
Edit 1:
NTV - Gece Gündüz Programından Konser Görüntüleri ve Grup ile Röportaj için
tıklayın !
13 Temmuz 2008 - Judas Priest Istanbul Konseri
Kritiği
İSTANBUL BOĞAZI TARİHİN EN BÜYÜK HEAVY METAL GRUBUYLA SALLANDI !
Ne diyebilirim ki. Muhteşem bir gecenin ardından o anları sözlere dökmek o kadar
zor ki. Senelerdir dinlediğimiz , albümlerini alıp biriktirdiğimiz , internette
konserlerini bulmak için türlü türlü siteler gezdiğimiz , dvd'sini takıp evde
Metal God yürüyüşü yaptığımız bir efsane geldi geçti İstanbul'dan. Herkes bir
düşüncede birleşti. Konser , Türk izleyicisinin izlediği en muhteşem
konserlerden biri oldu. Priest , 2008 turnesinin en güzel performansını dün gece
İstanbul Boğazında gösterdi.
Şunu belirtmeliyim ki , Halford'lu izlediğim 10+ Angel Of Retribution turu
konser dvdsi , 10+ 2004 Reunion konser dvdsi beni bu kadar etkilememişti. Judas
Priest son 5 yılın en iyi performansını dün gece 10.000 kişiye İstanbul'da
verdi. Yabancı forumlarda da Türk forumlarında da Istanbul konserinin muhteşem
geçeceği tartışılmıştı zaten. Çünkü Priest öyle bir grup ki , onlar zaman
geçtikçe açılır. Avrupa'nın son ayağı Istanbul konserinde de ortalığı dağıtır
diyorduk. Öyle de oldu. Priest şarkılarındaki vokaller , bildiğimiz heavy metal
vokal tekniğinden çok daha farklıdır. Çünkü Priest'in yaptığı metal , Halford'un
dediği gibi "Judas Priest style Heavy Metal"dir. Gittikçe açılacağını bildiğimiz
Halford vokalleri de dün gece tek kelimeyle muhteşemdi. 2008 turunun ilk konseri
Icehall Finlandiya ile dünkü konseri karşılaştırırsak , aradaki fark inanılmaz
!!!
Konser kritiği için devamına tıklayın !!!
Konser sabahı 6'da kalkıp hemen otobüslere atladık. Kuruçeşme Arenanın önüne
tam tamına 8:30 gibi gittik. Arenaya giden ilk 10 kişiden biri olmanın sevincini
yaşıyorduk. Priest'i en önden izlemek için güneş altında tam tamına 13 saat
bekledik. Normalde güneş altında 2 saat dursak ya burnumuz kanar ya da
bayılırız. Ama içimizde öyle bir tutku vardı ki , tam tamına abartmadan 13 saat
bekledik. Sıramızı kaptırmamak için ayakta durmaya çalıştık. Değdi mi ? Sonuna
kadar değdi. Bir daha gelseler bu sefer 20 saat bekler misin diye sorarsanız 30
saat daha beklerim derim =)
Sırada beklerken "yeaa yeaa yeaaa ohh yeaaaa" oyunlarını da unutmadık.
Halfordvari Priest oyununu oynamazsak olmaz tabiki. =) Zaman yavaş yavaş geçti ,
ellerde gazeteler , kafalara tuttuk. Güneşin 19:00 gibi batmasıyla birlikte
artık konser havasına girmiştik. Bu arada siteden birçok arkadaşla tanıştık ,
birbirimize destek olduk , kafalarımıza özel olarak gazete şapkalar yaptık , 1
milyoncu olduk , sarhoş olduk , bağırdık , çığlık attık , yoldan geçen teyzeler
bize "yazık valla güneşin altınca cık cık cık" dedikçe biz daha da bağırdık =))
Küs olanlar birbirlerine bakmamak için götlerini yırttı , bazıları aralarındaki
husumeti gidermiş kenka bile olmuş haberim yok =))
Saat 19:20 gibi kapılar açıldı ve içeri girdik. En önde olmanın zevkiyle
içeri nasıl koştuğumu hatırlamıyorum. Sahnenin en ortasına ve en önüne geçip
demirlerden tutunmaya başladım. Alan yavaş yavaş dolmaya başladığında arkadan
itişmeler , sövmeler , tartışmalar da başladı tabi. Priest konserine mi gelmiş ,
bilek metal konserine mi gelmiş belli olmayan dümbükler "pogo yapıceek pogoo"
diyince baya bir sövdüm içimden , yalan yok. Tabi bu durumdan baya bir şikayetçi
olup , konseri adam akıllı bir şekilde bekleyen , kendi kendine eğlenen ve
etrafına rahatsızlık vermeyen yaşı büyük insanlar da çoktu.
Saat tam 21:00da konser başladı. Yeni albüm Nostradamus'tan Dawn Of Creation
introsu girdiğinde artık kalplerimiz durmak üzereydi. Daha önceden
anasayfamızdan belirttiğimiz gibi setliste şaşırmadık. Bildirdiğimiz şarkı
sırasına göre sıra sıra çalındı herşey. Intro bitip Scott gök gürültüsü gibi
girdiğinde , sol taraftan Halford asansörle dumanların arasından asasıyla ve
cübbesiyle "Nostradamus" edasıyla çıkıverdi. Prophecy parçasında en öndeki
gazeteciler de kayıtlarını yaptılar. Cübbesinin başlığını indirip , o parlak
kafası göründüğünde ise herkes çığlığa boğuldu. Evet , Judas Priest
İstanbul'daydı ve karşımızda dvd takmış gibi onları izliyorduk. İnanılmaz bir
his.
Metal Gods parçası Prophecy'nin hemen ardından başladı. Rob Halford sahnenin
önündeki sisli kapı açldığında içeriden Metal God yürüyüşü yaparak üzerimize
geldi. 2004 ve 2005 yılındaki turlardan farklı olarak şarkının sonunda "Metal
Goooooooooooooooods , Metal Gooooooooooooods" diye çığlık atması muhteşem bir
andı. O nasıl bir çığlık , o nasıl bir karizmadır arkadaş !!! Tıpkı Resurrection
turundaki gibi şarkı sonundaki bu çığlıklar bizi fena gaza getirdi !!
Metal Gods parçasından sonra Halford gene o klasik sözlerini söyledi. "Look
at all these heavy metal maniacs in the night , are you ready for some Judas
Priest style heavy metal? Lets goooo". Ama daha öncesinde mikrofonundan dolayı
bir sorun olmalı ki , "Its Sunday night here in Istanbul and the Priest is back"
sözlerini duyamadık. Ama "The Priest is back" dememiştir umarım , çünkü bu ilk
Istanbul konseri =)) Onun yerine başka cümleler kullanmıştır.
Eat Me Alive parçasında seyirci nakarat hariç biraz sessiz kaldı. Sanıyorsam
şimdiye kadar hiç live olarak çalınmadı bu şarkı. 2008 bootleglerini dinleyenler
hariç , şarkıya eşlik eden yoktu =)) Hazırlıklı gelenlere laf söylemiyorum
tabiki. Ya da Priest sapıklarına. Onlar zaten her şarkıyı ezbere söylediler.
Şarkının sonunda efektli "Eaaat , meeeeaaa , aaaaaa liiiiiiiveee" kısmı da
muhteşemdi. Şarkının solosunu zaten söylememe gerek yok. Glenn ve KK gene
döktürdü.
Between The Hammer And The Anvil parçasına sıra geldiğinde ise KK , Halford
ve Glenn üçlüsü yanyana geldi. Tıpkı 90 Painkiller era konserleri gibi bir aşağı
bir yukarı sallanarak girişi performe ettiler. Halford'un elinde Priest bayrağı
vardı ve onu sallayarak şarkıya girdi. 91 yılından beri ilk defa setliste
konulan bu şarkıyla beraber hakikaten sarhoş olduk. Judas Priest'in kişisel
olarak en favori parçalarımdan birini canlı olarak izlemek bir rüya gibiydi.
Solosunda ise KK ve Glenn şov vardı gene. Scott Travis ise bir makina gibi bütün
konser boyunca bir kez ritm bile kaçırmadı. Her zamanki gibi. "C'mon
Istanbuuuuuuuuuuuuul" diyordu Halford. Şarkının sonunda geldiğimizde ise
kulaklarımızı neredeyse tıkayacaktık. "Between the hammer and the
anviiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiil" çığlıkları Boğaz Köprüsünün iplerini yerinden
oynattı !!! Bir önceki konserlerdekine göre (Graspop , Munich , Zwolle) çok daha
temiz çığlıklar vardı. En önde ve en ortada olduğum için fazla ayırt edemedim
vokali , gitarı , bass gitarı ama arkadaki arkadaşların kulakları herhalde sağır
olmuştur =))
Ve Devil's Child.. SFV turundan beri çalınmayan bu şarkı nihayet setliste
dahil edildi. Bunu da live dinledikten sonra gözlerimiz açık gitmez =) Muhteşem
high pitched Halford vokalleriyle ziyafet çektik. "You took my heart and...."
kısmında ise resmen uçtuk !!! İki eliyle mikrofona sarılmış Halford, çığlık
üzerine çığlık atarak söylüyordu. Ağlamamak mümkün mü !!!
Breaking The Law'da seyirci o kadar coştuki , ellerimin altındaki demirlerin
kaburga kemiklerimi kıracağını hissettim. Hell Patrol şarkısında ise Scott
Travis'in gök gürültülü twin pedallarıyla midelerimiz inledi. Yumruk üzerine
yumruk yedik. O nasıl çalmak arkadaş. Bageti yukarı atmalar geri almalar falan.
Süperdi !!! Muhteşem solosu da ayrı bir olay.
Death şarkısında ise Halford yine sahnenin ortasındaki kapıdan içeri
sandalyenin üzerinde cellat kılıklı bir adam tarafından getirildi. Cellat ,
Halford'u iterek sahne ortasına getirdi. Sandalyede herhalde tekerlek falan var.
=)) Bu şarkıda izleyici sessiz kaldı ama normaldir. Yeni albümden bir şarkı
tabiki. Halford elinde bastonu , yine Nostradamusvari hareketler ile sahnede
yürümeye başladı. Kamburunu çıkarıp , suratını ekşitip seyirciye şarkıyı
söyledi. "Messenger oooof deaaaath". O kadar ağır ve derin bir parça ki , bir
film gibi izledik. Sanki bir hikaye anlatıldı karşımızda. Ölümün bizi alacağını
ve mezarımızın hazır olduğunu söylüyordu Halford ! Geberiyorum sandım bir an =))
Dissident Aggressor parçası gene sanıyorum hiç çalınmamış bir parça olarak
2008 setlistinde yer aldı. "Graaaand canyons" girişiyle "hoop noluyoz lan" dedik
resmen. Scott yine twin pedallarıyla midemize yumruklarını attı. KK , Glenn ve
Ian üçlüsü sanki stüdyoda çalıyor gibi çaldılar. Kötü anlamda değil yani.
Muhteşem performe ettiler parçayı. Kaç senedir çalınmayan bir parçayı korkmadan
setliste koyup çalmak her grubun harcı değildir. Halford'un "I know what Iam Im
Berlin" çığlıkları yine cam gibiydi !!!
Angel parçasına sıra geldiğinde Glenn Halford ve KK üçlüsü yine sahnenin
ortasına geldiler. Albümde nasıl o etkileyici vokal tekniğiyle söylüyorsa
Halford , onun 2 katı etkileyici şeklini söyledi bizlere. Operatik sesi bizlere
öyle anlar yaşattı ki bu şarkıda , gözlerimizdeki yaşlara engel olamadık !!
Konserin ikinci kısmına gelindiğinde Hellion - Electric Eye vardı sırada.
Halford gene asansörle sağdan soldan çıkıyordu. Üzerinde parlak ceketiyle
Priest'in marş olmuş şarkısını bir kez daha bizler için söyledi. Kalabalık aynı
Whitesnake 2006 konserindeki "Aint no love in the heart of the city"
parçasındaki gibi bu şarkıda da ağızlarına gelen kelimeleri söylemeye çalıştı=))
Whitesnake 2008 konserinde bunu bir daha yapmamıştık , umarım 2009'da Judas
Priest'e kendimizi affettiririz. =))
Rock Hard Ride Free parçasıyla 80'li yıllardaki Priest'i izler gibiydik. Hala
o ruhla çalmaları , gitaristler KK ve Glenn'in inanılmaz soloları bizleri yine
ağlattı. Sinner parçasında ise KK Downing şov vardı resmen. Yeni yaptırdığı
beyaz custom Flying V ile boğazı inletti. O nasıl solo atmaktır be adam ,
çalarken ruhunu resmen gitar ile birleştiriyor ya !!! Sinner parçasının
sonundaki Halford çığlıklarından bahsetmeye gerek yok herhalde =))
Painkiller'a sıra geldiğinde ise Scott kendine özel , şimdiye kadar hiç
yapmadığı doğaçlama bir intro çaldı. Şarkının girişindeki bateri solosunun
birazını çalıp bıraktı , çalıp bıraktı. 3-4 kez bunu tekrarladıktan sonra
şarkıya girdiler. Şarkıya girmeden önce demirlerden o kadar sıkı tutundum ki ,
arkamdaki 10bin kişinin beni ittirip ciğerlerimi sahneye fırlatacağından
tırstım. Şarkı başladığında ise Glenn ve KK o efsane şarkının notalarını
basarken artık hacı olduğumuzu hissettim. =)) Painkiller şarkısını da Priest'ten
duyduysak artık bizim herhangi bir konsere gidip herhangi bir şarkıyı
dinlememize gerek kalmadığına kanaat kıldım =)) Bir KK bir Glenn sırayla soloyu
çektikten sonra gözüm Halford'un ceketine ilişti. Daha önceden görmediğim bir
ceketi giymiş , arkasında da Nostradamus albümünün kapağını bastırmış. Kolları
kesik birşeydi. Muhteşem karizma katmış hakikaten. Forumlarda birkaç kişinin
"Halford Painkiller'da sahnenin ortasına yattı , geberdi öldü" yorumlarına tanık
oldum. Şöyle söyleyim , Halford bunu 90 yılından beri her konserde yapar. O
şarkıyı diyaframsız söyleyemezsiniz arkadaşlar. Diyaframınızı kullanmak için de
Halford eğilerek söyler o şarkıyı. 90 yılında da böyle oldu , 91de de , 2004te
de , 2005te de , Istanbul'da da. Böyle yorumlar yaparak kendinize güldürmeyin.
Neyse , Painkiller şarkısının sonlarındaki çığlıklar gene müthişti. Halford'un
ağzından burnundan gelen terler neredeyse suratıma kadar sıçradı. Adam bu
şarkıda tükürdüğü kadar hiçbir zaman tükürmüyordur herhalde. Hele o kelinden
akan terler neydi öyle =))
Hell Bent For Leather'a motor ile çıkacak mı çıkmayacak mı tartışmalarına son
noktayı ise koydu Priest. Judas Priest bu , ilk kez sahnede motoru kullanmaya
başlayan grup bu. Harleysiz bir Priest konseri olur mu ? Tabiki olmaz. 2005
yılından ayrı olarak başka bir motordu bu yalnız. Biraz değişik. 2006 Royal
Albert Hall konserini izleyen bilir. Onunla aynı motor olması lazım. Glenn ,
şarkının girişini deliler gibi kafa sallayarak ve gitar çalarak yaptıktan sonra
bir de baktık ki sahnenin ortasındaki kapı tekrar açıldı. Yine sisler içerisinde
ve motor sesiyle birlikte HALFORD THE METAL GOD üzerimize sürdü motorunu. Ve
durdu sahnenin ortasında. "Seek him here seek him on the highway" nidalarıyla
inlettik Kuruçeşmeyi.
Yine motor üzerinde Halford , The Green Manalishi parçasını anons ettiğinde
sahne yeşillere büründü. Efsanevi şarkıyı Priest'ten canlı olarak izlemek ve
dinlemek inanılmazdı !!! Oooooo ooooo oooohooo sesleriyle söyledik , eşlik ettik
, ağladık. Ne denebilir !!!
Halford "one more one more" diyordu. Ve sıra gelmişti son şarkıya. You've Got
Another Thing Coming" parçasına girişteki klasik Halford oyunu yapılacakti
tabiki. Ohohoho yeaaaah , oooov yeaaaah , ohohoho yeaaaah diye tekrarlıyorduk
Halford'u. Hatta bir ara hiç yapmadığı birşeyi de yaptı Halford.
"Nostradaaaamuuus , viiiindicated , noooostradamuus is aveeenged" diyerek
bizlere tekrarlattı. Yeni albüm şerefine =)) Elinde Türk Bayrağı , tam 3 kere
öpüp motorun kollarına astı. O an herkes çığlıklarla Halford'u tebrik etti. Bunu
neden heavy metal grupları hep Türkiye'de yapıyor , Steve Harris de forma
giymişti diyenler ise bence yanılıyorlar. Halford bu hareketi neredeyse her
konserde , bu şarkıda yapar. Yapmadığı yer yok ki =)) Muhteşem sololarla
birlikte şarkının sonuna geldiğimizde Halford söylerken bir de baktık ki şıkıdım
şıkıdım Türk oyunu yapıyor sahnede. Zeybek midir artık nedir , ona benzer birşey
=)) Onu gördüğümüzde ise bayağı bir güldük. Muhteşem bir jest !!
Ve konser bu şarkıyla bitti. 30 şarkı çalınacak söylentilerine konserden önce
verdiğimiz cevapta haklı çıkmıştık =)) Keşke çalsalardı tabi , keşke bu söylenti
doğru çıksaydı ama çalmadılar ve konser bitti. Tüm grup elemanları sahne önüne
geldi ve seyirciyi hep birlikte selamladı. Penalar atıldı , Scott bagetlerini
seyirciyle paylaştı.
Konserde Glenn Tipton ile belki 10 defa göz göze geldik. O kadar cana yakın o
kadar babacan bir adam ki , gözlerinizle ona baktığınızı yakaladığında o da size
bakıyor ve gülümsüyor. KK Downing aksine biraz soğuk gibiydi seyirciye. Normalde
KK sıcak kanlı davranır Glenn soğuktur ama bu sefer öyle olmadı. KK ile
neredeyse hiç bakışma olmadı =)) Halford tüm seyirciye sıcak davrandı , kişisel
olarak birkaç kez göz göze geldik onda da selam alamadım =)) Ian ise tıpkı Glenn
gibi çok babacan ve sıcak kanlıydı. Ona da 30 saniye baktıktan sonra kesinlike
göz göze gelip selamını almanız kaçınılmaz =) Scott ise pek çok konsere göre
daha gülümsüyor ve verilen ilgiye cevap veriyordu.
Muhteşem bir gecenin ardından ; Hacı olduk. Görebileceğimiz en büyük metal
konserine şahit olduk. 2 sene önce rüya diyorduk , hadi oradan nereden
gelecekler ulan diyorduk , ama dün rüyamız gerçek oldu.
Judas Priest Istanbul'da konser verdi.
Ever Judas Priest'i izledik dün.
Biz Judas Priest'i izledik.
Priest dün buradaydı.
Priest...
Not: Konser ile ilgili fotoğraflar ve videolar bu
sayfaya ve forumumuzdaki sayfaya hazırlandıkları an koyulacaktır. Lütfen takipte
olunuz.
MadROLLER
Heavymetaltr.com Webmaster
