yaşlarda olduklarından savaştan sonra Japonya’daki köklü değişikliklerden çok fazla etkilenmişlerdi ve bu yüzden koleksiyonları Avrupa’daki tasarımcılardan çok farklıydı. Öncelikle hepsi siyahtı. Siyah giyinmenin ‘cool’ ve modern kabul edilmesi 1981 yılında bu şekilde gerçekleşmişti. Bunun yanı sıra bir diğer yenilik de kıyafetlerin kesimleri ve kumaşlarıydı. Kawakubo çok farklı dokuları bir araya getirerek yeni kumaşlar yarattı. Hatta '82 koleksiyonunda sunduğu örme grubu çok özel bir teknikle tasarlanmış deliklerle dolu örmelerden oluşuyordu. Dışardan bakıldığında güve yemiş gibi görünen bu kıyafetler için Kawakubo aylarca farklı denemeler yapmıştı. Ayrıca bir şeyi hatırlatmak istiyorum; o yıllarda Kawakubo 40 yaşında ve tek kelime Fransızca ve İngilizce bilmeyen Japon bir kadındı…Erkeklerin baskın olduğu Japon toplumunda çektiği sıkıntılara bir tepki olarak yarattığı markanın adını ‘Commes Des Garçons’ (Tıpkı Erkekler Gibi) koydu.
Takılarda da, adeta Versace’nin barok tarzına bir tepki olarak, daha sade bir stil gelişmeye başlamıştı. Ettore Sottsass ve Giampaolo Babetto gibi endüstri tasarımcıları ve Arnaldo Pomodoro gibi heykeltıraşlar Japon tasarımcılar gibi sade geometrik şekillerle çalışmaya başladılar.
80’lerin en önemli moda tasarımcılarından biri Gianni Versace’ydi. Genny, Alma, Callaghan ve Complice gibi İtalyan firmalarında çalıştıktan sonra 1978 yılında Milano’da Via Della Spiga’da ilk butiğini açtı. Renkli tasarımları, pahalı kumaşları ve birçok kontrast materyali tek bir tasarımda kullanmasıyla 80’lerde herkesin dikkatini çekti. Versace, sadece kadın, erkek, çocuk giyiminde değil aynı zamanda, aksesuar ve ev dekorasyonunda da çok önemli bir isim oldu. Hatta Versace tarafından dekore edilmiş bir oteller zinciri bile kurdu.. Versace’nin ideali bir kıyafetten bir bardağa, herkese Versace hayat tarzını anlatmaktı. Çünkü ona göre bu yalnızca bir marka değil, bir yaşam tarzıydı. Altın başlı medusa ise onun her yere attığı imzasıydı adeta.
Versace gibi bir imparatorluk kuran bir başka İtalyan tasarımcı ise Giorgio Armani’ydi. Armani’nin tarzı Versace’nin aksine oldukça sade bir şıklıktı. Kullandığı renkler de yine ‘non colour’ denilen griler, siyahlar ve kahverengilerdi. Armani’nin en sevdiği renk ise kendisinin ‘greige’ diye adlandırdığı gri ve bejin bir karışımıydı.
Armani de kendine amblem olarak kartalı seçmişti. Tasarımlarını ise zeki ve bağımsız kadınlar için yaptığını söylüyordu. Birçok insan için Armani adeta bir güvenceydi. İnsanlar ‘Eğer bütün gardrobum Armani olursa, asla hata yapmam!’ diye düşünüyordu.
Richard Gere, başrol oynadığı ‘American Gigolo’ filminde Armani takım elbiseleriyle her zaman şık ve kendine oldukça güvenen bir erkek profili çiziyordu. Hatta Armani’den o kadar etkilenmişti ki ‘Bu filmde başrol oyuncusu ben miyim yoksa Armani takım elbiseler mi?’ demişti.
Modanın sürekli etkileşim içinde olduğu bir diğer sektör her zaman için müzik sektörü olmuştur. 80’lere damgasını vuran isim hiç şüphesiz Madonna’ydı. Madonna kariyerine 70’lerin sonlarında modellik yaparak ve çeşitli müzik gruplarında solistlik yaparak başlamıştı. Atlantik’in diğer tarafında ‘Yeni Romantikler’ kendi tarzlarında devam ederken, New York’ta ‘Hip Hop’ ve Madonna’nın tarzı olan ‘Pop’ müzik gelişmeye başlamıştı. Madonna onlardan aldığı birtakım detayları siyah deri motosiklet ceketiyle birleştirip kendi tarzını oluşturmuştu. Hatta eskitilmiş ve yırtık kıyafetlerle danteli birlikte kullanabilecek kadar aykırı bir tarzı vardı. İlerleyen yıllarda Madonna’yı giydiren tasarımcılardan biri Jean Paul Gaultier oldu.
Gaultier aynı Madonna gibi sürekli insanları şaşırtan tasarımlar yaptı. Ama seksi Fransız görüntüsü onun tarzının en göz alıcı noktasıydı.. 80’lerde ‘aerobic yapan kadın furyası’ Gaultier’in tasarladığı bodylerden vazgeçemiyordu.
Madonna’yla sürekli birlikte olan bir başka tasarımcı ise genç Grafiti sanatçısı Keith Haring’di. Picasso ve Miro’dan ilham aldığını söyleyen Haring’in eserleri New York’un her tarafında insanları hayran bırakıyordu. Çok kısa bir süre sonra resimleri kartpostallara, galerilere ve hatta saatlere taşındı. 1985 ve 86 yıllarında Haring, Swatch için özel bir seri tasarladı. Swatch, 80’lerin başında ucuz, renkli ve eğlenceli saatler yapma ideolojisiyle oldukça ünlü olmuştu. Benim de küçücük bir çocukken Paris’te görür görmez etkilendiğim ve bugün bile sakladığım ilk Swatch’ım içinden çarkları görünen rengarenk bir saatti.
İşte 80’ler - moda anlamında en rüküş ve çirkin yıllar olduğu söylense de- bugüne birçok iz bıraktı. O yıllar eğlenme ve hayal kurma zamanıydı! Bir taraftan moda imparatorlukları kurulurken diğer taraftan çok büyük kayıplar oldu. Tıpkı o dönemlerin ünlü dizisi ‘Dynasty’den bir bölüm gibi!...
80 li yıllarda türkiyede olmadığım için türkiyeyi bilemem ama ben halen 80 li yıllardaki modayı takip ediyorum büyük beyaz spor ayakkabılar buz mavisi kotlar o zamanlar tişörtler pantolonun altında olurdu gömlek giyilirdi matador çizmeleri giyilirdi insanın yürüyüşünü dahi değiştiren çizmeler karima veren o çizmeler dar pantolonlar vardı popoya yapışan şimdiki gibi çuval giymezdi insanlar üst taraf bol olurdu ,,, genelde deri montlar motor sikletler daha güzeldi şimdikiler gibi füzeyi andırmıyordu motora benziordu,,,kızların güzelliği daha doğaldı tamma makyaj çok yaparlardı ama şimdiki gibi cradle of bodomcu hayalet gibi görünen kızlar değillerdi...
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu Forum gücünü phpBB'den almaktadır. Tema
nukemods.com
tarafından uyarlanmıştır.