Farklı Bir Lars Johann ''Yngwie'' Lannerbach ''Malmsteen'' Biyografisi!!
Tarih: 22.06.2008 Saat: 10:58
Konu: Grup Elemanları Hakkında Bilgi


O, gitaristler arasında duyguyu parmaklarına aktaranların en iyisi!
O, 80'ler dönemini bizlere en iyi hissettiren bir 80'ler aşığı!
O, Fender gitarın efendisi…


Malmsteen'in dünyasına yolculuğa çıkıyoruz...

Y. Malmsteen, 30 Haziran 1963'te Stockholm'de doğdu. Gitar ile 5 yaşında ilgilenmeye başladı. Gitara gerçek manada eğilimi, 1970'de, 7 yaşında iken 18 Eylül günü gerçekleşir. Çünkü bu tarih çok hüzünlü bir tarihti. Çünkü bu tarihte dünyanın doğaçlama gitar üstadı Jimi Hendrix yaşama, aldığı aşırız doz uyuşturucudan dolayı veda etmişti. O gün, haberlerde ölümü yayınlanan Jimi'nin görüntüleri Malmsteen'i derinden etkiledi. O gün bir yıldız batarken, bir diğeri doğacaktı.


Biyografinin Tamamı ve Görmediğiniz Çok Özel Fotoğraflar Devamında!

Yazar: Dante


Malmsteen bir ballad ustasıdır !

Malmsteen, artık sahip olduğu Fender Stratocaster gitarı ile yatıp kalkıyordu. Gitar O'nun vazgeçilmezi olmuştu. 10 yaşına gelince yeteneklerini geliştirmiş, bütün Deep Purple parçalarını çalabilir olmuştu.

Malmsteen'in ablası yetenekli bir flüt sanatçısı idi.

Onun bu klasik müzik merakı, Malmsteen'i klasik müziğe de itti. O zamanlarda küçük Malmsteen sıkı bir Ritchie Blackmore hayranı idi. Blackmore'un stilinden çok kendi stili peşinde idi. Nitekim kaderin bir oyunu gibi önce Jimi sayesinde gitara başlıyor, sonra ablasının klasik müzik ilgisi ile o tarafa yöneliyordu. Günümüz Malmsteen'in oluşumu böyle gelişti.

Okula olan ilgisi, müziğe olan ilgisinin artmasıyla gün be gün azalıyordu. Artık klasik müziğin üstadlarına iyice bağlanmış, Barok dönemi bestecileri Johann Sebastian Bach, Antonio Vivaldi, Tomaso Albinoni ve klasik dönem bestecileri Ludwig Van Beethoven, Wolfgang Amadeus Mozart, Nicolo Paganini gibi en ünlü ve usta sanatçılara aşina olmuştu. Malmsteen bu durumda bir ikileme düşmek yerine, sevdiği iki tarzın sentezi hakkında kafasında planlar kurmuştu bile. Daha önceden de geliştirdiği "sweep pick" tekniğininin, klasik müziğin yaylı çalgılarına uyumu için gece gündüz çalışıyordu.

O, günde 17 saat çalışırdı !

Malmsteen, yeteneğini törpülemeye devam ederken, 15 yaşında bir gitar tamir atölyesinde çalışmaya başlar. Gelen bozuk gitarlar ya da farklı çalgılar üzerinde bazı gitar teknikleri, fiziki darbelerle gitar türleri yaratmaya çalışır. Bir keresinde atölyeye gelen bir lut çalgıya baktı, bunu gitara uygulayabilirim düşüncesi ile bir fikir uyandırdı kendinde. Eline hemen bir gitar alıp lut a benzer işlemlere koyuldu. Klavyeyi biraz daha çukurlaştırdı ve sweep tekniğinini zorluğunu daha da aşmak için eline aldığı yeni gitarına da aynı işlemi gerçekleştirdi.

O, tekniğini, yetenekleri ile geliştirdi !

Bu yaşlarda Far Beyond The Sun, Icarus Dream Suite parçalarını besteledi. 18 yaşına geldiğinde ikk demosunu birkaç arkadaşı ile kaydetmeyi başardı. Ancak İsveç müzik piyasası Malmsteen'in bu alışık olunmayan tarzına alışamadı ve uyum sağlayamadı. Burada kendi ülkesinde iş yapamayacağını anlayan Malmsteen yurt dışına çıkmaya karar verdi. Yurt dışı hazırlıklarına henüz başlamışken, dışarı çıkmadan önce gönderdiği demolara Amerika'dan bir cevap geldi. Demoyu Shrapnel Music'in başkanı Mike Varney dinlemişti ve kendisini ülkesine davet etmişti bile. Geldiğinde bir albüm kaydeden Malmsteen, 83'te Alcatrazz grubunu kurdu. Evet 80'lerin en baskın müziğini yapan grubu kurmuştu. Ancak kendi çalışmalarını her zaman ön planda tutan Malmsteen bir sene sonra grubundan ayrıldı ve projelerine ağırlık verdi. Ve 84'te ilk solo çalışması olan Rising Force'u yayınladı. Bu albüm ile müzik oiyasalarında 60. sıraya yükselmişti bile. Artık Malmsteen'in zamanı başlamıştı...

Albümler hızla çıkagelirken, Malmsteen'de stil üzerine stil oluşturuyordu, bu stili bir zaman sonra birçok kesim tarafından eleştri oklarına hedef oluyor, bir başka kesim tarafından da hayranlıkla izleniyordu. Eleştri kısmı Malmsteen'in geliştirmiş olduğu stilleri birçok
albümde ısrarla kullanmasından dolayı idi. Onlara göre Malmsteen
yeteneğini geliştirdi ve bıraktı. Birçok albümde bu tarzının değişik versiyonları ile kitlelerin karşısına çıktı. Ancak Malmsteen hakkında bilmedikleri çok şey vardı...

Yngwie Malmsteen, gururlu, sert ve işinde en iyisi olmak isteyen bir gitaristti. Çoğusu kişiliğinin baskın yönlerini ortaya çıkarmaktan çekinmeyen böyle bir adamı çekemez olmuştu. Kimisi bu durumu müziğinin de önüne geçirerek cüretkar eleştriler yapıyordu. Ancak Malmsteen için zamanında yapılan pohpohlamaları Malmsteen bir zaman sonra kabul ettiğinde suçlu Malmsteen oluyordu. Onlar gaz verebilirdi ama Malmsteen gazı kullanamazdı onlara göre. Bu büyük bir yanılgı idi. Çünkü Malmsteen bu duruma gelmek için saatlerini günlerini heba ediyordu. Kendinden emin olması ve kendini ispat etmeye çalışması O'nun bana göre en büyük hakkı idi. Ve tüm bunların yanında Malmsteen'e gelen ağır müzikal eleştriler O'nu belki de kariyerinin çok önemli bir noktasına taşıyacaktı. Bana göre ve eminim O'na da göre bu nokta hiç şüphesiz klasik müzik ile nihayetinde buluştuğu [1999] Concerto Suite For Electric Guitar And Orchestra In E Flat Minor Opus1 albümü idi. Malmsteen nihayetinde hayranı olduğu klasik müzik öğelerini arkasına tam bir orkestra topluluğu alarak kullanmıştı. Bunun muazzam konserini de veriyordu aynı zamanda. Concerto Suite For Electric Guitar And Orchestra In E Flat Minor Opus1 albümü, klasik severlerce yeni bir soluk, metal severlerce ise çok küstahça bir işçilikti. Zaten her albümünde klasik öğelere ve yapıya yer verine Malmsteen eleştrilere kulaklarını tıkayıp koca bir orkestrayı da arkasına alarak bu eleştrilerin üstüne gitmişti. Çünkü o küçük yaşlardan beri bu iki müziğe aşıktı. Bunun sentezinin hayali ile yaşıyordu. Ve o hayalini gerçekleştirme zamanı 99'da gelmişti bile.

Ondan sonraki Malmsteen dönemi kendisini tekrar eden Malmsteen olarak anılmaya başlandı. Ancak bilmedikleri tek şey, Malmsteen'in her geçen gün yeni teknikler çıkarmak istemesi değil, parmaklarıyla insanın duygu noktasının bam tellerine dokunmaktı. Bu dönemden önce de bu dönemden sonra da Malmsteen bir hız adamı olmadığını, aslında bir duygu adamı olduğunu kanıtlıyordu. Ne varki teknikte en iyi olma hırsına bürünmüş kitlelerce olur olmaz adamlarla gitaristlerle karşılaştırılıp duruluyordu. Ancak kaçırdıkları noktaların teknik boyutları da vardı ki o boyutlardaki rekolar hala kırılabilmiş değildir.

Tüm bunların yanında ünlü gitaristler ile çıktığı şovlarda tam manasıyla çov gerçekleştiren Malmsteen okları yine kendine çekiyordu. Ancak o okların da kaçırdığı bir diğer nokta daha önce de dediğim gibi zamanında medyanın ve kitlelerin kendisini pohpohlamasının sonuçları idi. Onlar Malmsteen'i önce en iyi ilan ettiler, Malmsteen'in baskın kişiliğini öğrendikçe de Ondan nefret etmeye başladılar. Oysaki Mamlsteen bir zamanlar kendisine gelen olumlu sözleri kullanıyordu ve "evet ben oyum en iyisi de ben olacağım" diyebiliyordu. Bu bana göre gayet olağan birşeydi.


Yngwie Malmsteen sonuç olarak bugünlere her albümde başarı sağlayarak geldi. O bir ballad kralı idi. Bugünlere günde 17 saat çalışarak gelen bir insandı. İstediklerini yapabildi zamanla. O tam bir 80'ler adamı idi. İmajı bile hala 80'lerden buram buram kokular yaymaktadır. Deri giysiler hatta vazgeçemediği taytı. =)



Y. Malmsteen hakkında bazı kısa bilgiler:

- Eşinin Türk olduğu bilinir. İsmi Ebru'dur ancak kendisi Ona April diye hitap eder. Concerto Suite For Electric Guitar And Orchestra In E Flat Minor Opus1 albümündeki Prelude To April parçasını Ona ithafen bestelemiştir.

- 14 altın plak, 6 platin plak ve birçok dergiden 50'nin üzerinde ödül almıştır.

- Jim Dunlop marka 1,5 mm kalınlığında pena kullanmaktadır. Konserlerde 20 pena eskittiği bilinir.

- Jumbo Fret'li Fender Stratocaster kullanır. Bir albümde ise 18 farklı Stratocaster kullandığı rivayet edilir. Akustik gitar tercihi Alvarez ve Ovation'dır.

- Konserlerde gitarı boynunun etrafından aşağıya doğru çevirmeyi sevmektedir. Bu hareketi oldukça sık yapar.

- Dakikada 1600 nota basabilmektedir ve bu bir rekordur kimsenin hala egale edemediği.

- O'nun için şarkı sözleri değil müzik önemlidir. Bu yüzden bazı parçalarda şarkı sözü yazma konusunda eleştriler almıştır. Sözlerin derinliği açısından basit parçalardır onlar. Buna binaen müziğin daha önemli olduğunu söylemiştir kendisi için.

- Harmonik minor ve Diminished stilini sever. Besteleri barok dönemini yansıtır.

- İlham aldığı kişi Bach'tır.

Albümleri:

* Rising Force (1984)
* Marching Out (1985)
* Trilogy (1986)
* Odyssey (1988)
* Trial By Fire: Live in Leningrad (1989)
* Eclipse (1990)
* Collection (1991)
* Fire and Ice (1992)
* The Seventh Sign (1994)
* Magnum Opus (1995)
* Inspiration (1996)
* Facing the Animal (1997)
* LIVE! (1998)
* Concerto Suite for Electric Guitar and Orchestra in Em, Opus 1 (1998)
* Alchemy (1999)
* War to End All Wars (2000)
* Concerto Suite LIVE (2002)
* The Genesis (2002)
* Attack!! (2002)
* G3 Live: Rockin' in the Free World (2004)
* Unleash the Fury (2005)




Çalıştığı kişiler:

Vokaller:

* Jeff Scott Soto
* Mark Boals
* Joe Lynn Turner
* Göran Edman
* Michael Vescera
* Mats Leven
* Jørn Lande (yalnız turnede)

Klavyeler:

* Jens Johansson
* Mats Olausson
* David Rosenthal
* Joakim Svalberg
* Derek Sherinian

Bas Gitarlar:

* Marcel Jacob
* Wally Voss
* Bob Daisley
* Barry Dunaway
* Svante Henrysson
* Barry Sparks
* Randy Coven
* Rudy Sarzo
* Dakota Bollinger

Davullar:

* Zepp Urgard
* Barriemore Barlow
* Anders Johansson
* Michael Von Knorring
* Pete Barnacle (Yalnızca 1990 Eclipse Turnesi)
* Bo Werner
* Mike Terrana
* Shane Gaalaas
* Tommy Aldridge (yalnızca turne)
* Cozy Powell
* Jonas Ostman (yalnızca turne)
* John Macaluso

Yazar; Dante

heavymetaltr.com




Resimler;




















Bu haberin geldigi yer: Heavy Metal TR . COM
http://www.heavymetaltr.com

Bu haber icin adres:
http://www.heavymetaltr.com/modules.php?name=News&file=article&sid=975