Giriş Yap ya da Kayıt Ol
Heavy Metal TR . COM: Forumlar

HMTR :: Başlığı Görüntüle - BİR RITCHIE BLACKMORE TARİHÇESİ - DEEP PURPLE, RAINBOW...
 
 SSSSSS   AramaArama   Üye ListesiÜye Listesi   Kullanıcı GruplarıKullanıcı Grupları   Kayıt OlKayıt Ol 
 ProfilProfil   Özel mesajlarınızı kontrol etmek için login olunÖzel mesajlarınızı kontrol etmek için login olun   LoginLogin 
BİR RITCHIE BLACKMORE TARİHÇESİ - DEEP PURPLE, RAINBOW...

 
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    HMTR Forum Ana Sayfası -> Heavy Metal - Hard Rock - Hard'n Heavy
Önceki başlık :: Sonraki başlık  
Yazar Mesaj
KemalARSLAN
Asteğmen
Asteğmen


Kayıt: Jul 17, 2005
Mesajlar: 1404

MesajTarih: Cum Mar 24, 2006 8:34 pm    Mesaj konusu: BİR RITCHIE BLACKMORE TARİHÇESİ - DEEP PURPLE, RAINBOW... Alıntıyla Cevap Ver

Dünya rock müziğine damgasını vurmuş büyük üstat, usta gitarist Ritchie Blackmore, müzik hayatının ses getirecek olan uzun maratonuna 1967 yılında başladı.

Daha önceleri Artwoods ve The Flowerpot Men adlı gruplarda klavye çalan Jon Lord isminde bir adam, Blackmore ile iletişim kurup onun hayallerini gerçek kılacak grubu oluşturmak için yanında yer aldı.








Yıllar 1968'i gösterirken asıl kadroyu oluşturmak için vokale Chris Curtis'i, bas gitara Dave Curtis'i ve davula da Bobby Woodman'ı dahil ettiler. Ama frontmanimiz Blackmore'un kaprisleri ve liderlik vasfını her fırsatta ortaya koymak istemesi sonucunda henüz 1 ay geride bırakılmışken Jon Lord ve Ritchie Blackmore kendi başlarına kaldılar. Bu Blackmore'un yeniden hummalı bir arayışa girmesine neden oldu. Nitekim kısa süre içerisinde isimler netletmişti. Daha önce M15, Maze gibi gruplarda yer almış olan vokalist Rob Evans, Johnny Kidd & The Prites'tan basist Nick Simper ve davulun başına geçecek olan Ian Paice, birlikte artık Ritchie Blackmore ile çalışacaklardı.

Yine 68 yılının Nisan ayına girdiklerinde artık tek eksik doğan çocuğa bir isim koymaktı. Ve son sözü prens söyledi..."Deep Purple".

Hızla kayıt çalışmalarına başlandı. Anlaşmak üzere plak şirketlerinden EMI Records ve bir Amerikan şirketi olan Tetragrammation ile görüşüldü. Beraberinde canlı performanslar sergilemeye başlayan grup, ilk ciddi sınavını Sunbury festivalinde verdi. Festival dönüşü ilk singleları olan "Hush" kaydedildi ve bu single Amerika'da listelere 4 numaradan girdi. Peş peşe girilen stüdyolardan sonra artık ilk stüdyo albümleri olan "Shades of Deep Purple"da hazırdı. Daha ilk albümden çizgisini belirleyen Deep Purple, kalitesini çok geçmeden ortaya koymuştu. Ve Aralık ayında Neil Diamond'un Kentucky Woman adlı parçasını yorumlayarak yeni çıkaracakları albüme eklediler.



Deep Purple



1969 yılının henüz başlarında 2. stüdyo albümleri olan "The Book of Taliesyn" piyasaya sürüldü. Albümde Kentucky Woman'ın yanısıra bir Tina Turner yorumu olan River Deep, Mountain High'a da yer verdiler.

Yine 69 yılı içerisinde Temmuz ayında kendi isimlerini verdikleri "Deep Purple" çıktı. Albümün melankolik tonları ve akıcı soundu, günden güne büyüyen bu çocuğun çevresindeki insan kitlesini de aynı oranda arttırıyordu. Deep Purple büyürken, Ritchie Blackmore kendine ögzü fan kitlesini çoktan edinmişti bile. Yazdığı parçalardaki melodik tınılar ve liriklerindeki mistisizm, bu kitlenin durmadan artmasına öncülük ediyordu.

Deep Purple albümünün piyasaya çıkmasının arkasından, Rod Evans ve Nick Simper gruptan ayrıldı. Ritchie ile geçinmek gerçekten çok zordu. Fakat vakit kaybetmeden Episode Six grubunun iki elemanı Ian Gillan ve Roger Glover, Deep Purple bünyesine katıldılar. Artık mikrofon Gillan'ın, duygulu melodilerin kalın tonları da Glover'ın hizmetindeydi.

69 yılının Eylül ayında grup, son kadrosu ile İngiltere'de, Royal Albert Hall'da, Kraliyet Flarmoni Orkestrası ile birlikte "Concerto For Group And Orchestra" albümünü kaydetti.

1970 yılına girdiğimizde ise, 4. stüdyo albümleri "Deep Purple In Rock" piyasaya sürüldü. Albüm, İngiliz listelerinde beklenenin ötesinde ivmeler çizerek zirveye doğru tırmanışa geçti. Hala bugüne kadar uzanan ve severek dinlenilen Black Night, Strange Kind of Woman , Child in Time gibi şaheserler bu yıllarda kaydedilmiştir.

1971 yılında grup turneye çıktı. Döner dönmez stüdyoya girdiler ve 2 aylık bir süre sonrasında "Fireball" albümünü raflara dizdiler. Funk müziğin etkisini belirgin ölçüde bünyesinde barındıran albüm son yıllarda yapılmış rock albümlerinin arasından sıyrılmayı bildi.

3 Aralık tarihinde Deep Purple, İsviçre deki Montreux Casino'da kayda girdi ve Frank Zappa ile stüdyo çalışmaları yaptı. Aynı dönemlerde kaydedilen ve grubun ölümsüz parçalarından olan "Smoke On The Water", yeni albümün habercisi olmuştu.

1972 yılında çıkan albümün adı "Machine Head"di. Yine unutulmaz klasiklerden Lazy, Highway Star ve Space Truckin gibi parçalar bu albümün içeriğini oluşturuyordu. Albümün turnesi de hatrı sayılır uzunluktaydı. Tam 44 hafta... Bu albüm gerçekten büyük yankı uyandırmıştı ve 25 yıl sonra bile tüm zamanların en iyi albümleri arasında bir yer bulmuştu kendine.

Grup yeniden canlı performanslarından birini piyasaya sürme kararı aldı. 1973 yılına girilirken 72 yılında çıkılan turların Japonya ayağını oluşturan kısmı mixleyip satışa çıkardılar. "Made in Japan"... Albümle ilgili bir rivayet var. Child in Time'ın çalındığı sırada bir bayan hayranlarının kendisini konser sırasında vurarak intihar ettiği söyleniyor. Eğer dikkatli dinlerseniz 9:46 civarlarında duyduğunuz silah sesi tüylerinizi diken diken edebilir.

Henüz 1973 yılından çıkmadan "Who Do We Think We Are" albümü kaydedildi. Yıl ortalarına doğru Roger Glover ve Ian Gillan gibi iki usta müzisyen gruptan ayrılırken, Smoke on The Water, İngiliz listelerinde zirveye tırmandı ve albümün kopyaları 1 milyonun üzerinde satışa ulaştı. Fakat Blackmore, herzamanki soğukkanlılığını korudu. Çünkü bu ayrılıkların çoğunda zaten kendi kibrinin ve uzlaşılmazlığının payı vardı. Bas gitarda boşalan yere eski Trapeze grubundan Glenn Hughes geldi. Vokaldeki eksiklik ise Whitesnake ile yaptığı işlerden yakından tanıdığımız, aynı zamanda The Fabuloser Brothers grubunun vokali David Coverdale ile dolduruldu.

1974 yılının Mart ayında, Coverdale ve Hughes'un performanslarının da desteği ile "Burn" albümü piyasaya sunuldu. Ama grup bünyesindeki bu değişim, müzikal kalitelerini düşürmedi. Çünkü kendi yazmadığı parçalarda dahil her parça son kez Blackmore'un ellerinden geçiyordu. Burn albümünün verdiği hızla Deep Purple, 74 yılı sonunda "Stormbringer"ı çıkarttı. Hüznün marşı olarak kabul edilen "Soldier of Fortune" albümde büyük ilgi görerek yeni kadroyu da pekiştirmiş oldu.

1975 yılında Ritchie Blackmore, herzamanki deliliklerinden birini yaparak bu sefer Deep Purple ile ilişkisini kesti. Fakat grubun isim hakkı hala kendisindeydi. Amacı farklı bir kadroyla yeni bir grup oluşturmaktı. Evet... Rainbow, hayalindeki diğer bir grubun ta kendisiydi. Amerikalı bir grup olan Elf'in vokalisti Ronnie James Dio, artık Rainbow'un vokalisti olarak anılacaktı. Mickey Lee Soule klavyeye dahil olurken, bas gitara Craig Gruber ve davula Gary Driscoll geldi. Aslında etkileşimler Deep Purple sürecinde başlamıştı. Blackmore, Elf grubu ile Deep Purple'ın kendi şirketi olan Purple Records'ta Black Sheep of Family'i kaydetmişti.


Rainbow



1975'in Mayıs'ında "Ritchie Blackmore's Rainbow" raflardaydı. Blackmore'un grubu ne denli benimsediği çıkarılan albümün adından da belli oluyor sanırım. Evet bu albüm, Almanya'da, Münihte, Musicland Stüdyolarında kaydedilmişti. Çıkan albümün hemen ardından Soule, Gruber, ve Driscoll, Dio ile Blackmore'u grupta yalnız başlarına bıraktılar. Yerlerine Hariot grubunun basisti Jimmy Brain, Blessings'in klavyecisi Tony Carey ve Jeff Beck Group'un davulcusu olan Cozy Powell dahil oldu. Bu gelişmeler Rainbow adına sürerken Deep Purple, Blackmore'suz ilk albümünü, "Come Taste The Band"i piyasaya sürüyordu.

Takvimler 1976 yılının Temmuz ayını gösterirken yepyeni kadrolarıyla yepyeni bir albüm çıkarttı Rainbow. "Rising"...Daha albümün teri soğumadan Amerika, Kanada, Japonya ve bazı Avrupa ülkelerini içeren bir turne düzenlendi. O sıralarda Deep Purple ise "Made in Europe"u çıkartmıştı.

1977 yılında Jimmy Brain'de ayrılıklardan nasibini aldı ve Uriah Heep basçısı Mark Clarke Rainbow'a geldi. Daha Mayıs ayına gelmeden Mark Clarke ve Tony Carey'in grupla ilişkisi kesiliyordu. Bunun üzerine Blackmore, bir live albümü piyasaya sürme kararı aldı. Tam bu sırada David Stone ve Bob Daisley sırasıyla açıkları dolduruyorlardı. "Rainbow on Stage" sonunda çıktı. Ama albümün kadrosu tabiiki Dio, Carey, Bain ve Powell'lı Rainbow'dan oluşuyordu. Yeni kadrolarıyla çıkarılan ilk single ise "Kill The King" oldu.

Grup, Amerika ve Japonya turlarının ardından 1978 yılının Mayıs ayı civarında unutulmaz albüm Long "Live Rock'n'Roll"u müzik dünyasına kazandırdı. Albümde yer alan Gates of Babylon, Lady of The Lake, Rainbow Eyes gibi parçalar hala eski enerjisini ve kalitesini yitirmiş değil.

Tüm bu olumlu gelişmelerin yanında süregelen aksaklıklar yeniden kendini gösteriyordu.
En sonunda usta yorumcu Ronnie James Dio'da Blackmore'dan nasibini alarak Rainbow ile yollarını ayırdı. Daha sonra Ozzy Osbourne'dan boşalan koltuğu devralmak üzere Black Sabbath grubuyla stüdyoya giren Dio, ardından solo kariyerine yönelecekti.

Blackmore bu olaylardan birkaç ay sonra London's Marquee Club'ta Deep Purple grubundan mesai arkadaşı olan Ian Gillan ile birlikte sahne alıyor ve yine aynı dönemlerde Don Alrey'i klavyenin başına geçmesi için Rainbow'a getiriyordu.

1979 yılında Graham Bonnet, vokalist olarak Rainbow'a geldi. Hemen ardından Blackmore, yine Deep Purple grubundan arkadaşı Roger Glover'ı da Rainbow'a kazandırdı.

Glover'ın prodüktörlüğünü yaptığı "Down to Earth", Eylül ayında çıktı. Beraberinde piyasaya sürülen "Since You've Been Gone" single'ı daha 79 yılı bitmeden fanlarca büyük ilgi topladı.

1980 yılına girdiğimizde Ritchie Blackmore ve Roger Glover'ın yazdığı All Night Long, İngiltere listelerinde kendine hatrı sayılır bir yer buldu. Tüm bu başarıların yanında Rainbow, 1980 Ağustos'unda yapılacak olan Monsters of Rock festivaline headliner olarak çağırıldı. Beraberinde davulcu Cozy Powell solo kariyeri için gruptan ayrılırken, başarılı vokalist Graham Bonnet ise disiplinsiz tavırları yüzünden Blackmore'un gazabına uğrayarak gruptan atıldı. Bob Rondinelli davulun başına geçti ve vokalist açığı da bu sefer Joe Lynn Turner ile kapatıldı.

1981 Mayıs'ında Rainbow "Difficult to Cure"ü çıkarttı. Yine single olarak sürülen I Surrender, kadro ne kadar değişirse değişsin Rainbow'un müzik yaşamının her parçasında en iyinin peşinde olduğunu ortaya koyuyordu.

Ve Nihayet Rainbow'da en sevilen parçalarının yer aldığı toplama bir albüm piyasaya sürmüştü. "The Best of Rainbow"...

1982 yılına girdiğimizde albüm hazırlıkları için stüdyoya giren grup, Nisan ayında bu kez 6. stüdyo albümleri olan "Straight Between The Eyes"la karşımızdaydı. Bu kez listeleri zorlayan parça, Stone Cold olmuştu.

Klavyeci Dave Rosenthal ve davulcu Chuck Burgi, 1983 yılında Rainbow'da meslektaşlarının yerine geldiler. Aşağı yukarı aynı dönemlerde Streets of Dreams parçasını videosu MTV'de yasağa uğradı.

Rainbow, uzun süredir var olan turne sessizliğini Ekim 1983'te bozdu. Fakat albümün aldığı hitlerin günden güne yükselmesi ve satışlardaki olumlu rakamlar, 83 medyasının gruba bakış açısını değiştirmiyordu.

1984 yılı içerisinde Deep Purple grubunun sessizliğini bozacak isimler ise yine tanıdıktı. Ritchie Blackmore ve Roger Glover, Purple'dan Ian Gillan, Jon Lord ve Ian Paice ile iletişim kurarak stüdyoya girme kararı aldılar. Bununla birlikte Rainbow, Japonya'da Japonya Senfoni Orkestrası ile son canlı performansını sergileyecekti. Bu konserin içeriğinde yer alan Beethoveen'ın 9.senfonisinin Blackmore yorumu gerçekten dinlenmeye değerdi.

Deep Purple ile yapılan stüdyo çalışmaları sonucu Mercury Records ile anlaşıldı ve 1984 yılı içerisinde Perfect Strangers çıktı.

85'te Perfect Strangers sonrası ilk single, Knocking At Your Back Door' a yapıldı ve hemen sonrasında Temmuz ayında double albüm olarak The Antology piyasaya sürüldü.

Japonya konserinden bu yana Rainbow adına tek hareketlilik 1986 yılında Roger Glover'dan geldi. Glover, kendi mikslediği "Finyl Vinyl" isimli canlı double albümü satışa çıkardı. Albümün A yüzü daha önce kaydedilmemiş parçaların da yer aldığı canlı performanslardan, B yüzü de yine aynı şekilde kayıtlarına nadir rastlanan parçalardan ibaretti. Bu albüm, hayranlarının gözünde Rainbow'un kariyerinde büyük önem taşımaktaydı.

1987 yılında Deep Purple yeniden stüdyoya girerek House of The Blue Light'ı kaydetti ve hiç zaman kaybetmeden grup Avrupa turnesine çıktı.
1988 yılında Avrupa turnesinden kayıtlar içeren Nobody's Perfect albümü yayınlandı.

1989 yılında ise Ian Gillan, müzikal anlayışlardaki farklılığı öne sürerek Deep Purple'dan ayrıldı.

1990 yılında Ian Gillan'ın boşluğunu, Ritchie Blackmore'un daha önce Rainbow grubunda birlikte çalıştığı Joe Lynn Turner doldurunca Deep Purple'ın son kadrosu şu hale geliyor: Vokalde Joe Lynn Turner, gitarda Ritchie Blackmore, bas gitarda Roger Glover, klavyede Jon Lord ve davulda Ian Paice... Bu kadroyla Purple, RCA records etiketi ile Kasım ayında Slaves & Masters ile 3 senelik sessizliğini bozdu. Albümde performansı ile dikkat çeken Joe Lynn Turner'a; "Deep Purple'da vokalist olmak zor iştir. Altından kalkabilecek misin?" şeklinde sorulduğunda verdiği yanıt oldukça ilginçti: "Belki ben büyük ayakkabıları dolduracağım. Ama sonuçta kendi ayak izlerimi yapacağım."

Grup 1992 yılına kadar yalnızca turnelerle vakit geçirirken albüm hazırlıkları henüz başlamadan önce RCA Records'un da talebi üzerine Ian Gillan yeniden Deep Purple'a döndü. Bu oluşumla birlikte Roger Glover ve Tom Panunzio'nun prodüktörlüğünü yaptığı The Battle Rages On albümü yayınlandı.

1993 tarihine gelindiğinde Gillan'lı Purple, bu kez rotasını Avrupa ülkelerine çevirdi. Blackmore'la süren anlaşmazlıklar sonrasında bu kez Ritchie gruptan ayrıldı ve turu yarıda bırakarak döndü. Turun Japonya ayağında ise Blackmore'un yerini Joe Satriani ile doldurdular.

Bu gelişmelerle birlikte Rainbow'un yeniden yeşerme fırsatı doğmuştu. Yeniden bir grup oluşturma çabası içinde olan Ritchie Blackmore, 1994 yılında eski Praying Mantis grubundan Doogle White'ı vokalist olarak Rainbow'a aldı. Hemen ardından rock'n'roll kraliçesi Doro Pesch'in klavyecisi Paul Morris gruba dahil oldu. Alice Cooper, Blue Oyster Cult, Joe Lynn Turner gibi isimlerle çalışmış olan basist Greg Smith'in ve davulcu John O'Reilly'nin katılımı ile voltran oluşmuştu artık. Blackmore, ek olarak back vokale şimdilerde aşk yaşadığı Candice Night'ı da dahil etti.

1995'e gelindiğinde artık bu birlikteliğin meyvesi alınmalıydı. Yıl sonuna doğru "Stranger in Us All" piyasaya çıktı. Oldukça sevilen bu albüm, daha ilk haftada Japonya'da 100.000'in üzerine sattı. Başarılarla dolu müzikal kariyerinde bir dönüm noktası yaşayan Blackmore'a ödüller arka arkaya geldi. "En İyi Gitarist", "En İyi Söz Yazarı", "En İyi Canlı Performans" ve albümde yer alan Black Masquerade parçası ile "Yılın En İyi Şarkısı" ödülleri ile onurlandırıldı. Bu gelişmelerin gölgesinde, 83 yılında Rainbow ile çalışmış olan Chuck Burgi, John O'Reilly'nin yerine gruba dahil oldu.

1996 yılına girildiğinde Rainbow, Şili, Arjantin ve Brezilya üzerine turlar düzenledi. Bunları ZZ Top, Little Feat ve Deep Plue Something'in yer aldığı Avrupa turları takip etti. Burada 40 binin üzerinde bir fan kitlesine unutulmaz anlar yaşattılar.

Aynı dönemde Ritchie, Candice ile birlikte götürmeyi planladığı Blackmore's Night'ın çalışmalarını da yürütüyordu. Fakat bu kez Deep Purple ve Rainbow ile yapılandan çok daha farklı bir oluşum için bir aradalardı. Blackmore's Night, akustik ağırlıklı ve Ortaçağ'a ait temalar barındıran, farklı bir atmosferde farklı enstrümanlar içeren bir gruptu. Blackmore'un ve Candy'nin hayallerinin, içerisinde bulundukları ortamın bir yansımasıydı bu grup.

Blackmore'suz müzik hayatına devam eden Deep Purple, "Purpendicular" albümünü 1996 yılında çıkarttı. Ama ufak bir sorun vardı. Grubun isim hakkını elinde bulunduran Ritchie Blackmore'un dava açması sonucunda Purpendicular, "deepPur.ple" ismi altında piyasaya sürüldü.

1997 yılında Ritchie Blackmore's Rainbow olarak 20 Şubat'ta Amerika turnesine çıkarlarken Blackmore's Night'ın ilk albümü olan "Shadow of The Moon" da piyasadaydı. Albüm Japonya'da Nisan ayında raflarda yerini alırken satış rakamları birkaç haftada 100 binlere ulaşmıştı. Yine Esbjerg Rock Festivali'nde Rainbow 30 binin üzerinde fanına müzik ziyafeti verdi. Artık yavaş yavaş Ritchie, elini Rainbow'dan çekerek tüm yoğunluğunu Blackmore's Night'a vermeye başlamıştı. Bunun akabininde Blackmores's Night'ın Shadow of The Moon'un turnesine rakamların yüksek olduğu Japonya ile başlayıp çeşitli Avrupa ülkeleriyle devam edişi bunun göstergesiydi.

Deep Purple ise, "Live at Olimpia" isminde bir live albüm piyasaya sürdü.

1998 yılında Shadow of The Moon, Amerika'da piyasaya çıkarken Mart ayında No Second Change single'ı Brezilya'da raflardaydı. Shadow of The Moon, Amerika'da listelerde 1 numaraya kadar çıktı. Japonya'da ise gruba verilen "Gold Record" ödülüyle isimlerini tüm dünyaya duyurdular. Yine 25 Eylül 1998'de komşumuz Atina'da yapılan Uluslararası Rock Ödülleri'nde headliner olarak sahne aldılar.

Bu süreç içerisinde Deep Purple'ın 16. stüdyo albümü "Abandon" çıktı.

Blackmore's Night, 1999 yılında 2. stüdyo albümleri olan Under a Violet Moon'u piyasaya sürdü. John Ford'un bu albümde Candy ile düeti yer aldı (Wind in The Willows).

1999 yılının baharında Rhino Records, bir Deep Purple seti yayınladı. Aynı yıl içerisinde Polygram etiketi ile yeniden bir Rainbow toplama albümü piyasaya sürüldü.

Purple ve Rainbow cephesinde gelişmeler bu şekilde sürerken Blackmore's Night, Shadow of The Moon Castle turnesinden dönüyordu. Bir süre dinlenmenin ardından dünyanın dört bir yanını içeren turneler düzenlediler.

2000 yılı için turlar dışında gözlemlenecek tek hareket, Deep Purple'ın Londra Senfoni Orkestrası ile birlikte yapmış olduğu ortak çalışma ve çıkartmış olduğu albümdü. "In Concert With The London Symphony Orchestra"...

2001'in Temmuz ayı civarında Blackmore's Night'ın 3.stüdyo albümü Fires At Midnight çıktı. Artık Dünya genelinde büyük bir kitle tarafından benimsenmişlerdi çünkü yaptıkları müzik her kulağa hitap eder biçimdeydi.

2003 yılında yeniden stüdyoya girildi ve Ghost of A Rose kaydedildi.

Deep Purple, durmak bilmez müzik kariyerine son çıkardığı "Bananas" adlı albümle devam etti.

Büyük usta Ritchie Blackmore ise halen Blackmore's Night adlı grubuyla hayranlarının gönlünü fethetmeye devam ediyor.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
yasin889
Binbaşı
Binbaşı


Kayıt: Aug 30, 2005
Mesajlar: 5175

MesajTarih: Cum Mar 24, 2006 8:37 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

deep purple diyince hayat durur...
çok iyi bir yazı..(sağol, anders..)
bence makale olarak yayınlansa iyi olur...
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
yasin889
Binbaşı
Binbaşı


Kayıt: Aug 30, 2005
Mesajlar: 5175

MesajTarih: Cum Ağu 25, 2006 4:43 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Çok gerilerde kalmış, kemal in çok güzel bir yazısı ve makale tadında ki bu başlığı.
Ondan dolayı okunsun diye öne alıyorum.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
Erman_Toroglu
Asteğmen
Asteğmen


Kayıt: Sep 11, 2005
Mesajlar: 1715
Nerden: Kaşla göz arasından

MesajTarih: Cmt Ağu 26, 2006 2:09 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

bu adamın en sevdiğim olayı bir melodi çalarken araya bambaşka bir melodiden riffler karıştırıp hicbirşey olmamış gibi çalmaya devam etmesi(bkz. diffucult to cure)keza bu şarkıda ara ara beethoven'a dalmaktadır ara ara..
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder MSN Messenger
metalwarrior
Asteğmen
Asteğmen


Kayıt: Jul 16, 2005
Mesajlar: 1073
Nerden: HMTRden

MesajTarih: Prş Ağu 02, 2007 2:59 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Allah Allah ben bu başlığa yorum yaptım diye hatırlıyom ama neyse.

Ritchie gibi adamlar kolay gelmiyo dünyaya.Şöyle düşünün grubunuzda Jon Lord,David Coverdale(tabi o zmn çöm),ian paice gibi adamlar grupta ona seslerini çıkartamıyorlardı.Bunu BURN yazı dizisindede okuyabilirsiniz.Çünkü grubun beyniydi ve en çok beste yapan üyesiydi.Gitarist olarak zaten söylenecek bi laf yok.Tartışmasız yaşayan en iyi 10 gitarist içindedir.

Tabi bu adamı etkilemek zordur ama tabi ki zamanında etkileyenler olmuştur tıpkı zamanında Ronnie James ile 24 saat içinde yazdıkları şarkı sonrası ondan etkilenmesi gibi.Ronnie James'e DIO lakabını takan kişidir Ritchie..
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
Heavyrulez
Yüzbaşı
Yüzbaşı


Kayıt: Mar 30, 2006
Mesajlar: 4447
Nerden: eskişehir

MesajTarih: Prş Ağu 02, 2007 2:35 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

şimdi Blackmores Night dinliyodum oda sağlam
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder
AliceCooper
Teğmen
Teğmen


Kayıt: Aug 02, 2007
Mesajlar: 2719
Nerden: Angora

MesajTarih: Prş Ağu 02, 2007 2:36 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Guns 'N Roses kadar Deep Purple da ilahdır.

Çok teşekkürler yazıların için
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder E-mail'i gönder MSN Messenger
wadowada
Asteğmen
Asteğmen


Kayıt: Sep 30, 2007
Mesajlar: 1092
Nerden: İstanbul/kartal

MesajTarih: Prş Şub 07, 2008 7:03 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Keşke DIO ayrılmasaydı da Turner lı albümleri Dio söyleseydi Very Happy
Rainbow un her harfinin ayrı bi rengi var ve hepsini teker teker hissediyorum Twisted Evil
I can hear
It screaming in my mind
Long Live Rainboww!!
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder MSN Messenger
T_N_T
Forum Destek
Forum Destek


Kayıt: Dec 05, 2007
Mesajlar: 4481
Nerden: İstanbul :P Kişilik:People Hunter..! Durum:Gazz..

MesajTarih: Prş Şub 07, 2008 7:05 pm    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Şimdi karısınla olan bir grubu var diye biliyorum..
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
__darkman__
Asteğmen
Asteğmen


Kayıt: Feb 07, 2008
Mesajlar: 1767
Nerden: İzmir

MesajTarih: Prş May 29, 2008 8:06 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Evet karısıyla kurduğu grubun ismi Blackmore's Night. Kendilerini sadece 1 defa dinledim. Almanya'da bir kalede konser veriyorlardı. Müzikleri alışılmışın dışında ama etkileyiciydi.
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder Kullanıcının web sitesini ziyaret et MSN Messenger
wadowada
Asteğmen
Asteğmen


Kayıt: Sep 30, 2007
Mesajlar: 1092
Nerden: İstanbul/kartal

MesajTarih: Cum Hzr 27, 2008 9:22 am    Mesaj konusu: Alıntıyla Cevap Ver

Blackmore' un enleri :

En sevdiği araba: Mercedes sport models

Sevdiği içecek: Beyaz alman şarabı ve kırmızı şarap

Favori filmleri: High Noon; The Princess Bride; Chariots of Fire; The Red Violin; Elizabeth

Sevdiği oyuncular: Shirley McLain; Mandy Patinkin; Cate Blanchett; Alice Kreige; Patricia Rutledge; Errol Flynn; Snoopy

Sevdiği gruplar: Kings X; Jethro Tull; Procul Harem; Buddy Holly; Abba; David Munrow and the Early Music Consort of London

Rönesans dönemindeki sevdiği gruplar: Des Geyers (German Band); Freiburger Spielleyt (German Band); Gothart (Czech Band), Piffaro, LaZag, Owain Phyfe, Góthien

Favori Blackmore's Night şarkısı: Renaissance Faire

Favori gitar soloları: (sırasız olarak)
Believe What You Say - Ricky Nelson with James Burton on guitar
Stone Free - Jimi Hendrix
Shapes Of Things - Jeff Beck
I'm So Glad - Eric Clapton
I Feel Free - Eric Clapton
Blue Jean Bop - Cliff Gallop
Too Much - Elvis Presley with Scotty Moore on guitar
It's So Easy - Buddy Holly
Bye Bye Blues -Les Paul
Arkansas Traveller - Jimmy Bryant
Owner of A Lonely Heart - Trevor Rabin

Favori klasik gitarist: John Williams , Christopher Parkening

2007 yılındaki favori klasik gitarist: Terra Nova Consort

Ritchie' nin en çok esinlendiği gitaristler: Tommy Steele, Duane Eddy, Buddy Holly, Django Rheinhardt, Hank B Marvin, Jim Sullivan, Les Paul, Tony Harvey, Chet Atkins, Cliff Gallup, Scotty Moore, ve çok daha fazlası...

Şimdilerde dinlediği gitaristler: Gordon Giltrap, Monte Montgomery

Favori Rock gitaristi: Jeff Beck, Eric Johnson

Favori Akustik gitaristi: Gordon Giltrap; John Renbourne; Leo Kottke

Favori dişi vokal: Linda Hopkins; Sarah Brightman; (Of course) Candy; Maggie Reilly; Lorraine Ellison

Favori erkek vokal: Paul Rogers

Sevdiği kaleler: Almanya' da: Schloss Waldeck; Rabenstein; Eggersberg; Wertheim; Gotzenburg; Schloss Burg Solingen. Avusturya' da: Oberanna. İngiltere' de: Lumley Castle.

Sık sık gittiği yerler: Bube's Brewery-Mt Joy PA; Normandie Inn- Bohemia NY; Hell -Rothenburg ob der Tauber - Germany; Cartouche- Czech Republic; 5 Houses-Stockholm, Sweden; Jamaica Inn- England, The Old Mill-Mattituck.

Favori TV şovu: Human Remains, Most Haunted, Hettie Winthrop

Hayalet avlamak için en uygun yer ( Surprised ): Rabenstein kalesi - Almanya; Logan Inn - New Hope PA; Wild Boar Inn - Manchester İngiltere; Dudleytown - CT.

Sevdiği doğa sporu: Glastonbury Tor - England.

En sevdiği şiir: Owl and the Pussycat

En hatırlanabilir performans (diğer gruplar): Nero and the Gladiators in 1961 at the Southall Community Center; Jethro Tull 1975 War Child Tour

Favori sözü: "I'm not 16 so therefore my opinion is of no consequence."

Pişmanlık: Signing contracts with old management

Sevdiği hayvanlar: Bamboozler (Our Himalayan cat), Hopscotch (Our Persian cat) and Romper (our Mainecoon cat)
Note: Bamboozler kedisi 21 aralık 1999 da ölmüş.

Sevdiği ağaç: porsuk ağacı (eskiden bu ağaçtan ok atmak için yay yaparmış)

Eğer hayvan olsaydı Baykuş olmak istermiş ama dediğine göre zaten bir porsukmuş Very Happy

Sevdiği renk: yeşil

Sevdiği mevsim: Eylül sonbahar

Uğurlu sayısı: 9

Kullandığı elektro gitar: fender ve gretsch
Başa dön
Kullanıcı profilini gör Özel mesaj gönder MSN Messenger
Mesajları göster:   
Yeni Başlık Gönder   Cevap Gönder    HMTR Forum Ana Sayfası -> Heavy Metal - Hard Rock - Hard'n Heavy Tüm saatler GMT +2 Saat
1. sayfa (Toplam 1 sayfa)

 
Forum Seçin:  
Bu forumda yeni konular açamazsınız
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz
Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz
Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız

Bu Forum gücünü phpBB'den almaktadır. Tema nukemods.com tarafından uyarlanmıştır.
Forums ©
Heavy Metal TR . COM © 2004 - 2008 tüm hakları saklıdır. - Forum Arşivi - Sitemap -tag-
HMTR'den izinsiz alınan hiçbir materyal (kaynak yazılsa bile) başka topluluklar tarafından kullanılamaz!
The ultimate MetalToplist...