Tarih: Cmt Eyl 13, 2008 1:38 pm Mesaj konusu: Death Magnetic : Bölüm I - Thrash Manyetiği
Nihayetinde albüm piyasaya çıktı. Çok uzun bir bekleyişti benim açımdan. Çok da heyecanlı ve inişli çıkışlı.
İYİ BİR BAŞLANGIÇ
Albüm Metallica'nın genel tarzında, yine yeniliklerle dolu. Riff ler oldukça doyurucu ve kışkırtıcı. Bazı parçaların bazı kısımlarında hangi riff nereye kaydı hangi ritme geçti kestirmek zor olsa da , thrash metal açısından oldukça başarılı ve doyurucu riff ler olmuş.
Soloda ise Kirk bambaşka bir işe al atmış ve neredeyse albüm boyunca wah pedal kullanmış. Wah'da kendini bulduğunu söyleyen Kirk'ün bu aletle en iyi çıkardığı işi bana göre kesinlikle All Nightmare parçasıdır.
Lars'ın davul tonları St.Anger'a binaen daha bir değişmiş ama bazı noktalarda hala oradaki tonu andırıyor. Ancak Lars da diğerleri gibi doğru düzgün parçalara hasret bir şekilde kendi ensturmanına abanmış haklı olarak.
James'în vokali için fazla birşey söylemeye gerek yok bana göre albümün en kusursuz öğesi yine. Rob ise ciddi manada emek vermiş. Çok iyi bir sound yakalamış ve çok tatlı notalar ortaya çıkmış.
St.Anger bunalımından sonra çok iyi bir başlangıç olduğunu söyleyebilirim.
GÖZDEN KAÇIRILMAMASI GEREKENLER...
Death Magnetic thrash metal tınısını arkasına almış ve Metallica'nın yenilikçilk anlayışına göre dizayn edilmiş ve çok uğraşılmış bir albüm olmuş. Bunun yanında tonların çok daha yeni ve taze olması göze çarpıyor. Bu hoşuma gitmeyen bir unsur olmakla birlikte parçaların gidişatları çoğu parçada alışılmışın dışında gerçekleşmiş. Ritmin devamını kestirip bir kaç saniye sonrasını tahmin edememenize sebebiyet veren komplike atak ve ritmler. Bu da bir noktada baş ağrıtabiliyor bizzat yaşadım =)
Tüm bunların yanında diğer albümlerle kıyaslama yapıldığında bu albüm oldukça karmaşık bir hale girmiş. Sound açısından kesinlikle eskiye dair birçok şeyi bulabiliyorsunuz. Hepsinin yanında eskiden koparacak yeni şeyleri de .
Ve yine Kirk'ün sololarına değinecek olursak birkaç parçda oldukça garip (!) bir gidişat ve tarz yakalamış =) Sırf odaklanıp soloda bir bütünlük var mı diye bekliyorum ama aklıma solonun sonunda Kerry King geliyor. Anotal ve gidişatını kestiremeyeceğiniz bir solo. Eleştirmenlerden biri albümün bazı parçalarını ilk dinlediğinde albümü Slayer'a benzettiğinde çok şaşırmıştık. Benzer unsurlardan birisi bu olabilir. Çok uzak da olsa =)
Kesik kesik ritmler ve kesik riff ler yine birkaç parçada oldukça baskın. Ancak hemen arından ritme bağlaması işi kurtarıyor. Sonuç olarak insana verdiği hava açısından biraz derleyip toparlayacak olursak albüm bir parçasını dinleyip de bırakıldığında birşey anlatmayan ancak hepsini bir dinlediğinde çok şey verebilen bir havaya sahip.
ELE ALINMASI GEREKENLER...
Bu albüm hiç şüphesiz bataklıktan kurtulmuş bir grubun çıkarmış olduğu yeni bir albümdür. 2003 dönemini hatırladığımızda Metallica'nın çaresizliğini, bunalımını akıllara getiriyoruz. O dönemde kitlelerden yükselen sesler Metallica'nın bu boktan kurtulup bir an önce kendisine gelmesi hakkında idi. St.Anger gibi en dip noktadan fırlayıp nasıl normal düzeye çıkılırın cevabını aradılar onlar da.
Evet St.Anger kuyusundan çıkıp en yükseğe fırlamayı hedeflemediler. Öyle hissettirecek hiçbir yaptırımda ya da sözde bulunmadılar çünkü. Sadece düzlüğe çıkmayı amaçladılar. Yani Metallica St.Anger'dan sonra ne yapsa kendine ve kitleleri ile olan iletişimindeki yaralarına derman olarak yapacaktı. Bu yüzden Death Magnetic iyileşme noktasında yaraya merhem olmuş bir tatta albümdür.
Nedir bu iyileşme ? Ne açıdan iyileşme ? Elbette hikaye anlatmaya gerek yok. Yaşananlar ortada ve hafızalarda. Bir grup için en önemli iş konsantrasyon ise Metallica bunu uzun zaman önce kaybetmişti. Ruhsal ve kişisel sorunlar bu konsantrasyonun en büyük düşmanıydı nitekim. Ve müzik yapmaya elverişli bir ortam yoktu. İşte bu bazda bir iyileşme gerekiyordu. Nitekim yaşananlar atlatıldı ve işe koyuldu.
İşte Death Magnetic normal bir Metallica albümü olarak değil aynı zamanda bu açıdan da ele alınarak değerlendirildiğinde çok iyi bir albümdür. Tıpkı Load da olduğu gibi. Yine kişisel seçimler ve ardından gelen normal olarak ele alınmaması gereken bir albüm. Tıpkı Black de olduğu gibi. İlk dört albümden sonra gelen her albümün hikayesi oldu. bu hikayeleri bilmeden albümü değerlendirmek kitle açısından da grup açısından büyük eksiklik olurdu. İşte bu Death Magnetic'in hikayesi. Bu bataklıktan çıkıp temizlenmiş bir grubun çıkardığı albüm hikayesi...
ARTILARIYLE EKSİLERİYLE...
Albümü normal bir albüm olarak ele alarak değil de geçmişi ve günümüzü de baz alarak değerlendirdikten sonra albümün artıları ve eksileri ile ilgilenecek olursak, Death Magnetic'in kesinlikle dengede olduğunu açıklayabiliriz.
Soloların karmaşık olması çoğusu tarafından bir eksi olarak görüldü. Sweaping Pick tekniğinin çok kullanılması hakeza. Ancak diğer bir açıdan baktığımızda grubun ve solocusunun senelerdir bu işe girişmemiş olması bu noktada bu eksiyi götürebilir. Çünkü bilindiği gibi bir kaç senedir ne doğru dürüst işler çıkarılmış ne solo atılmış ne o tarzda bir gelişme yaşanmıştır.
İşte bu eksikliğe binaen kitleler haklı olarak "bu ne yapmış olmak için yapmışlar" dediler. KEsinlikle öyle. Doğru bir tespit. Ancak bu tespitin detaylarına inmemiz gerekir. Çünkü detay içinde detay var bu noktada.
En başta dediğimiz gibi grubun yakın geçmişini baz aldığımızda böyle bir tutumun (ne olursa olsun düzlüğe çıkmak adına birşeyler yapalım abartı derecesinde de olsa tutumu) haklılığı ortaya çıkabilir. Ancak bunu yaparlarken hiç de boş yapmamışlar ve ortaya oldukça yeni ve taze bir tını çıkmış. Yani Kirk aç bir şekilde sweep kasabilir Lars aç bir şekilde davula abanabilir ve James var gücüyle haykırabilir ancak tüm bunları anlam çerçevesinde ele aldığımızda eksiden bir artı doğuyor ve ışıklar yanmaya başlıyor. Sonuç ?
Uzun zamandır doğru dürüst yapılamayan bir iş = Abartılı unsurlar
Abartılı unsurlar = Uzun zamandır doğru dürüst yapılamayan bir iş
Yani bu iki sonuç birbirini tamamlıyor. Kitleler de haklı. Grup da. Bu yüzden her iki açıdan da değerlendirmek albüme emeğe saygısızlık etmemiş olmak demektir. Sadece bir açıdan ele almamak lazım. Kitlenin de ele aldıklarına saygı duymalı ve dikkat etmeli, grubun da yaşadıklarına da saygı duymalı ve dikkat etmeli.
ŞAŞIRTICI BİR DETAY DAHA...
Albümden önce birçok yaygara koptu. Thrash olacak hayır olamaz James'in sesi artık thrash'e el vermez hayır olur vs vs ... Albümde çok kışkırtıcı thrash riff leri mevcut. Ben şahsen bu kadar thrash temelli riff ler beklemiyordum. İnanmıyordum da thrash havası eseceğine. Çünkü benim de aklımda diğerlerinde olduğu gibi eski thrash asla gelmez görüşü vardı. Evet hala da var ancak gözden kaçırdığımız bir nokta Metallica'nın varolanı daha da süsleyip yeni bir şekilde bizlere sunması özelliği idi. Nitekim bu albümde thrash metal'in sanki yeni bir yüzü ortaya çıkmış. Riff ler ? Thrash evet. Davul atakları ve ritm ? Thrash evet. Sololar ? Hızlı evet. Vokal ? Zaman zaman gayet hızlı. Ancak farklı olan birşeyler var. İşte o da bu albümdeki tını, kulaklara bıraktığı ancak sözlere yansıyamayan o "yeni" tını. Yeni bir thrash metal sound u. Tabiki camia açısından değil grup açısından.
BU NOKTADA KIYASLAMA...
Tam bu noktada hatırlayın AJFA'yı. O ilk yakıcı üç albümden sonra nasıl farklı hava verdiler thrash metal'e ! Nasıl daha dolgun ve çok daha ağır ama bir o kadar yırtıcı bir thrash metal sound u yakaladılar ? İşte ben buna tarih tekerrür eder diyorum çünkü Death Magnetic de AJFa tadında bir albüm bu açıdan. Elemanlar o kadar AJFA ye benzettiler bu albümü çıkmadan önce. Bence AJFA'nın konumu ve yapısı açısından benzettikleri çok açık.
Diğer Metallica albümleri ile kıyaslandığında Death Magnetic'te Reload tarzı vokallar, KEA tarzı vokaller bazı parçalarda, Black tarzı bir gitar kompozisyonu ve oldukça karmaşık bir davul tınısı ve havası hakim. Metallica'nın kendisi için yaratmış olduğu yeni hard rock sound undan biraz, thrash metal'in temel unsurlarından bayağı eklenmiş ve ortaya yepyeni bir havada albüm çıkmış.
Peki ne tarz bir albüm bu ? Kesinlikle thrash diyebiliriz. Thrash olabilecek çok unsuru var. Tıpkı Testament'ın son albümüne, Exodus'un son albümüne diyebildiğimiz gibi. Onlarda da eksiler var ancak albümler tamamıyle thrash metal temelleriyle donatılmış. O albümlerde de sırf eksiler var diye ağırlıkta olan thrash temellerini görmezden gelmek saçma ve acımasızca olurdu. Ancak onlara old school thrash mı dendi hayır. Onlara da thrash metal'de yenilik arayan bir grubun çıkarmış olduğu yeni thrash metal albümleri denildi. Yeniden kasıt yanlış anlaşılmasın. Megadeth'in UA'ındaki yenilikten bahsediyorum. Yaratıcılıktan. İşte bu noktada da illaki bir tarz altına koymak isterseniz rahatlıkla thrash metal albümü diyebilirsinizi Death Magnetic'e. Tabiki parantez açıp yeni bir hava estirilmiş ibaresini de ekleyerek. Tıpkı diğer gruplarda yaptığınız gibi.
GRUPLAR AÇISINDAN KIYASLAMA...
En hoşuma giden şey ise camiadanki büyük grupların son albümleri arasında kıyaslama yapmaktır. Bu hem grupların hem de camianın şuanki konumu hakkında oldukça sağlam bilgiler verir.
Çok fazla derine inmeden demirbaşlar ele aldığımızda Megadeth'in United Abomination'ı, Kreator'un Enemy Of God'ı , Testament'ın Formation of Damnation'ı, Metal Church'ün The Present Wasteland'ı Exodus'un The Atrocity Exhibition: Exhibit A 'si Metallica'nın Death Magnetic'i ile kıyaslandığında ortaya çok güzel bir tablo çıkıyor. Nitekim bu albümler ile thrash metal'in şuanki konumu hakkında çok fazla bilgi alabiliriz. Çünkü bunlar bu türün şekillenmesinde rol aldılar. Nabzı bunlar denetledi bunlar yokladı. Gündemi bunlar sıcak tuttu. Bu albümlere baktığımızda MC, Megadeth ve Kreator son zamanların bana göre en iyi iş yapan thrash grupları arasına giriyor. Son albümü ile de Metallica yenilikçilik bazında diğer gruplarla aynı statüyü paylaştı bana göre. Camianın çıtası belki biraz daha yükseldi.
Bu tür gruplardır çünkü ilham kaynağı olanlar. Bunlardır nasıl daha yeni birşeyler yapılabilirliği gösterenler. bu grupların çıkan son albümlerine baktığımda ve tekrar Death Magnetic'e döndüğümde kesinlikle aynı konumda albümler görüyorum. Öncü ve yeni. Kaliteli ve başarılı.
BEKLENTİLER...
Elbette kitlelerin beklentileri çok uçuk oldu. Haklılardı da. Çoğusunun da beklentisi yoktu. Bana göre bu albüm beklentileri dengeledi. İsteyene istediğini verdi. Kesinlikle eksileri ile artıları ile istenileni verdi. Olamazları ortadan kaldırdı. Olabilirleri oldurdu.
AZİM, EMEK ve BAŞARI...
Ve sonuçta grup o bataklıktan çıktı. Temizlendi ve arındı. Hemen ardından işine geri döndü ve azminin emeğinin sonucunu başarı olarak aldı. Ben bu albüme kesinlikle geçiş albümü olarak baktım şuanda da öyle bakıyorum. Benim daha büyük beklentilerim, asıl beklentilerim bu albümden sonra olacaktır. Bu albümden sonra beklentilerim büyük olacaktır. Elbette yine karmaşık düşünceler var kafamda. Ancak yapılması gereken de bana göre budur. Bu albümden kimse ahım şahım birşey beklemesin. Olamaz çünkü bana göre olmadı da . Ancak ne oldu ? Çok samimi ve gerekli bir albüm oldu. Çok gerekli bir albüm. Bir geçiş albümü bana göre. Ayrıca çok da üstün bir başarı elde edildi. Sıfırdan başlayan bir grup için çok da iyi oldu. Azim, emek ve başarı. Thrash Metal'in manyetik gücü sayesinde de albümün kulakara hoş bir tınısı dokundu. Bu kesinlikle her açıdan manyetizmanın, çekim gücünün yaşandığı bir albüm oldu. İyi ve aydınlık günlerin ve thrash metalin manyetiği. İşte bu grubu yeniden ayaklandıran manyetizma. Ve sonucunda Death Magnetic gibi artılarıyla eksileriyle bir başarı ve mutluluk öyküsü ortaya çıktı...
____________
Albümün genel havası ve konumu ile ilgili bir başlık oldu bu. Albümün ikinci kritiği yani parça tahlilleri vs ileride.
Not : Grubu değil albümü konuşalım arkadaşlar. Artıları ve eskileri saygılı ve mantıklı bir şekilde bildirelim. Güzel bir bilgi paylaşımı dönsün. Teşekkürler...
Şimdi detaylı olarak okudum. Söylediğin şeyler gayet mantıklı ve destekli , örneğin Kirk'ün solo olayına pek kızmamıştım ama Lars'ın davul tonu biraz kafa şişirici gibi geldi bana , yazıyı okuyunca daha iyi anladım bunu , adamlar yıllardır fanlar tarafından beğenilen bir iş yapmıyor , bunun getirdiği doyumsuzluk ve açlık var...
Bu olay şimdi bana Lars'ın AJFA albümü hakkında söylediklerini hatırlattı , aynı o zamandaki gibi , Rob yine geride kalmış (diğerlerine göre)
Rob çok feci bir ses yakalamış bence ya. Çok rahat alabiliyorum parmaklarının tellerle buluştuğu noktadaki sesleri =) Uzun zamandır hiç bu kadar rahat alamamıştım Metallica - bass sesini...
Kirk wah pedalını çok seviyor, onu kullanınca kendini iyi hissettiğini söylüyor ve bu konudaki eleştrilerin bir kulaktan girip ötekinden çıktığını belirtiyor. O yüzden albümdede fazlasıyla wah wah kullanmaktan kaçınmamış.. Melodik solo atmayı çok seviğini hep söyler ama bu albümde pek rastlayamıyoruz, genellikle hızlı vurucu sololar var. Ama bence Kirk açısından Metallica tarihindeki en başarılı albüm..
Rob'un bass soundu bence mükemmel. Çok temiz, tatlı, çekici bir tonu var, İrfan Abinin dediği gibi parmaklarıyla vuruşunu duyabiliyoruz..
Lars'ın davulları bence parçalar için en uygun olanı. Bir kere mutlaka kulaklıkla dinlemenizi öneririm albümü. Çünkü orda net olarak anlaşılıyor en ince noktasına kadar belli herşey. Ve davul tonunun çok tok olduğunu duyuyorsunuz. LArs'ın AJFA'Dan sonraki en iyi performansıdır ayrıca bu albüm. Tek olumsuz yanı bence ziller, fazla ötüyor..
James için söylenecek birşey yok.. Parçadaki her şarkının kelime kelime söz yazarı, Rob '' eğer bir söz uymuyorsa melodiye, James'in yedekte mutlaka bir iki sözü daha vardır'' diyor Metallica = James Hetfield olduğunu bir kez daha kanıtladı kendisi bu albümde.. Master of Puppets ruhumu, özlemimi geri istiyorum artık dedi ve istediğin aldı. Bizim istediğimizide verdi..
Bunların olmasında Rick Rubin'in katkısı büyük. Kirk ''Rick'in en sevdiğim yanı yanımızda olmaması'' diyor. Evet Rick arada bir uğruyor, elemanları toplayıp biraz konuşma yapıyor ve gidiyor. Herşeyi gruba bırakıyor yani. Hatta albümün mixlerini vs falanda o yapmamış..
Albüm hakkındaki yorumum ise; bence yavaş yavaş can çekişmeye başlayan metal müziğin son yıllardaki en iyi temsilcisi.. Resmen riff bombardımanı var albümde, çoğu kişi tarafından bu durum eleştrilsede, dinledikçe daha iyi hazmediliyor ve mükemmelliği ortaya çıkıyor herşeyin.. Tek sorun hazmedememek. Bunuda zamanla aşıcak insanlar.. Tarz olarak Master AJFA arası, ama yepyeni bir Metallica müziği kısaca..
Hammet bence Solo konusunda herşeyi denemeye çalışmış. Her şeyi katmış herşeyin içine. Kill Em Am , Ride Lighting her dönemden hava aldım şahsen. Bazı Pickleri çok yersiz bana göre ancak Cynadie Solosunda bir şeyler etmiş. Pickler bana , Fade To Black ve Ride Lightg anımsattı. Eksi bir şey değil bu , aksine güzel olmuş solonun akışına göre pickler ancak soloyu biraz daha derlese daha güzel olurdu. Yani düzensiz bir kısımda tamma diyorsun sonra Wah a abanıyor.
Metallica Son Albümü ile en azından St Anger gibi albümlerden öte daha çok şey yapcağını gösterdi. Ancak yinede geçmişteki o dönemleri insanlar görmezden gelemez.
Güzel yazı olmuş, Metallica fanı olmasam da dediklerinin çoğuna katılıyorum. James'in vokali benim de pek hoşuma gitmedi açıkcası. Ama genel olarak albüme bakarsak St. Anger gibi bir faciadan sonra oldukça güzel bir albüm.
Kayıt: Jun 19, 2007 Mesajlar: 639 Nerden: Land of the Metal Gods
Tarih: Pts Eyl 15, 2008 2:56 pm Mesaj konusu: o öyle değilmiş böyleymiş :D
1.edit the day that never comes parçası çok hoşuma gitti.Gitar tonları ve ritim atlamaları çok hoş , vokali beğenmedim diyenler bir daha dinlesin bence , ilk dinlemede bazı şeyler anlaşılmıyo bakın ilk dinlmeyle yaptığım yorumu hemen editledim sonuç olarak st.angerdan bin kat daha iyi olduğunu söyleyebilirim yani playlistime koymaktan utanmıyacağım bi albüm(uzun aradan sonra)
Wow . . . just off the plane after an amazing visit to some of our favorite places in Europe. Celebrating the release of "Death Magnetic" with all of you guys in Copenhagen, Berlin, and London was the ultimate way to close out an over the top summer! And just when we think it can’t get any better, we hear that the new record is number one in just about every country on the planet . . .what can we say other than "THANK YOU!!" Thank you for all your support, patience, ongoing feedback, traveling far and wide to shows, and in general for sticking with us through this wild and crazy ride.
Now the next level of nuttiness begins . . . see you out on the road for the rest of this year and all of the next!
Alıntı:
Wow... Avrupa'nın inanılmaz geçen bazı favori mekanları ziyaretimizin ardından yeni geldik. Sizlerle Kopenhag, Berlin, Londra sehirlerinde "Death Magnetic" in piyasaya sürülüşünü kutlamak için yaptıgımız sunum bu yaz yaptıklarımız arasında yapabildigimiz en mukemmel etkinlikti. Ve biz daha iyisi olamaz diye düşünürken, yeni kaydın neredeyse gezegendeki tüm ülkelerde bir numara olduğunu duyuyoruz. Teşekkür etmekten başka ne diyebiliriz ki!!!! Tüm desteğiniz, sabrınız, devam eden ilginiz, uzaktaki showlarımızda bizimle beraber olup bu çılgın ve sert yolculuğumuza katıldığınız için teşekkür ederiz.
Şimdi bu lezzetliliğin bir sonraki adımı başlıyor. Yılın geri kalan kısmında ve gelecek yılda yollarda görüşmek üzere.
St. Anger, o albüm Metallica'nın albümü olduğu için Grammy almıştı, listelerde 1 numara olmuştu. Ne kadar beğenilmesse beğenilmesin o bir Metallica albümüydü çünkü..
Ama Death Magnetic hakkıyla tüm listelerde bir numara oluyor ve yine hakkıyla çok büyük ihtimalle Grammy'yi de alıcak. Bu albüm bu başarıyı, bu övgüyü sonuna kadar hakediyor. Bize biraz geçte olsa tekrar gerçek Metallica'yı bir albümden dinleme şansı verdikleri için asıl onlara teşekkür etmemiz lazım..
Grammy işinde en baştan beri saçmalık vardır zaten o ayrı. Hakeden çoğu kez kaybetmiştir işin içine başka şeyler karıştığı için. Alıp almamalarıda önemli değil bu saatten sonra ama sonuç olarak bu albüm alırsa eğer Grammy vs hakkıyla alıcak onu belirtmek istedim..
Bu forumda yeni konular açamazsınız Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı değiştiremezsiniz Bu forumdaki mesajlarınızı silemezsiniz Bu forumdaki anketlerde oy kullanamazsınız
Bu Forum gücünü phpBB'den almaktadır. Tema
nukemods.com
tarafından uyarlanmıştır.